“Oğlum çanakçı...” diyecek bir vali aranıyor

Selcan TAŞÇI HAMŞİOĞLU

Sayın Valim,
İktidarın çok kıymetli medya komutanları, komiserleri, savcıları, hakimleri, müfettişleri,
Yüksek müsaadelerinizle, yeni yasama yılına paralel açılan “çanakçılık” sezonunun ilk programından aklıma kazınanları arz ederim:
Müjdeyle başlayayım. “Mardin güvercinleri”nin nesli tükenir diye zinhar endişelenmeyin. Tükenir elbet, gökte yıldız, denizde kum tükenir ve fakat “ileri demokrasi”lerde “taklacılar” tükenmez! Güvercin neymiş, öyle modeller geliştirmişler ki, kanatsız ve hatta omurgaları dahi olmayabilir ama o hımbıl halleriyle havada çift takla, üç burgu, beş parende; ne numaralar görseniz... Artistik jimnastik milli takımına alın -milli sıfatını hakaret saymazlarsa tabii- parsellerler bütün şampiyonluk kürsülerini; züccaciye dükkanına dalmış fil gibi kırılmadık rekor bırakmazlar !

 


***

 


Şimdi Sayın Valim, siz
bu konuda, bugüne bugün bilirkişi mertebesine yükselmiş sayılırsınız;
“Yanaka” manaka en nihayetinde “gazeteci” olduğu iddiasındaki biri, bir “başyazar”, ekmek teknesine, mesleğine “patlıcan” muamelesi yapar ve “ben patlıcanın değil sizin dalkavuğunuzum” havasında;
“Madem beğenmiyorsunuz, madem canınızı sıkıyor okumayın efendim bu gazeteleri” diye akıl verir mi ülkenin Başbakanına?
Şahitli, delilli bu gazetecilik katliamının failini “müebbet” keser mi yoksa kendisine “yerin altı”nı mı işaret etmeli!?

 


***

 


Hele bir diğeri var ki, “oğlum” diyeceğim “bak git”; küçüğüm biliyor musunuz, örf ve adetlerimize sığmaz...
Siz bir el atsanız diyorum, “Oğlum rahat dur” deyip frenleseniz, vıcık vıcık yağa bulamasa mesleğimizi daha fazla...
“Gazeteci” kılığında sızmış Başbakan’ın karşısına;
“Bu CHP’liler de bir tuhaf... Anlayamıyorum yani... Kendilerini kopya ettiğinizi söylüyorlar. Öyleyse tasvip etsenize...” diye “muhalefet düşmanlığı”
yapıyor...
“MHP, “PKK’nın talebi” diyor... Ne ilgisi var, siz çok dikkatli kararlar aldınız. Takdire şayan. Sanki Türk alfabesi mi değişti? Üç harfe izin vermeniz çok isabetli. Bu hiçbir zaman müzakere neticesi hazırlanmış değil... Siz tabana göre hazırladınız. Bunlar sükutu hayale uğradı diye düşünüyorum. Başta Bahçeli, sizi itham ediyor... Bu nostaljik tepkiyi anlayamadım. Andımız nasyonal sosyalist, faşist uygulamaların aksidir, milliyetçilikle alakası yoktur...” diye hem “eski milliyetçi” kimliğiyle milliyetçiliğin içini boşaltıyor, hem “iç ses-vicdan” rolüne soyunup Başbakan’ı ne de iyi yaptığına iknaya kalkışıyor, hem kendinden olmayana karşı bir üslupsuzluk bir aşağılama; üçü bir arada!
 “Bunlarınki sadece kabullenmemek değil muhtıra veriyorlar...” diye alttan alttan fitneyi, korkuyu da salıyor...
Valla Sayın Valim, sırf bizim mesleğin haysiyetini iki paralık etse iyi, size ait “benim valim” tahtını da yerle bir eder böylesi! Naçizane tavsiyem; bir “kişiye özel” e-postaya bakar!

