Olgunluk imtihanı

Altemur KILIÇ

Bizim okul çağlarımızda liseden üniversiteye geçmek için, bütün ülke liselerinde “Olgunluk imtihanı”  verilirdi. Biz Robert Kolej’den mezun olanlar bu imtihanı, Kabataş Lisesi’nde verdik. Sorulanlar arasında tarih, edebiyat, fizik ve matematik sorularından başka “jeoloji” soruları da vardı. Diğer liselerde “jeoloji” de okutulurdu. Robert Kolej’de ise bu ders yoktu! Benim eniştem ünlü Jeolog Profesör Hamit Nafiz Pamir, sınıfımızdan bir gruba (aramızda rahmetli Bülent Ecevit ve eski İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanlarından Ahmet İsvan da vardı) sonbaharda yapılacak “Olgunluk imtihanından” önce, o 1944 yazında “hızlandırılmış” jeoloji kursu verdi. Bu sayede, “Olgunluk imtihanında” başarılı olabildik ve üniversiteye kabul edildik! O zamanlar YGS “Yüksek Eğitime Geçiş” de yoktu; ÖSYM ve diğer sınavlar da!
 Abbas Güçlü başta, diğer ilgililere ve uzmanlara buradan sormak isterim: Şimdi gençlerimiz, bu cenderelerden neden geçiriliyorlar? Cehaletimi mazur görün; ÖSYM gibi merkezi bir bürokratik kuruluşa ne ihtiyaç var. Bu işler daha basit ve yalınkat olamaz mı? “Olgunluk imtihanları” gibi! Başka ülkelerde bu işler nasıl olur, nasıl yapılır?.. Bu kargaşada bir uzman, öncelikle sevgili Abbas Güçlü bunları yazsa, anlatsa!
Doğrusu, aklım almadığı için bir kaosa-rezalete dönüşen bu olayın ayrıntıları, “şifreler-puanlar” ve komplo iddiaları hususunda ahkâm kesmek istemem... Bu, savcıların ve yargıçların işi... Tabii onlar da bu konuda yeteri kadar bilgi ve deneyim sahipleriyseler!
Sonuçta, olanlar iki milyona yakın gencimize ve arkadan gelecek gençlere oluyor. Bu gençlerin travmaya dönüşen ruh haletleri, beni dehşete düşürüyor. İstikballeri tehlikeye -en azından belirsizliğe- düşen bu gençlerimiz, muhakkak kâbuslar içerisindedirler... Bu eza-cefa, masum gençlerimize ve de zavallı ana ve babalarına reva mı? 
Erdoğan, gençlerin protesto eylemlerine karşı “on bin genci çıkarmak” tehdidini savurmuştu. Şimdi milyonlarca genç  -Erdoğan’ın “on bin bindirilmiş genci” dâhil-  eğer budala-aymaz değillerse, bu kaosa sebep olan AKP’ye oy verirler mi?.. Bu rezalet, başka bir ülkede olsaydı, hükümet devrilirdi! Tabii oralarda ÖSYM gibi bir kuruluş varsa, ya başındaki kişi, istifa eder ya da onu azlederlerdi! 
Bu skandalda kasıt, iltimas, komplo var mı?.. Ama muhakkak ki, en azından aymazlık, ihmal ve de eşi görülmemiş beceriksizlik var; kötü yönetim var! ÖSYM Başkanı Ali Demir, maalesef işi yüzüne gözünüze bulaştırmış; savunmaları çelişkili ve gülünç. Suskunluğu başka âlem! Belli ki bu önemli görevin ehli-uzmanı değil... Uzmanlık dalı “tekstil mühendisliği” bu göreve uygun değil ve de profesörlüğe yükselişindeki  “intihal-kopyalama” olayları tüy dikmiş!
Pekiyi, “Prof” Demir, “uzmanlığı” ve şaibeli sicili ile bu çok önemli, milyonlarca gencin kaderini tayin edecek göreve nasıl gelmiş?.. Kimin adamı? Hâlâ neden ve nasıl o mevkide kalabiliyor? Onu, orada kim, ısrarla tutuyor? İstifa da onurlu bir şeydir. Ali Demir, kendisi neden hâlâ istifa etmiyor?.. Kime güveniyor? “İstifa” müessesesi de onurludur. Evet, AKP iktidarı, neden Ali Demir’i muhafaza ediyor? Ve neden, bu kaosu sona erdirmek için radikal tedbirler almıyor?..  Cumhurbaşkanı ve Başbakan, olay patlak verdikten sonra  “tatmin olduk” demişlerdi... Anlaşılan, kendi kendilerini tatmin etmişler. Fakat millet tatmin olamadı. Ve kolay da tatmin olmayacak!..
Erdoğan, seçim konuşmalarında, TV reklamlarında  “Karadeniz sahil yolu” ,  “Bolu Tüneli”  vb. gibi  “başarılarıyla”  övünüyor. Kamyon şoförlerini konuşturuyor... Ben MHP ve CHP’nin yerinde olsaydım, reklamlarda, gelecekleri kararmış Mustafa Kemal’in “Türk istikbalinin evlatlarını” konuştururdum. İşte, “bu ahvâl ve şerâit”te!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş