O halde, Güneydoğu’da da “OHAL” yapın

A+A-
Afet ILGAZ

Bir haberde konu başlığı olarak  “Üniversitede OHAL”  yazılmıştı. Son günlerin en hayret verici kararı! Mahkemeden çocukları sınırsız kontrol etmek için karar çıkartılmış. Üstleri başları, çantaları, kitapları, giriş çıkışları hatta evleri aranacakmış. Bu üstelik bir yıl sürecekmiş.
Aradıkları “yumurta”  herhalde. Bu yumurta çok dokundu iktidara. İleri demokrasiyi falan unutturdu. İlle yumurtaları toplayacaklar. Her Allah’ın günü de yumurta taşınmaz ya, çocuklar da buna boşuna boyun eğecek.
Peki bu kadar “o hal”i seviyorsunuz madem ki, onu “hal” çaresi olarak görüyorsunuz, Güneydoğu’nun başı kel mi, neden aynı “O hal”i orada uygulamıyorsunuz?
Güneydoğu esnafının, polisinin, sade vatandaşının, çoluk çocuğunun, camın, çerçevenin, kaldırım taşlarının ne günahı var? Şimdiye kadar kimse bunu dile getirmiyordu. Çünkü iş bu raddelere gelmemişti. Güneydoğu sokaklarından bahsetmiyorum. Orada yıllardır bu raddede, ileri demokrasi kanunları arasına üniversiteyi kontrol edecek bir “olağanüstü” karar çıkartılmamıştı. Şimdi tam sırasıdır, deneyebilir misiniz? Siz kuvvetlisiniz, yaparsınız, olur.


MGK’dan çıkan sonuç
Son MGK bildirisi bu günlerin en dikkate değer sonucunu ihtiva ediyordu. Tek bayrak, tek millet, tek dil...
Bugüne kadar  “inisiyatif” ayrılıkçıların elindeydi. Türkiye’nin gündemini artık AKP değil, onlar belirliyordu. Şimdi, MGK’da. MGK demek iktidar demek değil. Asker demek de değil. Bütün Türkiye demek.
İnisiyatif sadece ayrılıkçılarda değildi, işe Talabani de karışmıştı ve “daha zamanı değil, erken” diyerek ve taktik vererek Türkiye’nin iç işlerine karışmakta bir mahzur görmemişti. Bu utanç verici durum umalım ki bitmiş olsun. Bundan sonra onlar cumhuriyeti değiştireceğine belki de cumhuriyet onları değiştirir.
Tayyip Erdoğan’ın MHP’den oy kapmak gibi bir telaşı da seziliyor ki, bu olmaz. Çünkü sekiz senedir Türkiye’nin başına bu iktidar tarafından örülen çoraplar, bir milli söylemle düzeltilmeyecek kadar büyük zararlara, kayıplara sebep olmuştur. Milli güçlerden AKP’nin oy alabilmesi, akıllara ziyan bir beklentidir.
BDP’nin son çıkışlarından sonra Tayyip Bey’in sürekli yaptırdığı yeni anketlerde oy kaybettiğini “milliyetçi” telaşının sebebinin bu olduğunu söyleyenler de var.

 


“Kanla İrfanla Kurduk Biz Bu Cumhuriyeti”
Harp Okulu talebelerinin garnizon yürüyüşüne, seğmenlerin de Ankara zeybeği oynayarak yaptıkları resmigeçide Ankara Valiliği izin vermemiş.
Her şeyleri aldılar elimizden, saygılarımızı, sevgilerimizi, heyecanlarımızı... Biz Harbiye Marşı’nı öğrenciyken söylerdik.
“Fırtınalar yaratan bir ırkın ahfadıyız
Tufanları gösteren tarihlerin yâdıyız.”
Bilmem aklımda doğru mu kalmış. Biz askeri okul talebesi değildik ama bu marşı ve birçok milli marşı söylemeyi çok severdik. Kendi marşımızda da böyle hikmetli laflar vardı:
 “Cahilliği, karanlığı yıkar geçer, ilme hizmet ederiz;
Fikr ordusu, feyz ordusu, nur ordusuyuz biz.”
Öğretmen Okulları Marşı’nın nakaratı da buydu. Harp Okulu Marşı’nın nakaratındaki  “kanla irfanla kurduk, biz bu cumhuriyeti” mısraındaki kan da bugün saçma sapan yerlerde dökülen kan değil, şehit kanıydı. İrfan ise çok daha başka bir şey. Batı’nın kültürü olmayan ama onu da içeren bilgeliği, büyük sezişleri, kavrayışları simgeliyordu. Arşiv görüntülerindeki halkın, yolun iki yanına dizilip Harp Okulu öğrencilerini, hatta gözyaşlarıyla alkışlamaları, bu halkın hâlâ irfan sahibi o halk olduğunu gösteriyor. Ama o son arşivden sonra o değerli manzarayı göremeyişimize sebep olanlarda bu yok.

Yazarın Diğer Yazıları