 


***

 


“Bana sizinle ters L pozisyonunda tokalaşmak yeter” deyip “eeee-ıııı-eeeee-ıııı- eee- ki çok önemli-ıııı- dediğiniz gibi-eeeeee...”lerden oluşan “bilinmeyen bir dilde” konuşan “ak saçlı” yayın yönetmeni ile “soracağım işte, ben soracağım, benim sıram” carlaya carlaya, hepimizi yakından ilgilendiren “Başbakan’ın kravat seçimi” gibi son derece hayati bir konuda bilgi isteyen “eli belinde” (kültürümüzün köklü motiflerindendir) de var ama böyle önemsiz ayrıntılarla meşgul etmeyelim “devlet kapısı”nı!

 


***

 


Kalbi, şekeri, tansiyonu olan okurları düşünüp şaka yollu yazmaya çalıştım; ciddiyetle analize kalkışsam kahredici bir metin olurdu önceki gece iki TV kanalının naklen yayınladığı trajedinin eleştirisi...
Gazetecilik, Türkiye’de “en üst düzeyde(!)” yukarıdaki türlerce temsil ediliyorsa, sakıncası yok, bundan sonra “oğlum”, “kızım”, “evladım”, “ufaklık baksana”, “hey garson” filan diye hitap edebilirsiniz bize... Çünkü biz hiçbir zaman, Tayyip Erdoğan’ın karşısındaki oturma süremizi birkaç program daha uzatabilmek uğruna ellerimizi ovuştura ovuştura “evet efendim, sepet efendim” diyen “gazeteci büyüklerimiz” gibi olmayacağız büyük ihtimalle... Ne ihtimali; kesinlikle!

 


Görev vakti...

Akşam grubunu Star’ın eski sahibi Ethem Sancak’ın aldığını duyunca, aklıma bu iş adamının geçenlerde verdiği bir röportaj geldi.
Sancak’ın, Türkiye gazetesindeki söyleşisinin ilgili bölümü şöyleydi:
“... Tayyip Bey köşeye sıkıştırılmıştı, parti kapatma davaları, 367 kararı vs...
Hasan Doğan’la ” Onun için ne yapabiliriz? “ diye konuştuk... TMSF’de satılıyordu Star. 8.5 milyon dolara aldık...
- Neden sattınız peki?
E görevim bitti!”
 “Köşeye sıkışmış Erdoğan’a alan açma, nefes aldırma görevi bittiği için” medyadan çekilen Sancak, aniden geri dönme ihtiyacı duyduğuna göre sormak icap eder değil mi:
- Paketten sonra oyları tavan yaptı, çıkıyor, tırmanıyor, uçuyor diye cilalanan Erdoğan zorda mı?
Sancak göreve döndüğüne göre, “idolüm” dediği Erdoğan “yine” köşeye mi sıkıştı?

 

“Bizim çapulcular” Kazlıçeşme’de

Şahane bir yazı yazdı dün Bekir Coşkun:
“İstediğin kadar yasakla...
Önlenemez...
Andımız var...
(...)
Göreceksin...
Bizim çapulcular meydanlarda çocuklar adına el ele tutuşup eski günlere dönüp okumaya başlayacaklar...
Silemezsin...
Yasak dinlemiyor büyük sevdalar...”
Dört gündür Türkiye’nin her noktasında, en son önceki gün Taksim Meydanı’nda and içen “bizim çapulcular” bugün saat 16.00’da, İstanbul’da, Zeytinburnu’nda, Kazlıçeşme Meydanı’nda olacaklar.
Tayyip Erdoğan’ın aynı saatteki bilmem ne açılışı konuşmasına kilitlenecek olan medyanın perdelemesine rağmen bütün millete duyurulabilsin istiyorsan “Yasak dinlemeyen o büyük sevda”; bence sen de gel!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş