Okkanın altına yine tüketiciler girdi...

Esfender KORKMAZ

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun (BDDK) kararına göre, bir yılda en fazla 3 kez dönem borcunun yarısından daha az ödeme yapan tüketiciler, 17 Eylül’den sonra bankalardan nakit para çekemeyecek. Bu nedenle sürekli asgari ödeme üstünden ödeme yapan 10 milyon kredi kartı sahibinin zora gireceği anlaşılıyor. 
Türkiye’de kredi kartı, mutlak yoksulluk sınırında olan birçok insanın yaşamını sürdürme aracıdır. Elbette ki kredi kartı kullananlar içinde, keyfi harcamalar yapan, ayağını yorganına göre uzatmayanlar da var... Ancak bu gibiler istisna düzeyinde kalıyor.
Bu noktada, bankaların kredi kartı yoluyla insanları yaşatmak gibi bir fonksiyonunun olmadığı öne sürülebilir... Doğrudur da... Yanlış olan bankaların mutlak yoksulluk sınırında olanlardan, normal faizlerin üç- dört katı faiz almasıdır. Banka ve kredi kartlarından ne oranda faiz alınacağına banka ve kredi kartları kanununa göre Merkez Bankası karar veriyor. Merkez Bankası bu faizleri belirli aralıklarla ilan ediyor. MB’nın belirlediği en son faiz oranları nakit avanslarda, aylık yüzde 2.12 (yıllık yüzde 25.44) ve kredi kartlarında aylık yüzde 2.26 (yıllık yüzde 31.44)’tür. Mevduat faizi yüzde 8.5’tir. Mevduat faizini de Merkez Bankası ilan ediyor. Mevduat faizini yüzde 8.5 olarak ilan eden bir MB, nasıl oluyor da kredi kartı ile avans yoluyla kredi kullananın faizini 3 kat daha fazla, yani yüzde 25.44 olarak tespit ediyor? Bankalar mevduatı yüzde 50 kârlı olarak satsalar, munzam karşılık dahil en fazla yüzde 14 olacaktır. Demek ki MB bankalara yüzde 50 kârlılığı az görüyor... Onlara yüzde 300 kâr marjı tespit ediyor... Ve bu tefeci faizinin tüketicinin sırtında kalmasına imkân veriyor.
Kaldı ki, MB mevduat faizlerini yıllık ilan ediyor... Kredi kartlarında avans ve gecikme faizini aylık ilan ediyor. Aylık faiz bir ekonomide belirsizliğin göstergesidir. MB aylık faiz ilan etmekle, belirsizliği ve istikrarsızlığı vurgulamış oluyor. Öte yandan bankaların tüketici kredileri aylık faizi yüzde 1, buna karşılık kredi kartlarında, avans için aylık faiz yüzde 2.12 ve gecikme faizi yüzde 2.62’dir. Neden krediler arasında böyle bir ayırım var? Eğer avans şeklinde alınan krediler daha riskli ise, aylık faiz oranı 2.12 yerine örneğin 1.25 olsun... Neden iki katı oluyor?
Sonuç olarak, Merkez Bankası devletin, dolayısıyla halkın ortak malıdır. Halkın bankası kamu yararı yerine bankaların yüzde 300 kârla kredi satmasının ve halkın sömürülmesinin hesabını nasıl ve kime verecek?
BDDK, karar verirken, bu yüksek faizlerin getirdiği sorunları neden hesaba katmadı? 2001 krizinde, batık bankaların toplam 200-300 milyar lira olarak hesap edilen maliyetini halk çekti. Halk bu batıkları vergileriyle karşıladı. Şimdi ise bankaları sağlam tutmak için aynı halk tefeci faizi ödüyor.
Tüketiciler Birliği, 17 Eylül tarihinden itibaren bir karttan çekip diğer karta yatıran tüketiciler için bu imkân ortadan kalkacağından dolayı 3-4 milyon kredi kartı kullanıcısı için icra takibi yapılacağını ikaz ediyor. Bu şartlarda ödeme yapamayanlar yeniden tefecinin eline düşecektir.
BDDK, bu uygulamayı neden bir program içinde yayarak yapmadı? 17 Eylül sınırı koyarak niçin tüketiciyi zora soktu, niçin tefecinin eline bıraktı?

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş