Okuyucu mektupları (2)

A+A-
Ahmet SEVGİ

Geçen haftaki yazımızda okuyucu mektupları üzerinde durmuştuk. Aynı konuya devam ediyoruz...
Nihad Sami Banarlı Hocamızla ilgili 12 Ağustos 2010 tarihli yazımıza bir doktorun yorumu:
Sayın Hocam,
Nihad Sami  Bey Hocamızı bize tekrar hatırlattığınız için teşekkürler. Ankara Atatürk Lisesi’nde O’nun kitaplarını okuduğum için çok bahtiyarım, bize Türk ve Dünya Edebiyatını iyi tanıttı ve bugünde hâlâ ihtiyaç duyduğumda başvuruyorum. Hocamızın diğer eserleri de çok muhteşem. Fakat Resimli Türk Edebiyatı Tarihi’nin çıkmayışına çok şaşırdım. Fakat kaç veli veya öğrenci bu konuda bakanlığa talepte bulundu ki? Ben Hocamızın eserlerini oğullarımın önüne koyduğumda doğru dürüst açıp bakmadılar bile. Moliere’i de Baki’yi de o kitaplardan öğrenmiştik. İşte sorun insanlarımızın edebiyata olan ilgilerinin neden sıfıra irca olduğundadır. Sıradan insan da siyasetçiler de kültüre hiç önem vermiyorlar. Edebiyattan nasibimizi yeterince alsaydık yaşadığımız sıkıntılar olmazdı. Belki küresel ısınmanın bile hışmına uğramazdık. Edebiyatı seven bir insan her şeye dost olur. Yazınızı sevdiklerime aktaracağım. Çok selam ve saygılar, sağlıklı günler. Dr. Ömer Faruk Atay, Adana Numune Hastanesi...
28 Ekim 2010 tarihli  “Annemden duyduğum atasözü ve deyimler” başlıklı yazımızla ilgili emekli bir öğretim üyesinin duyguları:
Ahmet Bey hocam merhaba.... Zaman zaman yazılarınızı okuyorum. Annenizle ilgili yazınız beni duygulandırdı ve annenizi çok sevdim ben de ona fatihalar gönderiyor ve rahmetler diliyorum. Benim annemin de çok güzel sözleri vardı. Babam şehre yerleşmek isterdi. Annem şiddetle karşı çıkardı. Şehirde -Simav- bir düğüne gitmişler kaldıkları evin önünden bir cenaze geçmiş. Tabutu taşıyan bir kaç kişiden başka cemaat yokmuş. Ev sahibi hanım, zavallı pek de fakirmiş demiş. Annem nereden biliyorsun deyince baksana hiç cemaati yok demiş. Annem ölen fakir olunca cenazeye gelmezler mi diye sormuş. Ev sahibi gelmezler deyince çok ama çok üzülmüş. Babama şehir şehir diyorsun. Fakir diye cenazesine bile gelmiyorlar derdi. Siz Ahmet Bey, benim anacığıma bir fatiha okuyun. Yavuz Bülent’in anasına da okuyun. Ve bütün analara... Esasen bu güzel sözleri şiirimizde romanımızda vb. yerlerde kullanmalı kitaplara geçirmeliyiz. Bunlar yazılmadığı için kaybolup gidiyor. Size de bu yazınızdan dolayı teşekkürlerimi sunuyor sağlıklı uzun ömürler niyaz ediyorum... Cemal Sofuoğlu. DEU İlahiyat Fak.Em.Öğ.Üyesi.
Yazılarımızın yurtdışından, özellikle de Azerbaycan’dan takip ediliyor olması da sevindirici... 20 Mart 2009 tarihli “Nesîmî’yi unutmak” başlıklı yazımıza Bakü’den gelen cevap:
Selam, Ben Baküden Ferit. Sizin bir yazınızı buldum internette. Size bir neçe iradım olacak. Umarım başka cür kabul etmezsiniz. Lakin tarihte olan iki Nesimiyi kardeş Türkiyede düzgün bilmiyorlar. Menim soyum Azerbaycanın Şamahı şehrindendir. Sizin yazdığınız Seyit İmadeddin Nesimi de hemin şehirde 1369-ta doğmuştur.1417-ci yılda Halep şehrinde derisi diri-diri soyularak idam edilmiştir. Kul Nesimi hakkında bilgim yok, lakin onun da İmadeddin Nesimi kimi derisinin soyularak öldüğünü bilmiyorum. Karıştırılıyor bu iki şair. Hörmet ve saygılarla... Baküden Ferit...
“İhanet, dalkavukluk ve aydınlar” ve “Gecikmiş bir özür” başlıklı yazılarımıza dair şu kısa yorumlarla yazımı bitiriyorum:
Hayırlı cumalar değerli hocam. Elinize sağlık Yüce Allah (c.c) kaleminizi güçlü kılsın. Saklanacak ve sıkça okunacak bir yazı. Allah (c.c) ın selamı rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. Mustafa Kırali...
Sayın Hocam,
2 Aralık 2011 tarihinde yayımlanan “Gecikmiş bir özür...” adlı yazınızdan dolayı, size yazılı bir teşekkür etmek istedim... O yazarlar sizi alkışlar mı bilmem ama ben yazınızdan dolayı sizi yürekten alkışlıyorum. Eksik olmayınız... Ufuk Deniz Aşçı
Haftaya görüşmek üzere...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları