O kafa

A+A-
Adnan İSLAMOĞULLARI

Yıllar evvel Rauf Tamer yazardı: 'O kafa..' başlıklı yazılar..

O zamandan bu yana 'O kafa..' değişmedi.. 'O kafa..'nın kulak memeleri kıvâmında destekçileri de...

'O kafa..' zilletten değil, kaybetmekten korkar. Utanılır olmaktan değil, mağlup edilebilir olmaktan korkar. Yok etmekten değil, yok olmaktan korkar. Tarihten değil, gündemden korkar.

'O kafa..' korkar...

Korkarken ne kadar acınacak ve ne kadar komik ve ne kadar zavallı durumlara düştüğünü fark etmez, etse de bu umurunda değildir, nisyân ile mâlûl hâfızaya ve manevî değerler maskesine bürünmüş payandalarına güvenir.

'O kafa..', karşısına geçtiği aynadaki kendi yüzüne bakarak "Ayna ayna söyle bana en güçlü kim?" sorusunu sorduğunda, hep bir ağızdan "Sizsiniz efendim!" diye bağıran, aslında fert be fert tek kullanımlık kalabalığı görür ve cesâretlenir, o kalabalık bir 'Takma yürek'tir onun için...

Altı üstü bir iktidarıdır risk altında gördüğü.

Altı üstü bir koltuktur ya da üstlenilmiş bir vazifedir, onu kaybedecek olma ihtimâlinden korkar.

Bunun olmaması için yapamayacağı hiç ama hiçbir şey yoktur.

'O kafa..' aslında 'her yerde' aynıdır.

Ancak kendisi özeldir ve herkes sıradandır, herkes âle'lâdedir, herkes ona hizmet için vardır, herkes onun gücüne güç katmak için vâr olmalıdır, herkes onda fenâfil olmalıdır, onda kaybolmalıdır, onun için nefes almalıdır ki bir anlamı olsundur herkesin. Aksi takdirde herkes onun için bir safradır, ismi unutulmalı ve bünyeden atılmalıdır. Atıldıktan sonra da bağlılığını sürdürmelidir atılanlar, atılmayı ve unutulmayı bile bir lûtuf telâkkî etmelidir. "Sen vuruyorken de, öldürüyorken de, unutuyorken de güzelsin" denilmelidir ona...

Oluşturduğu çarkın dişlileri o kadar cıvık cıvık yağlanır ki, o dişliler, mekanizmanın sökülüp atılabilir bir parçası olduklarını unuturlar, kendilerini mekanizmanın bizzat kendisi zannederler. O kadar yağlanmaya rağmen gıcırdayan bir dişliye tahammülü yoktur, hemen söker atar, dışarıda gıcırdamasına bile müsaade etmek istemez...

Bunun için iş birliği yapamayacağı kurum yok gibidir...

'O kafa..' her zaman ve her yerde aynıdır.

İktidar uğruna tüm muhalefeti mümkün olsa yok etmek isteyen kafadır.. 'O kafa..'

En yakın arkadaşlarını sehpâya gönderen, sürgüne gönderen kafadır 'O kafa..'

Evlâdını cellâtların kemendine teslim eden kafadır 'O kafa..'

Kardeşi kardeşe kırdıran, şartların olgunlaşmasını bekleyen kafadır 'O kafa..'

Hangi vücûdun üzerinde olduğu fark etmeyen kafadır 'O kafa..'

"Kurtuluş eylem yoluyla değil, acı çekme yoluyla gelecektir" der Dostoyevski.

Muhterisler değil, ancak acı çekenler kazanacaktır.

Kindar olanlar değil, merhamet sahipleri kazanacaktır.

Hissizler değil, vicdan sahipleri kazanacaktır.

Profesyoneller değil, idealistler kazanacaktır.

Kılı kırk yaran hesaplar yapanlar değil, bir kere atılıp geri dönmeyi bilmeyenler kazanacaklardır.

İktidar şehvetine kapılanlar değil, iktidara tenezzülsüz olanlar, iktidardan vazgeçmeyi bilenler kazanacaklardır.

İfâdesiz yüzler değil, tebessüm edebilenler kazanacaktır...

  • Yorumlar 10
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları