O kefen, Türkiye’nin sırtına giydiriliyorsa?

İsrafil K.KUMBASAR

Dua, kefen, musalla.
Batı’nın ‘sınırları’ ve ‘sultanları’ yeniden düzenleme girişimi, bu kilit sözcüklerin gündemdeki yerini bir kez daha üst sıralara taşıdı.
‘Namlu’, ‘hedef’ ve ‘kargaşa’ ise sancılı coğrafyanın terennüm ettiği diğer kelimeler. Doğulu toplumlara ‘demokrasi ihracını’kendine misyon (!) edinen Batılıların insanlık tarihine bıraktıkları en büyük miras, ‘gerçeğin ters-yüz edilmesi’ olsa gerek.
Demokrasinin hâkim kılındığı Irak’a bir göz atın mesela.Ne kadar ‘gayrimüslim unsur’, ‘etnik azınlık’ varsa topu birden kapağı Türkiye’ye atmış durumda.
Hepsi Irak’a götürülen ‘demokrasiden’(!) firar edip memleketimize sığınmış.
Tabii insan merak etmeden duramıyor:
- “Bu insanlar demokrasiden niye kaçar? Daha düne kadar Saddam bahane ediliyordu, bugün ne dertleri var?”
Aynı şekilde Kuzey Afrika’da baş gösteren isyanlar, kıyılarımızı turist akınına maruz bıraktı. Antalya’da turist sayısı geçen yıla oranla iki katına çıkmış. ‘Demokrasi’ geliyor, ama insanlar ülkelerini bırakıp Türkiye’ye kaçıyor.
İlginç değil mi?

***


Beyzadeler bizdeki demokrasiyi ‘eksik’, ‘yetersiz’, ‘köhne’ buluyor.
Ama Suriye’den gelecek ‘göç akınına’ karşı sınırda şimdiden çadır kentler kuruluyor. Günün herhangi bir saatinde metroya binin, Musul’dan, Erbil’den, Kerkük’ten İstanbul’u gezmeye gelmiş genç insanlar göreceksiniz.
Biraz daha meraklı iseniz hafta sonları İstinyepark’ın hangi komşu ülkenin üst düzey zevatını ağırladığına gözlerinizle tanık olabilirsiniz.
Bu ‘demokrasi’kaçkınları, beyzadelerin bize ters-yüz yansıttıkları gerçeğin ipuçlarını da beraberlerinde getiriyorlar. Onlar, ülkelerine taşınan demokrasiye sırt çevirip, Türkiye’nin yolunu tutarken, bizimkiler büyük bir aymazlık içinde Batı’nın eteğini yapışıyorlar:
- “Ne olur bize de demokrasi getirin.”
Batı’nın canına minnet. Önce kıstasları sıralıyor: ‘Anayasa’nın değiştirilmesini, ‘Türk’ kelimesinin çıkarılmasını, ‘etnik’ ve ‘dinsel’ gruplara ayrıcalık tanınmasını öğütlüyor.
Demokrasiyi ‘tramvay’ zanneden safdiller ise dönüp sormayı akıl edemiyor:
- “İyi, güzel de peki ya sonuç ne olacak?”

***


Demokrasi ‘tren’ ya, ceplerinde de akbil. Biri olmadı diğerine binerler.
Heyhat, Batı bir kez ‘kucağına’ bindirdi mi, bir daha kolay kolay indirmiyor.
İktidarın başı Tayyip Erdoğan, yine ‘Küçük Özal’ kıvamında, ‘kefen’ile falan dolaşmaktan söz edip, milletin maneviyatına gönderme yapıyor aklınca.
Eğer ‘kefenden’ prim elde edilecekse, Diyarbakır’da musalla taşlarına konulan tabutlar üzerine paçavralar örten bölücülere de oradan bir ‘ekmek’ çıkar herhalde.
Nitekim ‘Cuma’ gösterileri, ‘sivil imam’ kepazelikleri bölücülerin ‘o kaynağı’ keşfetmiş olduklarının birer işareti.
Siz dini yoksul ve cahil insanları kafakola almanın en kestirme yolu olarak görürseniz, başkalarının da aynı istismarı yapmasına karşı söyleyecek sözünüz olamaz.
Beri yanda, Egemen Bağış, kardinalin yanına sokulup,  “Efendim seçimlerde adayım, bana dua eder misiniz?” diye ricada bulunuyor. Neyse ki, kardinal akl-ı selim sahibi bir adam da, ricaya makul bir cevap veriyor:
- “İyilerin kazanması için dua etsem, sizin için iyi olur mu?”
Anlayana sivrisinek saz.

***


Unutmayın, Batılı efendilerinizin buyrukları birçok komşu ülkeyi ‘kan gölüne’ çevirdi ve çevirmeye devam ediyor.
İlle de içinde ‘maneviyata’ gönderme yapacak bir cümle kurmak istiyorsanız,  “Şükürler olsun ki, yetersiz de olsa demokrasimiz var” deyin yeter. Mevcudiyetiniz bile o kazma salladığınız, dibine dinamit koymaya çalıştığınız ‘köhne’ (!) demokrasinin bir ürünü.
Unutmayın. Şükredin.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş