Öcalan hangi tarihte serbest kalacak?

Kürşad ZORLU

İktidar yetkilileri “hayır” dese de, Öcalan açısından tünelin ucundaki ışığın görüldüğünü söylemek mümkündür. İstediğiniz kadar “Öcalan’a af yok”  “yeniden yargılama olmaz” deyin; eğer bahsedeceğimiz süreç böyle devam ederse, APO salıverilmese bile onu içeride tutan sebepler temelden sarsılmış olacaktır. Baksanıza artık eteklerdeki taşlar dökülmeye ve her şey açıkça seslendirilmeye başlandı. Zaten özgür düşünce, demokrasi, insan hakları derken pek çoğumuz bunu istemiyor muyduk? Üstelik etrafında süslü cümlelerin gezinti yaptığı ayrışma ve parçalanma hedeflerinin er ya da geç su yüzüne çıkacağı belli değil miydi? Çok açık ki Türkiye yeni bir döneme koşarken tartışma, değerlendirme ve karar verme ortamı bölücü fikir ve düşüncelerin tam saha presi altına girmektedir. Bundan böyle eğitim, dil, kültür gibi spesifik konuların ötesinde ve bütün bunların içerisinde yer aldığı ayrı bir yönetim ve kısmen de olsa ayrı bir devlet talebi kamuoyunun ayrılmaz parçası olacaktır.
Öte yandan terör bitirilmeli ve bunun için gerekirse cesur adımlar atılmalıdır. Ama o adımı uçurumun kenarına gelip de atmaya kalkarsanız bir milleti de beraberinde sürüklemiş olursunuz. Öyle ki 30 yıldan bu yana “üç, beş çapulcu” dediğiniz terör örgütü, çağın ve bölgenin gereklerinden uzak harp teknikleri ve özellikle son dönemdeki siyasi karar ve uygulamalar neticesinde yeniden hortlamış ve bu kez çok ciddi argümanlar üzerinde gezinmeye başlamıştır. Bu süreçte ülkedeki ayrışma tehlikesi derinleşmekte ve sosyal yapı içerisinde kök salmaktadır. İnsanların birbirlerinin kökenleri ile ilgilenmesi ise ötekileştirme faktörünün nihai bir sonucudur. Öyle ki seçim meydanları bile  “bu şundan”  “o bundan”  türündeki metaforlar ile örülmektedir.

Terörün meşrulaşma süreci
PKK terör örgütü ve onun siyasi uzantıları, bugüne kadar yaptıkları terör eylemlerini bir özgürlük mücadelesi şeklinde dünyaya sunmak ve kanlı geçmişi meşrulaştırmak istemektedir. Doğrusu bu hususta ciddi kazanımlar elde edilmektedir. “İki taraf da silah bıraksın”, “BM arabulucu olsun” şeklindeki yaklaşımların bir ülkedeki terör örgütünün varlığından çok, karşılıklı iki ülkenin savaşa son vermesi olarak algılanması ve böyle vurgulanması sıradan bir sonuç değildir. ABD’nin Irak’tan çekilmesi ile doğu ve güneydoğu bölgesinin bir bölümünün özerklik tartışmalarının odağı haline gelmesi ise oyunun ne denli büyük ve tehlikeli olduğunu göstermesi bakımından son derece önemlidir. Ancak ne yazık ki geldiğimiz noktada özerklik tartışmalarının şiddeti ile Öcalan’ın serbest kalması talepleri arasında pozitif bir ilişki oluşmuştur. Özgürleşmiş, meşrulaşmış ve uluslararası desteği olan bir sistemin liderinin de aynı algı dünyası ile değerlendirilmesi oldukça doğaldır. Kaldı ki bugünkü yansımasıyla Öcalan’ın tam bir hapis halinde olduğunu iddia etmek zordur. Örgütünü İmralı’dan rahatlıkla yöneterek yönlendirebilmektedir. Bu durumda “benim çocuğum neden şehit oldu” diyebilen insanlarımızın varlığını yadırgamamak ve bilakis anlamaya çalışmak lazımdır. Çünkü meydana gelen bu psikolojik zemin, terör örgütünün yaptıkları kadar bizim de yapamadıklarımızla ilgilidir. Şimdi siz söyleyin lütfen...Böyle bir süreç ve sonuç karşısında bölücü başının hangi tarihte serbest kalacağının bir önemi var mıdır?

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş