Odaya konulan böcek uçmuş!..

A+A-
Ahmet TAKAN

27 Mart 2014, Türkiye Cumhuriyeti tarihine en büyük devlet krizinin yaşandığı günlerden biri olarak geçecek.
Devlet aklının, sağduyusunun, temkinliğinin, soğukkanlılığın tamamen yitirildiği gündü 27 Mart Perşembe.
Siyasi kadroların açığa düşürülmenin verdiği acıyla gelişi güzel düşünmeden yaptığı feryat dolu açıklamalar. İthamlar.. Suçlamalar.. Hakaretler.. Her şey birbirine karıştı.. Karıştırıldı..
Yitirdiğimiz  “hayret”  duygusundan dolayı, olayın vahameti gümledi gitti. Yine döndük dolaştık iktidar-cemaat savaşına odaklandık.
Peşinen söyleyeyim; taraflardan birinin yanında değilim. Her zaman durduğum noktadayım; Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yanında.
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun makam odasında yapılan Suriye toplantısında sızan konuşmaları dinleyince ruhum, bedenim her yerim cayır cayır yandı.
Devlet mekanizmasının tepesinde her türlü senaryolar konuşulur, ele alınır.
Eyvallah!..
Devletin farklı kurumları en kritik meselelerde bile birbirine ters düşebilir, biri diğerini oyuna getirmek ister, diğeri öbürüne ayak diretir.
Eyvallah!..
İçeride ne olursa olsun, devletimizin bin yıllardır gelen geleneklerinden ve tecrübesinden dolayı şaşmaz ortak bir aklı ve sağduyusu ve sakin bitirici gücü vardır. Ona biz devlet aklı der ve en zor zamanlarımızda bile güvenirdik. O akıl, o ruh kan kussa bile  “kızılcık şerbeti içtim”  der, gereğinde kendi öz evlatlarını feda eder  “vatan sağ olsun” der ve aklıselimi hiç yitirmezdi. Çünkü siyasetçiler geçici, asıl olan devletti.
27 Mart Perşembe; devlet aklı krize girdi. Saltanatı kaybetmek üzere olan siyasetçilerin telaşı yüzünden soğukkanlılığını yitirdi. Türk devleti dünyaya çok kötü bir fotoğraf verdi; Çadır devleti.
Zaten bildiğimizi apaçık bir kez daha gördük;
Aşiret mantığıyla devleti yöneten AKP
zihniyetini.
İnşallah, geçici bir devlet akıl tutulmasıdır bu!.. Çünkü, başta Güneydoğu’da özerklik vs.. gibi 30 Mart’tan sonra bizi çok zor günler bekliyor...
27 Mart günü öğleden sonra tüm mesaim devlet mekanizmasında  “ne oluyor”u araştırmakla geçti. Her yer birbirine girmiş olduğu için bir satır bile yazmamayı tercih ettim. Düne bıraktım şu anda okuduklarınızı.
Ahmet Davutoğlu’nun,  “Jammer yani sinyal kesici olan bir oda dinlendi. Her şey ve herkes en titiz şekilde inceleniyor”  dediği saatlerde Ankara’da MİT, Genelkurmay ve Dışişleri Bakanlığı ortak olarak toplantı üstüne toplantı yapıyordu. İlk yapılan incelemelere göre Dışişleri Bakanı’nın odasına konulan böcek, faaliyet bittikten sonra sökülüp götürülmüş.. Dün, gün boyu yapılan toplantılardan tespit ve ulaşılan ilk sonuçları aktarayım;
* İnceleme çok gizli yürütülüyor. Olay zaten doğru. Böyle bir görüşme var. Odaya böcek konulması ihtimali şu anda en ağır basan ihtimal. Görüşme sırasında Dışişleri Bakanı’na arz gerekçesiyle bazı giriş çıkışlar var ve bu giriş çıkışlar sırasında odaya cep telefonu sokulduğuna dair ilk tespitler de yapıldı.
* En az 10 gündür ellerinde bu ses kaydı var. Toplantıdan çok kısa bir süre sonra o dinleme kaydının bir şekilde dışarı çıkarıldığı, bir şekilde çözüldüğü ve daha sonra propagandaya başlandığı şu andaki ilk izlenim. Yüzde 100 denilebilecek bir sonuç yok şu anda ama faklı açılardan incelemeler devam ediyor. Olayın bir boyutu yok. Neticede olayın teknik boyutu var, bir de insani boyutu var. Oraya kimin koyduğu, kimin yerleştirdiği, kimin söktüğü. Bununla bağlantılı insani boyutu var. Bir de teknik olarak nasıl bir dinleme yapıldığı boyutu var. O yüzden farklı farklı kontrespiyonaj anlamında bu şeyi kimin yaptığı şeklinde farklı birimler incelemeleri sürdürüyor. 
* Bakanlıkta üst düzey isimler zaten bu tip operasyonel işlere bulaşmazlar. Bu tür işler daha alt düzey kişiler tarafından yapılır eğer yapılacaksa. Farklı ihtimallere bakılıyor. Dışişlerindeki o tür bilinen bazı isimler zaten dış görevlere gönderildi, farklı yerlere dağıtıldı. Çok gizli yürütülen, birkaç açıdan yürütülen incelemeler var. Hepsini inceliyoruz. 
* Ne zamana sonuçlanır inceleme?; Seçim sonrasına kalır. Seçim öncesinde bütün dengeleri değiştirebilecek bir müdahale yanlış anlaşılabilir. Birileri cezalandırılsa, birileri gözaltına alınsa seçim sonuçlarını engellemek için yapılıyor gibi siyasi bir takım yorumlar muhtemelen öne çıkar. Seçim sonrasında bu konu ile ilgili çok ciddi bir takım adımlar atılacak. 
* TIR davası, daha önce Başbakan’ın ofisine böcek yerleştirilmesi, bazı hukuksuz dinlemelerin yapılması, kriptolu telefonların dinlenmesi. Bu o çizgideki halkalardan bir tanesi. Çok büyük ihtimalle Genelkurmay ile ilgili de diğer başka kurumlar ile ilgili de, Savunma Bakanlığı ile ilgili de benzer şeyler var ellerinde. 
Dışişlerindeki Suriye toplantısının sızmasının ardından şimşeklerin üstünde olduğu MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın tepkisinin ne olduğunu araştırdım. Fidan, öncelikle olayın “casusluk faaliyeti”  olarak izah edilmesine en yüksek sesle itiraz ediyor. Fidan’ın ağzından tepkileri güvenlik koridorlarına şöyle yansıyor; 
“Bu bir casusluk değil, casusluğun çok ötesinde bir ihanet. Casusluk bir bilgiyi alıp bir yerden bir yere götürmektir. Bu devasa bir ihanet projesi. Casusluğun çok çok ötesinde bir ihanet projesi. O yüzden topyekûn bir seferberlik gerektiren bir durum bu. Bu yapının tasfiyesi için artık bütün devlet kurumları, bütün toplumun farklı unsurları seferberlik şeklinde harekete geçmesi gerekiyor.” 
Haberiniz olsun!..
30 Mart’tan sonra çok büyük gümbürtüler 
gelecek..

Yazarın Diğer Yazıları