Olmayan sorun icat etmek!

Özcan YENİÇERİ

Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, Atatürk’ü anma töreninde Atatürk’ün  “Ulus yaratmak”  için attığı en önemli adımlardan birisinin yapılan nüfus mübadelesi olduğunu söylemiş. Bakan Gönül:  “Bugün eğer Ege’de Rumlar devam etseydi ve Türkiye’nin pek çok yerinde Ermeniler devam etseydi, bu gün acaba aynı milli devlet olabilir miydi? Bugün dahi Güneydoğu’da verilen mücadelede, bu ’ulus inşası’sırasında kendini mağdur sayanların katkısını, özellikle tehcir sebebiyle mağdur sayanların katkısını reddedemeyiz” demiş.
Kuşkusuz AB’ye kayıtsız şartsız üye olmak için müracaat etmiş olan bir hükümet üyesinin  “milli devlet”i önemseyen bu tür bir konuşma yapması ilginçtir. Ancak Bakan’ın yaptığı değerlendirme sonuç açısından doğru görünüyor olsa da süreç bakımından hem eksik hem de yanlıştır. Yani Atatürk  “Biz Türkiye Cumhuriyetini milli bir devlet olarak inşa edeceğiz, bu nedenle Rumlar ve Ermeniler dışarı”  dememiştir. Ermeniler, İttihat ve Terakki’nin iktidarı döneminde Birinci Dünya Savaşı şartlarında, Anadolu’yu işgal etmeye başlayan güçlere sırtını dayayarak bağımsız bir Ermeni devleti kurmak amacıyla isyan etmişti. Bu nedenle 1915 yılında zamanın iktidarı “Tehcir” yasası çıkartmak zorunda kalmıştı. Yani Ermenilerin Türkiye’yi terki, Cumhuriyet kurulmadan önce olmuştur. Rumlara gelince; onlar mübadele yoluyla 1924 yılında yapılan anlaşmayla Türkiye’den Yunanistan’a gitmiştir. Bu bağlamda bütün Balkanlar, Makedonya, Yunanistan, Romanya ve Bulgaristan’da yaşayan milyonlarca Türk de yaşadıkları yöreleri boşaltarak Türkiye’ye gelmiştir. Yalnız Türkiye değil Yunanistan, Bulgaristan ve Makedonya gibi ülkelerin de milli devlet haline gelmeleri oradaki Türklerin Türkiye’ye göç etmeleri sonucunda mümkün olmuştur. Her büyük savaş ve sonucunda yaşanan yenilgiler toplumları alt üst eder. Bu tür sonuçlara tek başına bir olguyu esas alarak kerameti kendinden menkul anlamlar yüklemek yanlıştır.


Ermeni ve Rumların Gidişi!
Diğer yandan azınlıklar sorunu, Türkiye’nin en fazla başını ağrıtan konular arasındadır. Bu nedenle malum çevrelerin yapılan bu tür açıklamaları fırsat olarak değerlendirip Türkiye aleyhine kullanma ihtimalleri yüksektir. Bu nedenle devlet yetkilileri yaptıkları her değerlendirmeyi bütün boyutlarını hesaba katarak yapmalı ve olmayan sorun icat etmemelidir!
Bakan Gönül’ün açıklamasıyla ilgili olarak Doğu Ergil şu değerlendirmeyi yapmıştır:  “Toplumun unsurlarını birbirine düşüren, bir tür etnik temizliği destekleyen ve bugün de etnik ayrımcılığı ortaya çıkaran bu bakış karşısında hepimiz tehdit altındayız”. Baskın Oran ise “Türkiye Cumhuriyeti, milli devlet kuracağım diye Rumları ve Ermenileri Anadolu’dan göndererek ülkeyi fakirleştirdi” demiş. Görüldüğü gibi her iki yaklaşım da  “yangına körükle gitmek” türünden değerlendirmelerdir. Sayın Bakan’ın yaptığı konuşma ve değerlendirme sonuçta milli devlet karşıtlarının, azınlıkçıların ve ayrımcıların eline gerekçe vermekten başka bir işe yaramamıştır.
Elbette geçmişte meydana gelmiş olayları sebep ve sonuçlarıyla birlikte ele almak gerekir. Ancak kimse geçmişten gelecek çıkarmaya kalkmamalıdır. Çünkü geçmiş ölüdür! Geçmiş sonuçta geleceğe yönelik perspektif yaratmakta kullanılabilir. Atatürk döneminin şartları ve sorunları bugünkülerle mukayese kabul etmez derecede farklıdır. Atatürk işgal edilmiş bir coğrafyayı ve mazlum bir milleti emperyalistlerin postalı altından kurtarmıştır. Kurtuluş Savaşı herhangi bir azınlık ve etnisiteye değil emperyalizme karşı yapılmıştır. Silahlı örgütler kurarak emperyalizmle işbirliği yapıp Türk milletini de arkadan vuranlar savaş bittiğinde işgal güçlerinin ardından ülkeyi terk etmişlerdir. Karşılıklı olarak, ülkeler arasında yapılan anlaşmayla mübadele yapılmış olması ise zamana özgü bir zorunluluktu. 

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş