“Öldüren kucaklama”

A+A-
Özcan YENİÇERİ

“Öldüren kucaklama”  tabiri, öldürene kadar sevmek, ‘kullanıp atmak’ anlamına gelmektedir. ABD’li tarihçi Tarpley, bu bağlamda olmak üzere AKP iktidarının Amerika ve İngiltere’yle olan ilişkilerini ‘öldüren kucaklama’ olarak tarif ediyor. Tarpley, İngiliz ve Amerikalıların Türkleri öldürene kadar seveceklerini söylüyor. ABD’nin Türkiye’yi Suriye’ye karşı kullanacağını ve meydana gelen çatışmanın modern Türkiye’yi yok etmek için kullanacaklarını iddia ediyor.
Tarpley,  “Korkarım, Obama’nın aldattığı Erdoğan ve Davutoğlu bu psikoloji ile kendi çukurlarını kazıyorlar. Kazanacakları bir şey yok ve kaybedecekler” kestiriminde bulunuyor.
“Obama’nın her hafta Erdoğan’ı aradığını, kibir ve hırsı ile oynayarak onu bir yere ittiği söyleniyor”  iddiasını da ortaya atan Tarpley, “Mübarek’in düşürülmesinden sonra Türk hükümeti Yeni Osmanlı İmparatorluğu fikri ile kandırıldı. Bu aldatmaca ile sıfır sorundan, başta Kürt sorunu olmak üzere, onlarca sorunlar dizisine geçiverirsiniz”  diye Erdoğan’ı yanılttığını söylüyor.
Tarpley, Simon Hersh’in şu görüşlerini de iddialarının gerekçesi olarak ortaya koyuyor: PKK, CIA’nın desteklediği bir örgüttür. CIA, PKK’yı İran’a karşı kullanmaktadır. Yakın geçmişte Fransa’da Cumhurbaşkanı Mitterrand’ın eşi Danielle Mitterrand, PKK’nın koruyucu azizesiydi. Bir yıl önce, İsrail Dışişleri Bakanı Liberman Mavi Marmara’daki davranışından dolayı Türkiye’yi cezalandırmak için İsrail’in PKK’yı destekleyeceğini söyledi. NATO’nun Yunanistan aracılığıyla PKK’yı desteklediği haberleri vardı.
Tarpley’in analizine bölge ülkeleriyle Türkiye arasında yaşanan gerilim ilave edildiğinde durumun vahameti ortaya çıkar. Türkiye’nin Suriye ile olan ilişkileri karşılıklı ajitasyonlara varacak boyutun da ötesine geçmiştir. Irak’taki Maliki hükümeti, Türkiye’ye yönelik tehdit savurur haldedir. İran ise neredeyse  “ilk hedef Türkiye” demediği kalmıştır. Bu üç ülke de Türkiye’nin en zayıf yanı olan PKK üzerinden Türkiye’yi vurmaktadır.
Tarpley, Türkiye’nin kevgire dönmüş olan istihbaratını, Başbakan’ın resmi konutunda dahi dinlemek amaçlı olarak yerleştirilmiş  “böcek” konusuna girmiyor. Tarpley, Türkiye’nin Güneyindeki ABD’nin faaliyetlerini ve manzarayı şöyle anlatıyor: “Türkler, güney bölgelerinin tamamını CIA’ya devrettiler. Oralarda CIA başıboş, kontrolsüz dolaşıyor. İskenderun otellerinde CIA cirit atıyor. Oteller El-Kaide teröristleri ile dolu. CIA, Adana yakınlarındaki İncirlik üssünden bölgeye getirdikleri teröristleri kullanıyorlar. Bunun Türkiye’ye dönüşü feci olacak” diyor.
Türkiye, kendisini ilgilendiren çok yönlü, çok faktörlü, çok aktörlü ve çok boyutlu gelişmeleri izlemek ve gerekli önlemleri almak yerine, eskilerin tabiriyle idareimaslahat ederken yabancı istihbarat servisleri icrayı sanatına devam ediyor.
Türkiye medyası Öcalan güzellemeleriyle meşgul, İmralı’daki hükümlü  “barış havarisi”  olarak ilan edilmiştir. PKK ‘ha silah bıraktı, bırakacak’, ‘PKK, silahlı güçlerini Türkiye’den çekti çekecek’ söylemleri almış yürümüşken Kandil ‘güç bende’ mesajı veriyor. Tam da bu sırada yüz kişiyi aşkın teröristiyle Karataş Karakolu’na saldırıyor. Bir başka haber de şöyledir: Irak’ın kuzeyindeki Zap Kampı’ndan kalabalık bir PKK’lı grubun Türkiye’ye sızmaya çalıştığı tespit edilmesi üzerine, TSK sınır ötesi hava operasyonu düzenliyor. İmralı ile görüşmeciler, silahlı PKK güçlerinin sınırın ötesine geçeceği iddialarında bulunurken, Kuzey Irak’tan PKK’lılar silahlarıyla birlikte Türkiye gelirken hava harekatına muhatap oluyor!
Bu durumda bilumum İmralı işbirlikçileri hem kendilerini yanıltıyor, hem de halkı aldatıyorlar.
Tarpley’in ‘kucaklama’ metaforunu da kullanarak olanın bitenin özetini yapalım. ABD’yi deniz ya da su; Türkiye’yi balık; PKK’yı karınca olarak düşündüğünüzde hüküm şudur: Sular yükseldiğinde balıklar karıncaları yiyor... Sular çekildiğinde de karıncalar balıkları yiyor. Bu durumda kimin kimi yiyeceğine, balıklar ve karıncalar değil sular karar veriyor! Dahası var. Yalnız kimin kimi yiyeceğine değil, kimin silah bırakacağına da ABD karar veriyor ya da vermiyor!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları