Öcalan posteri ifade özgürlüğü, Andımız'ı okumak suç!

A+A-
Batuhan ÇOLAK

Kemal Kılıçdaroğlu'nun Adalet Yürüyüşünü tamamladığı hafta gözlerden kaçan çok önemli iki gelişme yaşandı.

Daha doğru ifade ile 2 farklı adalet, 2 farklı karar ve çok sayıda mağdur vardı.

Birinci olay, 31 Temmuz 2016'dan... HDP "Darbeye hayır" mitingi düzenliyor. Mitingde darbe eleştirisi yerine, terör örgütünün propagandası yapılıyor. Çok sayıda Öcalan posteri, afişler, sloganlar...

Görüntüler medyaya da yansıyınca soruşturma başlatıldı. Öcalan posteri açan, terör örgütü propagandası yapanlar belirlendi, haklarında iddianame hazırlandı.

Gel zaman git zaman geçtiğimiz hafta bu olayın karar duruşması görüldü.

Mahkeme, "Suç unsuru oluşmadığını ve eylemin ifade özgürlüğü" kapsamında değerlendirilebileceğine hükmederek 17 yaşındaki PKK'lının beraatine karar verdi.

Karardaki "Kabul edilmelidir ki ifade özgürlüğü sadece memnuniyet ile karşılanan zararsız veya önemsiz sayılan insanların kayıtsız kalabileceği bilgi ve fikirler için değil aynı zamanda demokratik toplumu şekillendiren çoğulculuğun hoşgörünün ve geniş fikirliliğin doğasında bulunan bir gereklilik olarak saldırgan, şok eden, rahatsızlık veren veya aykırılık yaratabilen fikirler için de uygulanmalıdır" ifade dikkat çekiciydi.

"Hapishaneler bu kadar doluyken, çocukları cezaevine atmak bir çözüm değil" şeklinde bir görüş öne sürülebilir...

Ancak o çocuklar; bizim askerimize, polisimize, evladımıza silah doğrultanların fotoğraflarını taşıyorsa bunun karşılığı nın "beraat" ve "ifade özgürlüğü" olarak değerlendirilmesi mümkün değildir.

Eğer siz "çocuklar" olarak tanımladığınız kitleyi bir şekilde devletle barışık hale getiremiyorsanız ve örgüte kaptırıyorsanız, cezasını da vermek zorundasınız. Yoksa bunun önünü alamaz, mahkeme kararları ile suçu meşru hale getirmiş olursunuz.

Adalete güvenin en yüksek olduğu Batılı ülkelere gittiğinizde IŞİD yanlısının; propaganda yapma, afiş açma, yürüyüş düzenleme, gösteri yapma ihtimali yoktur. Olması durumunda hukuk devreye girer, ceza verilir.

***

İkinci olay ise Eskişehir'den... 19 Mayıs 2017 tarihinde Atatürk'ü anmak için sosyal medyadan haberleşip toplanan gençler, yaklaşık 4 dakikalık bir etkinlik düzenlediler. Etkinlikte okullarda okutulması adeta yasaklanan "Andımız" ve İstiklal Marşı hep bir ağızdan söylendikten sonra, meşaleler yakıldı.

Sonrasında "Mustafa Kemal'in askerleriyiz" sloganları atan gençler, hiçbir taşkınlık ve kavgaya karışmadan evlerinin yolunu tuttular.

Tüm bu yaşananların saniyesi saniyesine görüntüleri var... Gerçekten de son derece medeni bir anma... Zaten yoldan geçen vatandaşlar bile alkışlarla destek veriyorlar.

Ancak gel gelelim, PKK'nın eylemini "ifade özgürlüğü" kapsamında değerlendirenler bu eylemi aynı kapsamda değerlendirmedi.

Emniyet'in çektiği görüntüler üzerinden, öğrenciler sanki teröristmiş gibi tek tek belirlendi.

Birçoğu üniversite öğrencisi olan ve maddi durumlarından dolayı yurtlarda kalan gençlere tebligatlar gitmeye başladı.

İlk aşamada eyleme katılan bir öğrenci yurttan atıldı, üç öğrencinin devletten aldığı bursu kesildi, bir kişiye ise "Terör, çetecilik ve halkın güvenliğine tehdit oluşturma" suçlamasıyla Savcılık tarafından soruşturma başlatıldı.

***

İşte Adalet Yürüyüşü'nün tamamlandığı haftada yaşanan iki farklı hukuki süreç...

Bir tarafta terör örgütünün propagandasını meşrulaştıran karar... Öte yanda ise devletini, milletini seven çocuklara yapılanlar...

Bu adalet değildir, bu kararları millet vicdanında açıklamanız mümkün değildir.

Eğer bir ülkede adalet; siyasi söylemlere endeksli partizan bir hale geliyor, milyonlarca vatandaşın adalet talep ettiği miting "terör propagandası" olarak gösterilmek isteniyorsa problem büyük demektir.

"Türkiye'de adalete güven tam" diyenler bu iki farklı uygulamayı bir zahmet açıklasınlar!

  • Yorumlar 12
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları