“Olayları maskeli 6 kişi başlattı”

Kürşad ZORLU

Kırgızistan 2005 yılındaki  “turuncu devrim” den bu yana toparlanamıyor. Açıkçası kısa vadede bunu başarması da mümkün gözükmüyor. Geriye dönüp bakıldığında istikrar ve devlet otoritesinin kaybolduğu; dış yatırım için vazgeçilmez olan güven unsurunun ortadan kalktığı anlaşılıyor. Bu süreçte ekonomik, sosyal ve siyasal açıdan ülkedeki gelecek potansiyeline olumsuz anlamlar yüklendiği söylenebilir. Akayev ve ailesine yönelik rüşvet ve yolsuzluk iddiaları hâlâ sıcaklığını korurken, bugünkü geçici hükümetin lideri Otunbayayeva’nın öncülüğünde iktidarı ele geçiren ve Devlet Başkanlığı makamına oturan Bakiyev’in kısa zaman içerisinde büyük bir hayal kırıklığına yol açtığını belirtmek gerekir. Çünkü Bakiyev de ailesini ve yakınlarını liyakat ilkesini gözetmeksizin devletin üst makamlarına getirmiş ve gelir adaletsizliği sorununu çözmek yerine adeta körüklemiştir. Bahsedilen süreçte işsizlik ve hayat pahalılığı sebebiyle iyice gerilen toplum psikolojisi en basit bir tahrik ya da provokasyonda vücut bulur hale gelmiştir. Demek ki 2005 yılından bu tarafa olağanüstü gelişmeler için ya bizzat hazırlanan ya da basiretsiz ve yeteneksiz yönetimler sonucunda hazır hale gelen bir toplumsal sistemden bahsedilebilir.

Provokasyon zemini
Kırgızistan’ın güneyindeki Oş ve Celalabad bölgesinde meydana gelen üzücü olaylara iki ayrı pencereden bakılmalıdır. Birincisi yukarıda ifade ettiğimiz süreçler sonunda oluşan toplumsal sistemi işaret etmektedir. Bu kapsamda Kırgızlar’ın umutsuzluk ve çaresizlik sarmalında kaldığından; ülkedeki diğer etnik nüfusa karşı önyargılı hale getirildiğinden söz edilebilir. Kurtuluş olarak, zenginleşmiş veya orta sınıf pozisyonunda sayılabilecek kesimlerin fedakârlık yapması istenmektedir. Doğal bir sonuç da sosyal paylaşım süreçlerinde zengin-fakir ayrımının meydana gelmesidir. Meseleye böyle bakıldığında genel olarak güney bölgesindeki Özbeklerin, Kırgızlara göre daha iyi ekonomik koşullara sahip olduğunu görmekteyiz. Aslında bu durum Özbek insanının ticarete olan yatkınlığı ve çalışkanlığı ile açıklanabilir. Üstelik söz konusu bölgede demografik dağılımın neredeyse eşitlendiği dikkate alınırsa, zaten psikolojik olarak hazırlanmış Kırgız nüfusunun, Özbeklere karşı tahrik edilmesi zor olmasa gerek. Aynı şekilde Özbeklerin de bu tehlikeye karşı tamamen bilgisiz ve hazırlıksız olduğunu söylemek zordur.

Asıl hedef Özbekistan mı?
Böylesine bir ortamda bakmamız gereken ikinci pencereden ise hayli kaygı verici gelişmeler görülüyor. Yoksa birileri Orta Asya’da etnik çatışmalar hazırlığı içerisinde mi? Acaba Özbekistan’da bir kırılma mı başlatılmak isteniyor? Nitekim birkaç gündür Oş, Celalabad ve Bişkek’te bazı görüşmeler yaptık. Çoğunun vurguladığı husus sayılarının “6”  olduğu söylenen ve her iki kesimin üzerine silah açtığı gözlenen maskeli kişilerdi. Hatta bir Kırgız arkadaş, bunların bayan olduğunun, Kırgız ya da Özbek olmadığının ve aynı kişilerin Bakiyev’in devriliş sürecinde de görüldüğünün altını çizdi. Muhakkak ki bunlar şu an ispatlanmamış ve belki de hiçbir zaman ortaya çıkmayacak iddialar. Çünkü Kırgızistan’daki olaylar uzun zamandır kabuğuna çekilmiş Özbekistan’ı Orta Asya halkları ile karşı karşıya getirmeyi ve meydana gelecek kaos ortamı ile Kerimov’un devrilme sürecini başlatmayı hedefliyor olabilir. Bu ihtimali unutmayalım ve yetkililere iletmiş olalım.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş