Olan şu: Hizmetlerin takası

A+A-
Ahmet GÜRSOY

Ta Erdoğan döneminden başlayarak aralarında Oslo’da açığa çıktığı gibi anlaşmışlar ya.. Bölücülere, nevruzu emellerini açıklama, nasıl bölünmemiz gerektiği planlarını anlatma günü vermişler. Bölücü de buradan hareketle hükümete hangi talimatları verdiğini de söylemeyi ihmal etmeden propagandasını bindirilmiş kıtalara okutuyor. Akşam olunca da tv kanallarında “Acaba ne dedi, ne demek istedi, her halde şu şifreleri anlatmak istedi” diye laf cambazlığı başlıyor..
Hâlbuki bölücünün söylediği açık.
“Türkiye’yi Atatürk’ün kurduğu kuruluş felsefesinden, yönetim biçiminden, Türklerin ülkesi olmaktan çıkaracağız. Adına ’demokrasi’diyeceğimiz içinde Kürdistan olacak bir ülke haline getireceğiz. Bunun için ne kadar övünsek yeridir. Tam 40 yıldır silahı elimize olduğu için Türkiye’deki mevcut AKP iktidarlarıyla masaya oturuyoruz. Bunlar, isteklerimizi vermeye hazır. Bu sebeple eğer amacımız gerçekleşirse, siz de hem izleme komitelerinden hem de\’85 Komitesinden gelen bilgileri de dikkate alarak silahları Türkiye’de devre dışı bırakın. Bundan sonra öteki coğrafyalara ağırlık verin”  diyor.. 
Söylemek istediği bu.
Cumhurbaşkanı “Dolmabahçe görüntüsünü de beğenmedim, izleme komitesi fikrini de” derken boşuna blöf yapıyor. 
Gerçeği Bülent Arınç açık ve net söyledi:  “Haberinin olmaması mümkün değil.” 
Giderayak en dürüst konuşmasıydı Arınç’ın. Gerçekten de Erdoğan olmadan kuş uçması mümkün değil. Meydanlarda 400 milletvekilini kimin için istiyor. Ne yapacak bir cumhurbaşkanı milletvekillerini? Neyine lazım olacak?
Gizlemiyor. 
 “Başkanlık istiyorum” diyor. “Yeni Anayasa” diyor. “Yeni Türkiye” diyor.
Yeni Türkiye dediği şey yeni anayasaya bağlı olduğu için, elbette bölücübaşının nevruz deklerasyonundan bağımsız değil. 
Amaç birliği var. 
İkisi de 400 milletvekilininim seçilip, kurulacak AKP hükümetinin yeni anayasa çıkararak, amaçlarına ulaşacağı günü bekliyor.
Peter Bulau’nun yönetim bilimlerinde meşhur kuramına var:  “Hizmetlerin takası.” 
Ne verirsem ne alırım?
 İşte tam da bu. 
Bana başkanlık, sana Kürdistan. Her ikimiz için Mustafa Kemal Türkiye’sini yavaş yavaş gözden düşürerek yok edip yerine sana ve bana lazım olanın yani yenisinin kurulması lazım.
Bu arada şunu fark ediyor musunuz bilmem.
Bütün bu gelişmeler PKK cephesinde de değişimi ön görüyor. İmralı’daki bölücü, tüm zamanların sorunu başlatan ve çözen lideri olarak yeniden inşa ediliyor. Ona tarihsel bir kimlik, Kürtlerin atası kimliği, özel bir liderlik oluşturuluyor.
Seçmen eğer AKP’ye Cumhurbaşkanının isteklerine uyarak 400 milletvekili verirse, hem ülkesini bölmüş olacak, hem teröristbaşının bu kimliğini meşrulaştırmış sayılacak. Bu durumda ister istemez kahramanlaşacak ve barış elçisi sıfatıyla tüm öldürdükleri masum insanların kanı üzerinde olarak hapisten çıkaracak. 
Türkiye Cumhuriyeti Devleti ise tarihin çöplüğüne gidecek. Adı, başka bir şey olacak. Yönetim biçimi bir çeşit padişahlık olacak.
Demokrasiye rağmen, hukuk kurallarını hiç tanımayan Erdoğan, fili olarak bu rolü çoktandır oynuyor zaten. Yeni Türkiye’de kanunları daha da istediği şekle sokarak, 400 milletvekilinin gücünden doğan yeni otoriterliği gelecek zamanlara da yaşayacak. 400 Milletvekiline sahip olan bir iktidarla ortada muhalefet de kalmayacağından sonrasında bir daha seçim olur mu, olursa nasıl bir seçim olur bilemem.

 

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları