Obama Tayyipçi mi, Gülcü mü!?

A+A-
Behiç KILIÇ

Al sana bir büyük sorun daha,  “Geliyor da kime geliyor?!” Obama kimi daha çok muhatap alacak, işte mesele bu?.. Kademe Çankaya.. Ama icraat?.. Suyun başında Erdoğan, hele bir de o zaman seçim sonuçları elinde istediği gibi olursa...
Obama’ya ziyafeti Çankaya çeker ama;
“Gel bakalım Hüseyin bey kardeşim!..” diye havayı o atar...
Gül ne yapar?..
Soğukkanlılıkla, tepeden manzarayı gülerek, sabırla seyreder!..
Böyle, ölçülü, biçili ne yazıyoruz?.. Var olan ama kabul edilmeyen tepe rekabeti!.. Aslında iktidardaki koalisyonu!.. AKP koalisyonunu.. Yok mu?..Yengelerin durumunu geçelim, sadece “Dış politikayı kim yürütüyor” diye soralım, cevabı bu işte...
Kabinede, partide, belediyelerde Tayyipçiler de belli, Gülcüler de... Geçelim, gezilerdeki uçak mürettebatı matbuat mensuplarına bakın..! Yazarları da belli!.. Yazarların yazılarındaki “Obama, aslında benim padişaha daha yakın!” mesajlarındaki kıran kırana telkinler bile ölçü... Tayyip’in kavga ettiği para babalarının kime neden yakın durup, “Memleketi düze çıkarsa çıkarsa o çıkarır.. İşte dış politikadaki temasları” diye kimi adres gösterdikleri de belli.
Bu yüzden Obama’nın gelerek memleketten ne istediği önemli değil, mühim olan kime geldiği!..


Gül çağırmış, geliyor!.
Bize demişlerdi ki; “Bizim Dışişleri bu Obama’ya daha adaylık sırasında bile soğuktu. Bu mu Hillary’yi devirecek, boş versene... diye hiç şans vermiyordu.. Bu yüzden Başkan olması hayalde bile yoktu ve temas falan düşünülmemişti” değerlendirmesindeydi.. Bakan da malum Gül bey...
Ama öyle değilmiş, meğerse Obama’yı keşfeden Gül beymiş!.. Kendileri, İran yolunda vakanüvistlere meseleyi şöyle anlatmış bulunuyor:
 “Obama’nın kitaplarını iki yıl önce okuduğum için düşüncelerini biliyordum. Şimdi yeni yönetim ile tanık olduğumuz Amerika’nın yeni yaklaşımı iki yıl önce okuduklarımla uyuşuyor..”
Dahası da var..
Gül bey diyor ki;
“İki kâğıt verilse ve ilgi alanlarınızı yazın dense, Türkiye ile Amerika’nın hemen her konuda ilgi alanları kesişir..” 
İşte bu kadar...
ABD ile ilgi alanları kâğıtta kesişen Türkiye’nin başındaki kişi olarak ne yapsın, Obama’ya “Atla uçağa gel de bir konuşalım birader!..” demiş, Amerikalı da “Seni kıracağıma Türkiye’ye bile gelirim abi, ok..” demiş.
  “Biz onunla, seçiminden sonra telefonda bir tebrik konuşması boyutunun çok ötesine geçtik..” diyor Gül bey ve işte bu nedenle “Yakında güzel gelişmeler olacağını” söylüyor...
Zurnanın “zırtladığı!” nokta da bu, “güzel gelişmeler...”  “Obama’yı çağırdım, bir sözümle koşa koşa geliyor” diye hava atmak muhteşem..!
 “Bu arkadaş geldi de siz ona ne vereceksiniz?!” faslı biraz zor durum...
“Davet ettim” diyen, “Verdimse ben verdim sana ne?!” diyebilecek mi, istenenler konusunda..!
Bu yüzden, davet konusunda Tayyip Erdoğan’ın önüne geçen Gül, verilecek olana, “Hükümet karar verdi, ben ne yapayım!?” pozisyonunda kalabilir ve yıpranmaz yani!.. Öyle bir durum var işte...


Verme paketi zengin!..
Gül beyin “Çağırdım geliyor” diye ilan ettiği Obama’nın gelişine alkış tutan “kalemşörlerinin” endamına-encamına bakınca, “bu gelişin” ne kadar hayırlara vesile olacağı da ortadadır!..
Bir kere madde bir, “PKK planı”  malum... “Yeni Obama Planı” diye sunulan, bize eşkıyanın tasfiyesi diye aktarılan mevzu yeni falan değildir.. Apo’nun son kullanma tarihinin dolması ile, yani Türkiye’ye verilip İmralı’da hayat garantisinin sağlanmasından sonra, uygulamaya konulan ABD planıdır yeniden sunulan.. Kuzey Irak’ta tanınmış Kürt devleti, Barzani şemsiyesinde bir yapılanma, adı konmamış, Türkiye-Barzani federatif yakınlaşması vs..
Afganistan üzerine sürülecek PKK devşirmeleri... Beyaz Saray ile direkt temasa geçmiş, azınlık kabul edilen, kendi kaderini tayin talebi mevcut bir etnik varlık..
Paketi incelemeyi sürdürelim..
Kıbrıs?!.
AB’nin dayattığı gibi, Türkiye’nin terk ettiği Kıbrıs...
Karadeniz kıyılarında askeri üsler ABD için!.. Devam edelim, Ermenistan’la o malum temenni içinde taviz ilişkisi...
İsrail’le kayıtsız şartsız işbirliği..
Yeni olan şu, “artık direnmeye gerek yok..” muhtırası..
Bu olması istenen başlıklar sıralandıktan sonra eklenene bakın..
 “Seçimden sonra IMF ile de anlaşılırsa, sorun kalmaz!..”
Yani “Ver ..ver ..ver... IMF’den al patronlara dağıt, ABD’yi dinle, kurtul!”
İşte işin bu “son fasıllarını” Tayyip Erdoğan yapacak, orda Gül yok, icraat öyle!..
Obama kime geliyor, Tayyip’e mi, Gül’e mi bilemem..!
Bildiğim öpülecek olan değişmeyecek!..

Yazarın Diğer Yazıları