Obama, Haçlı Seferleri ve İslâm!

A+A-
Özcan YENİÇERİ

11 Eylül saldırılarının onuncu yıl dönümünde Obama, “Amerika Birleşik Devletleri’nin, İslâm ile savaş halinde olmadığını ve asla olmayacağını” söylüyor. Doğru düşünülürse küresel bir gücün küresel bir dine karşı savaş açmaması gerekir. Kaldı ki tarih bize dine ya da inanca savaş açan güçlerin bu savaşı hep kaybettiğini söyler. Eski çağın Roma’sı ilk; Soğuk Savaş’ın SSCB’si de bunun son kanıtıdır.
Din adına açılan Haçlı Seferlerinin sonuçları da ortadadır. Bu yüzden doğrudan dine karşı “Haçlı Seferi” başlatmanın akılcı olmadığı gibi ekonomik bir temeli de yoktur. Amerikan aklı, Obama ile belki bugün bunu dile getirmiş oluyor. Ancak İslam dünyası ile Batı arasında yaşanan olaylar ve tarihi müktesebat Obama’yı doğrulamıyor. Şöyle ki, 1990’da yapılan NATO zirvesinde (11 Eylül saldırıları gerçekleşmesine 11 yıl varken) İngiltere Başbakanı Margaret Thatcher düşmanın yeni renginin “yeşil” olduğunu açıklamıştı. NATO manevralarında hür dünyanın bir zaman komünizme karşı “kızıl” renk kullandığı halde, soğuk savaş sonrası komünizmin yerine “Yeşil” renk düşman rengi olarak kullanılmıştır.
Bu arada Bernard Lewis’in, The Atlantic Monthly dergisinin 1990 Eylül sayısında yayımlanan “Müslüman Öfkesinin Kökleri” başlıklı uzun makalesinde, ’İslâm’ın sadece Hıristiyanlıkla değil, Hıristiyanlık Dünyası (Christendom) da denilebilecek bütün bir Batı ile kavgalı olduğu’tezini işlemişti.
Dünya, 11 Eylül 2001 tarihinde İkiz Kuleler ve Pentagon’a karşı gerçekleştirilen terörist saldırıların ardından ABD Başkanı George Bush’un ağzından şunları duymuştur: “Terörizme karşı yürütülen haçlı seferi (olacak) bu savaş zaman alacaktır” . Bu sözlerle birlikte zamanın ABD Başkanı, “Dünyanın her bölgesindeki, her bir ulusun bir karar alması gereken zaman bu. Ya bizimle beraber olurlar ya da teröristlerle beraber” sözlerini de etmiştir.
Bundan yaklaşık bir yıl önce ABD askerleri tarafından Afganistan’da kullanılan silahlarda seri numarası yerine İncil’den ayet numaraları yer aldığı basına yansıdı. Amerikan ordusunun kullandığı silahların nişangâhlarında İncil’den ayetlerin numaralarının yer aldığının ortaya çıkması üzerine de MPAC Müdürü Haris Tarin, “Bir askeri teçhizatta İncil’den göndermelerin yer alması, ülkemizin temellerini oluşturan değerleri ve ana fikirleri ihlal etmektedir. Daha da kötüsü, bunun ABD tarafından İslâm’a karşı yürütülen Haçlı seferlerinin varlığını öne süren aşırı dincilerin eline propaganda malzemesi veriyor olmasıdır” şeklinde konuşmuştu.
Saddam Hüseyin, Irak’ta esir alındığında da ABD Başkanı Bush, “Iraklı insanlara özgürlüklerini iade ederek Tanrı’nın
 işini” yaptığını söylemek cüretinde
bulunmuştu.
2011 yılının ortalarında Fransa Devlet Başkanı Sarkozy, Müslüman ülkesi olan “Libya’ya karşı NATO’nun kullanılması, bir Haçlı Savaşıdır” demişti.
Rusya Başbakanı Vladimir Putin ve Fransa İçişleri Bakanı Claude Gueant da koalisyon güçlerinin Libya’ya yönelik operasyonunu “Haçlı Seferi” olarak tanımlamışlardır.
Barack Obama’nın İslâm Dünyası’na yönelik olarak yaptığı konuşmalar ve verdiği ılımlı mesajlar önemlidir. Doğru olan da bu yaklaşım tarzıdır. Ancak bu söylemlerin ortaya konulan ABD eylemleriyle doğrulanmadığı da bir vakıadır.
Obama düşünsel olarak ne kadar Amerikalıdır ya da gerçekte ne ölçüde ABD’yi temsil ediyor? sorusu başlı başına cevaplamayı gerektirecek bir konudur. Bütün bunlar Başkan Clinton’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı Anthony Lake’in bir zamanlar söylediği şu sözler ışığında düşünülmelidir: “Güvenliğimizden sorumlu her kişi için, Birleşik Devletler’in davranışının tek yanlı mı, çok yanlı mı olacağını belirlemede bir tek kriter geçerli olacaktır: Amerika’nın çıkarları! Çıkarlarımıza öylesi hizmet ettiği zaman çok yanlı, amacımıza böylesi hizmet ettiği zaman tek yanlı hareket etmeliyiz”.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları