Olmayacak duaya amin...

A+A-
Altemur KILIÇ

Dünkü yazımda, sözünü ettiğim  “Ormandaki”  en zehirli bitki muhakkak ki PKK ve TBMM’deki kolu DTP!
 “Ergenekon kapsamında” , Türkiye’nin en zayıf zamanında, ABD’den ve AB’den aldıkları manevi destekle (maddisi hâlâ devam ediyor mu, bilemem), emellerine doğru emin adımlarla devam ediyorlar. Hedef özerklik, eyalet sistemi ve sonra da “Büyük Kürdistan.”
Bundan şüphesi olan varsa DTP Genel Başkanı Ahmet (Neden, nasıl) Türk’ün Obama’ya verdiği arizaya ve son olarak Londra’da yaptığı konuşmalara baksın! Adam utanmadan ABD Başkanına Türk Devletini şikâyet etti, Türkiye’nin eyaletlere bölünmesini istedi! 
Diyarbakır’da, aralarında DTP yönetim kadrosu mensupları da bulunan 93 kişi, PKK ile  “yakın” ilişkilerinden ötürü, gözaltına alındı. DTP ile PKK’nın, aynı olduğundan şüphe edenler varsa, akıllarından ve kötü niyetlerinden şüphe etmek gerekir! Ayaklanmak için fırsat kollayan gafil Kürt kökenli vatandaşlar, bunun üzerine, sadece Doğu’da değil, İstanbul’da ve başka yörelerde  “Biji Apo” diye sokaklara döküldüler, polislere meydan okudular! DTP/PKK stratejistleri, gösterileri kasten çığrından çıkarmak istiyorlar!
Maksatları aşikâr:  “Kürt Sorununu”  uluslararası bir sorun haline getirmek, BM Barış Gücünü, ülkemizin Doğusuna getirmek sonra da onların gözetimi altında plebisit istiyorlar... Eğer Birinci Tezkere geçseydi, bu  “Barış Gücü” , haliyle ABD askerleri olacaktı;
olamadı.
DTP’nin, PKK’nın aynı olduğu aşikâr. Bu Partinin Anayasa Mahkemesi tarafından hâlâ neden kapatılmadığını anlamış değilim!


Çelişki ve ABD faktörü
DTP’nin hâlâ, TBMM’de bir Kürt Partisi olarak oturmasının sebebi, bizatihi kendisi sivil kıyafetli terörist olan DTP’nin bir sigorta olduğu gafleti mi? AB, ABD korkusu mu? ABD’nin, şimdi başını çektiği, Barzani ve Talabani destekli “Barışçı Çözüm”  çabalarına gölge düşürmemek mi? Hepsi boşuna, boşuna olmaktan da öte, “Olmayacak duaya âmin” ! Ve de tehlikeli bir zaaf eseri! 
Amerika’nın DTP/PKK konusunda samimi olduğunu sananlar varsa, son yıllarda PKK ve Kürt sorunu hususunda yaptıklarını ve yapmadıklarını hatırlasınlar. TSK’ya Kuzey Irak’ta harekât yapması için icazet vermesinden başlayarak!


Edip Başer olayı
Bir de unutulan bir olay var. Orgeneral  “Edip Başer olayını”  hatırlatalım: 2006’da  “Terörle Mücadele”  koordinatörleri olarak atanan Türk Orgenerali Edip Başer ve Amerikalı Orgeneral Joe Ralston, paralel sebeplerle görevlerinden ayrılmışlardı. Ralston, hükümetinden yeteri kadar destek görmediği ve vaatleri yerine getirilmediği için istifa etmişti... Edip Başer de, terörle mücadele yöntemlerindeki doğru tespit ve açıklamalarından dolayı, AKP hükümeti tarafından görevinden hoyratça alınmıştı!
Kısacası, ABD Hükümeti, PKK ile mücadeleyi istemiyor, Türk Hükümeti de buna razı oluyordu... AB telkinleriyle, AB’nin terörle mücadeleyi nasıl zaafa uğrattığı da
ayrı konu!


Bağımsızlık
Başkan Obama, İstanbul’da gençlerle sohbetinde  “Kürdistan olmaz, Türkiye bölünmez ama Kürtler eşit ve bağımsız olmalılar”  dedi. Bugün Kürt vatandaşlarımız her fırsatta her TC vatandaşı ile eşittirler... Daha fazla  “eşit” olmaları için, Amerika’da Obama’yı Başkan yapan “pozitif ayırımcılığa”  hiç gerek kalmamıştı! Ama  “bağımsızlık”  ne demek? Kavramların çelişkisi!
Diyeceksiniz ki “Obama geldi artık her şey değişti” ; ama... Bush gider yerine Obama gelir, gider sonra da  “Mobama”  gelir ama ABD’nin çıkarları ve siyaseti değişmez; “ağacın”  kökleri çok derin! Pekâlâ, Kürt sorununda ne yapmalı? Tabii Başbuğ’un önerdikleri yapılmalı ve Ordumuz dağlarda mücadeleye devam etmeli... Ama yetecek mi?
 “Vatandaşlığa bağlı milliyetçilik”  hayâlini bırakıp tüm vatandaşları, gene  “Ne mutlu Türküm diyene”  milliyetçiliğinde  bütünleştirmek için gerekenler yapılmalı! Gene Başbuğun rakamlarla dile getirdiği, Kürt vatandaşlarımızın çoğu Türklüğe hâlâ bağlı, ama sayıları gittikçe azalmakta...
Genelkurmay Başkanı Şırnak’a gittiğinde, vatandaşlarla tercüman vasıtasıyla konuşmuş. Çok acı! Bundan sonra Kürtleri Zazaları vb.. tek Kürtçede birleştirmeye yarayacak TRT Kürtçe yayınları yerine tüm Türk Kürtlerini  “Türkçe” de birleştirmeliyiz!
Bu süreç çok güç ama imkânsız değil. Başka seçenek de yok: alternatif, TC’nin yok edilmesi!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları