Öcalan çimentosu ile yapılan montaj bina!..

A+A-
Ahmet TAKAN

“Başbakan”  Ahmet Davutoğlu, Misak-ı Milli’yi yeniden tanımlamak için çağrıda bulununca hatırladık. Çook tanıdık geldi sözleri!.. CHP Genel Başkan Yardımcısı Haluk Koç, 2012’nin Eylül ayında bombayı patlatıp; “Oslo mutabakatı ve İmralı-Kandil mektupları elimizde”  demişti. Koç, ADSIZ’a konuk olduğu 14 Eylül 2012’de elinde bulunan belgelerin bir bölümünü açıklayıp şunları söylemişti;
“Apo’nun mektuplarından bir tanesinde şu var, Misak-ı Milli’den kalan sorunları da halledelim diyor. Suriye’si Irak’ı iki tane oradan, iki tane oradan temsilci. Yani Suriye’de oluşturulmaya çalışılan, PKK devletinin alt yapısı bir noktada Barzani eliyle, aracılığıyla bizimkiler tarafından da dolaylı afraya tafraya, dışarıdaki bağırtıya çağırtıya bakmayın, bir noktada öngörülüyor ve el altından şey yapılıyor.”  
Haluk Koç o günlerde, AKP sözcüleri, havuz ve yandaş medya tarafından linç edilmişti. Hakaretin bini bir paraydı. Koç’a, Oslo mutabakatı ve bebek katili Öcalan’ın mektuplarını hatırlattık. Haluk Koç, ayrı ayrı oluşturulan pazılın parçalarının, montajla yapılan binalarda olduğu gibi bir araya getirildiğine dikkat çekerek şunları söyledi;
 “Pazılın Irak parçası zaten 1991 sürecinden sonra yavaş yavaş, sonra 2001-2003 sürecinden sonra yavaş yavaş oluşturuldu. Şimdi, Suriye içerisindeki süreç de yine benzer bir noktada gelişiyor. Misak-ı Milli dediği oradaki gevşek konfederal, federal yapının Irak parçası içerisinden sanki diğer parçalar ve Türkiye’deki toprak parçaları ile beraber birleştirip Misak-ı Milli’yi Musul ve Kerkük üzerinden böyle bir gevşek federasyonla birleştirmeye mi çalışıyorlar? Belki uzun vadeli planın bu gevşek diye tabir ettiğim konfederal yapı Kuzey Irak’ı da kapsayan daha sonra Türkiye’deki parça ile de bütünleştirilmesi düşünülen yapı, bir aşama. Bilemiyorum bunu yaşarsak ömrümüz yeterse ve Türkiye de bu şekilde önüne koyulan planlar boyutunda iş birliği içerisine girerse her hâlde gerçekleşir.”
Bebek katili Öcalan’ın mektuplarını bir daha sorduk Haluk Koç’a. Şöyle yanıt verdi;
 “Onu söylemeye çalışıyorum. Öcalan’ın konumuna da bakmak lazım. Öcalan, şu anda bağımsız bir kişi değil. Şu anda Öcalan devlet rehinesi. Devlet rehinesi olduğu için bu plan Öcalan’ın planı mı devletin planı mı? Devlet diye tabir etmem belki yanlış. Devleti yönetme durumunda olan AKP’nin bir planı mı? Bunun uluslararası şeyleri kim? Bugün yaşanan bu vahşi görüntüler, IŞİD’ler şunlar bunlar hepsi senaryonun figüranları mı? Sürekli bir çatışma ortamı, sürekli bir silahlı mücadele, sürekli bir teyakkuz hali. O bölgenin daha sonraki planlanan nihai yapılanmasına giderken, orada daha sonrasına haklılık kazandıracak bir takım şeyler mi? Haklılık aramak için oluşturulacak gerekçelere temel mi oluşturuyor?”
CHP Genel Başkan Yardımcısı Haluk Koç, sözlerine daha da açıklık getirdi;
 “Bütün bunlar uzun vadeli bir emperyalist projenin Türkiye’nin maalesef yönetiminde bulunan hükümet tarafından da iş birliği içerisinde yapıla geldiğini gösteriyor. Bundan sonrasında ne olur? Kuzey Suriye dedikleri bölge yani Suriye’nin Türkiye’ye komşu olan bölgesi de benzer bir statü çerçevesinde yapılandırılmaya çalışılıyor. Soru işaretlerinden bir tanesi de şu; acaba IŞİD denen kukla yapı bu sürecin inşası için bu aşamada araçlardan bir tanesi mi? Sürekli bir çatışma ortamı yaratarak orada bir Kuzey Irak benzeri bir kantonal yapılaşmanın gerekçesi mi? IŞİD’e karşı silahlı mücadele Türkiye üzerinden ABD’nin talimatı ile peşmerge yapılarının Türkiye toprakları üzerinden oraya aktarılması törenle. Hepsini yan yana getirdiğimiz zaman böyle bir senaryo da çıkabiliyor karşımıza.”
Gerçekler, er geç gün yüzüne çıkıyor. İftira, baskı, şantaj ve tehdit ile tezgahlarını ört bas etmeye çalışan, milletin zekası ile açıktan alay eden  AKP ise kendi yalan havuzu içinde boğuluyor.
Haluk Koç’un şu sözleri de çok manidar!..
“Çarmıha gerilmiştik malum çevreler tarafından hatırlıyorsunuz. Ama bütün yaşadıklarımız belli bir şekilde o sürecin devam ettirildiğini gösteriyor. Yani şeref, namus, bütün bunlar havada kaldı zaten. Artık TDK’nın sözlüğünden de bunların anlamını değiştirmek lazım. Şeref, namus, bütün bu kavramlar ucuz kavramlar oldu maalesef.”
Milliyetçilik kisvesi ve gazı ile pompalanan yeni Misak-ı Milli tezgâhında bebek katili Öcalan’ın mektubunu unutmayın ve de unutturmayın!..

Yazarın Diğer Yazıları