Öfkenin tasarrufu

Yavuz Selim DEMİRAĞ

“Bu bizim ülkemizdeki milli felakettir, milli bir yastır. Bu gece bir yas günüdür. Bu gece üzgün duralım, yarın tekrar vur patlasın çal oynasın eğlenmeye başlayalım olmaz. Bu riyayı bırakalım, ulusal yas ilan edelim”  sözlerinin sahibi Okan Bayülgen... Televizyon ekranlarında milyonların yüzüne riyakârlığı hatırlatıp son yılların en büyük dersini verdi. Bayülgen’i tebrik ediyorum. Bir sanatçının, gerçek anlamdaki Türk aydınının ne yapması gerektiğine dair sergilediği tavır belki yıllardır başarı ile devam ettirdiği tv programlarının sonunu getirebilir. Ama çok iyi eğitim aldığını bildiğim Okan böyle ucuz hesapların içinde olmaz. Çok değerli hukuk insanı olan annesini tanıdım Okan’ın... Bu yüzden çıkışına şaşırmadım. Asalet para ile alınmıyor...
Şehid haberlerinin gecesi uzun olur. Uyku haram olur yorgunluktan düşmek üzere olan kirpiklere rağmen gözler kan çanağına döner. Doğmak bilmeyen sabahta gazete manşetlerindeki riyayı gördüm. Ertuğrul Özkök  “Başlarım Sizin...” diye başladığı yazısında memleketimin insan manzaralarının olağanüstü fotoğrafını çekmiş.  “Kendi salâmı kendim veriyorum. Tüküreceğim suratı, yakasına yapışacağım sureti bilmiyorum. Görmüyorum, ama kapağı kapanmış tabutun içindeki o çocuğun masum suretini, o delikanlı bedeni görüyorum. Adıyla, sanıyla, cismiyle, künyesiyle karşımda. Yatmıyor, dimdik ayakta... Öteki; hani o göz yerine iki delik, ağız yerine kapanmış fermuar taşıyanı... Bugün işte bugün saklanacak delik arayanı; arayıp da bulamayanı; işte böyle bir gün yaşıyorum...”   diyen Özkök’e gıpta ettim. Kelimeler ancak bu kadar güzel dizilebilirdi. “Öfkenin tasarruflu kullanılması”  tesbitine daha nereye kadar sorusuyla cevap vermek istesem de tecrübesine şapka çıkardım. Sahi içimizdeki patlayacak volkanın homurtusunu duymak için çaba sarf eden var mı demekten alamadım kendimi.
İnternete Silvan’da şehid olan askerlerin ismi düştü... İzmir’de şehri tehlikeye atmaktansa ölümü tercih eden pilot yüzbaşı ve teğmenin kahramanlık öykülerinin yazıldığı haberlerin ardından çiçeği burnunda İçişleri Bakanına yöneltilen soru flaş haber olarak geçmeye başladı. Terör örgütünün ajansı TSK’nın kendi askerlerini bombaladığını iddia etmiş ya... Görevli sazanlar hemen atlamış üzerine... Maksat faturayı komutanlara kesip Hasdal’a 40-50 subay daha göndermek. İçişleri Bakanı, İdris Naim Şahin’in cevabı daha da ilginç.  “Yangın çıkmıştır, yangının sebepleri şu anda çıkmış olan yangını geri getirecek değildir. Yanan ağaçlar orada kaybolan canları geri getirecek değil”. Sanki konuşan İçişleri Bakanı değil de İstanbul İtfaiye Müdürü. Ateşin düştüğü ocaklarla ilgili haberler de ilgi çekici... Terhisine 7 ay kala şehid olan Komando Çavuş Ufuk Başarı’nın acılı babasının komutanları suçladığı bildirilmiş. Evladını yitirmiş bir babanın o acıyla söylediği her söz kabulümüz. Lakin haberin kurgusu berbat. Resmi kaynaklar Jandarma Komando Çavuş diyor. Bu haberde Piyade Konyalı Baba “Vatan sağ olsun denilecek birşey yok” diye bitiriyor sözlerini. Ama haberin başlığı “Komutanlara Sitem” ... Nereden bakarsanız şehidlerin sorumlusu komutanlar. Hükümetin açılımını asker engelliyor düşüncesi ince ince zerk ediliyor. Ve gün boyu Diyarbakır’dan bayrağa sarılı tabutların uğurlanma haberi sadece üçer dakika... Türkiye halen Fenerbahçe’yi tartışıyor. En çok okunan haberler sahillerdeki kaçamaklar...
Masamın üzerindeki  “Uzun Savaş”  adlı kitaba gözüm kayıyor. Değerli dost Prof. Dr. Nadim Macit’in  “Açılım mı, vassallık mı?”  diyerek imzaladığı eseri okuyup yüreğimi soğutmaya çalışıyorum. Berat kandilini idrak ediyoruz. Umarım bütün kötülüklerden sıyrılıp, kilometreyi sıfırlarız.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş