Okurlarımıza açık mektup...

A+A-
Ahmet TAKAN

Sevgili YENİÇAĞ okurları;

Bu çok değerli sayfaların ve sütunların gerçek sahipleri sizlersiniz...  Gazetecilik mesleğimi icra ederken bu gerçeği hiç göz ardı etmem hep ön planda tutarım. Siyasetçilerle gereksiz polemiklerden uzak dururum. Çünkü bu sütunlar ve köşeler sizlerin gerçek ve doğru habere, en doğru bilgilere ulaşmanız için vardır. Bir gün dahi olsa, herhangi bir siyasetçi ile polemiğe girersem sizlerin haber alma hakkına, özgürlüğüne ihanet edeceğimi düşünürüm. Bu hakkı kendimde görmem. Benim de bir nefsim yok mu?.. Ben etten kemikten değil miyim?.. Ben de herkes gibi bir sinir sistemi sahibiyim!.. Ama bu meslek adına yapılacak olan en doğru işin, siyasetçilerle ağız dalaşına girmek değil, kamuoyuna en doğru ve en sağlıklı bilgileri vererek yola devam etmek olduğuna inanırım. Bir şeye daha çok inanırım; haklı olduğum davada sonuna kadar sabırlı olmaya... Zamanın beni haklı çıkardığında dahi edep gösterip, nefsime yenilmeden "bakın ben haklı çıktım" dememeye... Ve takdiri siz değerli okurlara bırakmaya...

Okurlar, haklı olarak eleştirir... Saygı duyarız. Bazen kendilerini alamazlar  tehditlere varan hakaretler yöneltirler... Bunlar mesleğimizin cilveleridir!.. Bizler de hata yapmaz mıyız? Elbette yaparız... Özür de dileriz... Gazeteciler, kamu vicdanı adına görev yapan kişilerdir. Gazeteler ve gazeteciler yönetenler için değil yönetilenler için vardır ve var olmaya da devam edecektir. Dünyanın bir çok yerinde olduğu gibi bizim ülkemizde de iktidarda olsun muhalefette olsun siyasetçiler hep kendilerine yandaş ararlar, dalkavukları, yalakaları pek severler!.. Muhalefetteyken demokrasiden, haber alma ve verme, fikir özgürlüğünden bahsederler ama bu lafta kalır. İktidara geldiklerinde de muhalefette eleştirdikleri ne varsa aynısını tatbik etmekten hiç çekinmezler. Bizim gibiler, siz değerli okurların verdiği destekle ayakta dururuz. Çünkü, inanırım ki; gazeteciler hancı siyasetçiler ise yolcudur!..

Sevgili YENİÇAĞ okurları;

Engin hoşgörünüze sığınarak, bugün o çok değer verdiğiniz ve bizlerden tek beklentiniz olan haber alma hakkınızı ihlal etmek istiyorum. Çünkü, mecbur kaldım!.. Bu izni sizlerden sadece nefsim için değil çok değer verdiğiniz, desteklediğiniz ve kurulduğu günden beri sadece Türk milleti, sadece Türk devletinin bekası için mücadele eden, her türlü baskı ve tehdide, engellemeye karşı dimdik duran YENİÇAĞ adına talep ediyorum. Hatırlarsınız;

"Papa'dan arabuluculuk istendi mi?" başlıklı 8 Şubat, "Barzani'nin lobi şirketi, Erdoğan için çalışmış" başlıklı 9 Şubat, "Saray kabinesinde had kavgası" başlıklı 27 Şubat tarihli yazılarımıza, ilgili tarafların avukatlarının yaptığı başvurular nedeniyle Bakırköy 4. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından erişim yasağı getirildi. Çok okunan ve kamuoyunda büyük ses getiren bu yazılarımıza geçen hafta sonundan beri YENİÇAĞ'ın internet sitesinden ulaşamıyorsunuz. Avukatlarımız, erişim yasağının kaldırılması için çalışmalarını başlattı. Ancak, bu süre içinde biz de haksızlığa karşı susup bir yanda oturacak değiliz. Çünkü, kabine içindeki kavgaları anlatan yazımıza, Enerji Bakanı Berat Albayrak, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Aile Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya'nın gönderdiği açıklamaları -herkese uyguladığımız gibi- cevap hakkı kutsal olduğu için ve cevap hakkına saygı adına yer verdik. Mahkeme kararı aramaksızın, kanuni olarak hiçbir zorunluluğumuz olmadığı halde!.. Vekil avukatların, haberlerimizi yalanlarken (doğruları itiraf edemeyecekleri için-aht-) şahsıma ve gazetemize yaptığı hakaretlerin de hiçbirine, sabır gösterip cevap vermedim. Yukarıda da belirttiğim gibi her zamanki gibi sabırlı davranıyorum. Aynen, Melih Gökçek ve Kadir Topbaş'ın görevlerinden alınacağı, Ahmet Davutoğlu'nun azledileceği haberlerini verdiğimde yaptıkları çukurluklarda sabır gösterdiğim ve zamanın beni haklı çıkardığı gibi. Mahkemelerde hesaplaşmayı bekleyemediler. Yazılara erişimi engellediler. Ha bir de!.. Mahkeme kararları, erişim engellendikten sonra geldi.  Tabii ki, bu da haberlerden dolayı ne kadar rahatsızlıkları olduğunu ve  canlarının ne kadar yandığını gösteriyor. Ama bilsinler ki; gerçekler, sokaklarda, kahvelerde, berber dükkanlarında konuşuluyor... YENİÇAĞ'ın çok başarılı internet sitesine erişim yasağını koydurdunuz. Berberlere, kahvelere ve hatta yandaşlarınızın iş, ihale ve dosya takibi yaptıkları Çukurambar'daki kapalı devre odalara ne yapacaksınız?.. Haydi, bir çare bulun da görelim!.. Mızrak çuvala sığmadığı gibi o mızrağın ucunu nerenizde hissediyorsunuz?..

Sevgili YENİÇAĞ okurları;

Kaleme aldığım her yazıda, verdiğim her haberde olduğu gibi fikri takibe devam ediyorum. Bu baskılardan dolayı geri adım atmayacağımı ve geri vitesim olmadığını sizler de çok iyi bilirsiniz. Zamanı geldiğinde, en somut donelere tekrar ulaştığımda yine en doğru haberlere bu sütundan ve YENİÇAĞ internet sitesinin linklerinden ulaşacaksınız. Bu, bizlerin meslek namusu adına sizlere verdiği sözdür!.. Gücümün ve nefesimin yettiği yere kadar gerçekleri haykırmaya devam edeceğim. Ama bu sütunlardan, ama diğer medya mecralarından. İstedikleri kadar erişimi engellemeye çalışsınlar... Burada yer bulamazsam, A-4 kağıda tükenmez kalemle yazar, fotokopi ile çoğaltıp, giderim Kızılay Meydanı'na gerçek haberleri kendi ellerimle vatandaşa dağıtırım. Zindana mı atarlar?.. Kodesin duvarlarına tırnaklarımla yazarım!..

Sevgili YENİÇAĞ okurları;

İnanıyorum; bu mücadele şehit Hasan Tahsin'in mücadelesidir. Bu fakir, onun ve diğer şehit gazetecilerin eline su bile dökemez. Onu çok iyi biliyorum!.. Ancak, haksızlık karşısında susan da dilsiz şeytandır. Burada anlatacaklarım yarım kalırsa, Allah'ın şaşmaz mahkemesinde konuşurum. Oraya erişim yasağını koyabilecek bir mekanizmayı biliyor, bir gücü tanıyor musunuz?.. Bir kez daha altını çizeyim.

Gazete ve gazeteciler hancı, siyasiler yolcudur. Bu da değişmez dünya gerçeğidir!.. Gerçek gazete ve gazeteciler de güneş gibidir. Balçıkla sıvanamazlar...

Yazarın Diğer Yazıları