O günleri görür müyüz?

A+A-
Yavuz Selim DEMİRAĞ

Türkiye'mizin son 50 yılında gazetecilik mesleğine mühür vuran isimlerin çoğunluğu polis-adliye muhabirliğinden gelmiştir. Bir nevi sokaktan yani... Başlangıcından itibaren haber yaptıkları olayların takibini yapar, soruşturma, kovuşturma, yargılama, hapishane ve tahliyelere kadar işin peşini bırakmazdı ustalarımız. Yeni nesil muhabirlerde böylesi fedakâr çalışanlara az rastlıyoruz. Dahası şimdikilerde "servis yapılanlar" revaçta. "Bavulcu"lar prim yapıyor. Sonuçta mesleğin hakkını veren ve yaptığı işin heyecanını yaşayanlar, gazeteciliğin emektarı muhabirlerdir. Aradan yıllar geçip köşe sahibi, yönetici bile olsa gazeteci muhabirlik ruhunu yaşattığı sürece başarılı olur. Bu satırların yazarı bazen yorulsa, hayal kırıklıkları yaşasa da muhabir heyecanı ile takip edip, perde arkasını yazdığı davaların sonuçlarını görmenin bahtiyarlığını yaşıyor.

Türkiye'mizin son 7-8 yıllık karanlık-kumpas davalarını bazıları unutsa da tarihe çoktan geçti. Bunlardan birisi de Diyarbakır'da başlatılan "Faili meçhuller" davasıdır ki önceki gün sonuçlandı.

Ülkemiz bir taraftan Ümraniye'de bir gecekondunun çatısından çıktığı iddia edilen el bombalarını konuşurken diğer tarafta "asit kuyuları", "topraktan fışkıran kemikleri" tartışıyordu. Algı operasyonları gırla gidiyordu kısacası... Meslek hayatı boyunca her kademede başarılara imza atan jandarma subayı Cemal Temizöz, kurmay olmadığı halde tuğgeneralliğe terfi edecek üç albayın birincisiydi. Kayseri İl Jandarma Komutanı iken Cizre'de 1992-1994 yılları arasında yüzbaşıyken terörün kökünü kazımanın bedeli olarak tutuklandı. Önce askeri cezaevine sonra emekli edilip, bir dönem yakalayıp adalete teslim ettiği teröristlerin kaldığı Diyarbakır E Tipi Cezaevi'ne konuldu. Diyarbakır'da her ayın son cuma günü sabah başlayıp gece yarısına kadar süren ve adeta çadır tiyatrosunu andıran duruşmalarda gizli ve yalancı tanıkların iftiraları ile yargı sonuçlanmadan itibar infazına uğratılarak katliamcı ilan edildi. Dahası tutuklu bulunduğu cezaevinde hücrede yalnız kalıyordu. Her an öldürülme tehlikesi ile karşı karşıyaydı. Temizöz'den intikam almayı kafaya koyan kumpasçılar onu aynı zamanda "Balyoz Çuvalı"na dahil etmişlerdi. Ayrıntılarını "İmamların Öcü" adlı son kitabımda yazdım. Silivri'deki duruşmalara katılma zorunluluğu bir nevi onu ölümden kurtardı ve İstanbul'a tutuklu olarak getirildi.

Bu sütunlardan üç yıl  boyunca Diyarbakır'daki "Yalancı Şahitler Kahvesi" manzaralarını her ay 2-3 yazı ile kaleme almaya gayret ettim. Bu dava bana gerçekleri aydınlatmak için Hukuk Fakültesi okuma kararı aldırmıştır. Alanında en önemli kaynak eser olan "Siyasallaşan PKK Terörü" adlı kitabı Temizöz'e yazdırmak için teşvik ettiğimi de belirtmeliyim. Nitekim ön sözünü de ben yazdım. Dava dosyası, gözlemlerimle olağanüstü bir arşiv oluşturup kitabını yazmaya karar verdiğimde, genç gazeteci kardeşim Ceyhun Bozkurt'un "Abi bunu ben yazmak istiyorum" ricası ile rafa kaldırdım. Ceyhun araya bir kaç ayrı kitap sıkıştırdığı için henüz bitiremedi. Umarım tarihe ışık tutacak olan bu ibretlik davanın başından sonuna kadar olan macerayı diğer genç muhabirler de yazar. Meşhur(!) özel yetkili mahkemelerin kaldırılması ile Eskişehir'e alınan dava en başından beklediğim gibi beraat ile sonuçlandı. Sanıkları, avukatları, yakınları ile unutulmaz dost meclisi oluşturduğumuz arkadaşlarımın mutlu günlerinde yanlarında olamadıysam da an ve an kararı takip ettim. Elbette kumpasa uğrayanlar kadar acı çekmiş sayılmayız. Lakin geç de olsa adaletin tecellisiyle yaşanılan mutluluğa ortak olmanın hazzını kelimelerle anlatmam mümkün değil.

İzmir Casusluk Davası'nda sahte delil üreten kumpasçılar bir bir tutuklanıyor. Balyoz'da sahte deliller ortaya çıktı. Tazminat davaları sonuçlanmaya başladı. Miktarı ne olursa olsun para, geçip giden hayatları geri getiremez. En azından bu kumpas davalarının açığa çıkması ve adil yargılanma ile cezalandırılması hukuka olan güvenimizin yeniden tesisini sağlayacaktır. Umarım o günleri de görürüz.

 

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları