Olten’de şehitleri anma toplantısı

A+A-
Mustafa ERKAL

Geçen hafta sonu Şehitleri Anma toplantısı dolayısıyla İsviçre’de Zürih şehrinin yakınındaki Olten’de bulunduk. Olten Türk Kültür Ocağı’nın başarıyla düzenlediği çok yönlü toplantıda Prof. Dr. İbrahim Öztek, Dr. Nefi Demirci ve bendeniz, konuşmacı olarak yer aldık. Yurtdışında böyle bir toplantının 500’e yakın bir dinleyici kitlesi tarafından takip edilebileceğini doğrusu düşünmemiştim. Başta Başkan Mustafa Karahan olmak üzere, bu düzenlemeyi yapanları ciddi çalışmalarından dolayı tebrik ederim.
Bilindiği gibi Olten Türk Kültür Ocağı’nın mescidindeki küçük minare, İsviçre’de büyük bir sorun olmuştu. Bu küçük minareyi hazmedemeyenler onu yıkmak için ellerinden geleni yapmış ve türlü çirkin oyunlar planlanmıştı. Dernek ve Türkler büyük bir mücadele vermişler ve bugün bu minare sapasağlam yerini korumaktadır. Din ve vicdan hürriyetini ve insan haklarını hiçe sayanlar, yeri geldiğinde ne gariptir ki size bunları öğretmeye kalkarlar. Aslında İsviçre hür düşünceye ve tarihi gerçeklere sırtını dönmüş bir ülkedir. Nitekim, asılsız ve tarihi gerçeklerle bağdaşmayan sözde Ermeni soykırımı iddialarını peşinen kabul etmiş, hatta soykırımın olmadığını savunanlara hapis cezası getirmiş bir ülkedir. İsviçre, tarihe peşin hükümle bakmakta ve bölücü ırkçı terör örgütüne de destek olmaktan kaçınmamaktadır.
Dışarıda ve özellikle Avrupa’da dikkat çekici bir durum var. Olten’de minareye karşı çıkış, aslında bütünüyle Müslümanlara karşı bir hareket değildir. Avrupa’daki Müslümanların bir kısmı, bulundukları ülkenin yetkilileri ve istihbarat örgütleri ile uzlaşabildikleri ve onlar tarafından yönetildikleri takdirde, hiçbir sorunla karşılaşmamaktadırlar. Ancak bunun tersi olduğunda, minareyle uğraşılmakta ve Müslümanlara çeşitli sorunlar çıkarılmaktadır. Sorunla karşılaşan Müslüman nüfus içinde Türkler, birinci sırayı almaktadır.
Bu durum karşısında bir zamanlar faal olan Türk Federasyonu arar hale gelmişizdir. Avrupa’daki Türkler üzerindeki oyunlar hesaba katıldığında, buralarda yaşayan vatandaşlarımızın küçük hesapları ve şahsi çekişmeleri bir kenara bırakmaları bir ve diri olmak için çalışmaları ve gençlere iyi örnek olmaları tek çaredir. Birbirimize karşı hoşgörülü ve anlayışlı olmak mecburiyetindeyiz. Aynı fikri taşıyanlar birbirine rakip olmaz, kendimizi aldatmayalım ve onu bunu sevindirmeyelim. Gücümüzü dışarıya karşı birleştirelim. Herhalde yetkililer Avrupa’daki faaliyetlere hız vermek için gerekenleri yapacaklardır.
Edindiğimiz bilgiye göre, İsviçre ile Türkiye arasında eğitim anlaşması yerine protokoller geçerli olduğu için Türk çocuklarının eğitimde diğer ülkelerden farklı sorunları görülmektedir. Keyfi kararlar ve rehber öğretmenlerin maksatlı yönlendirmeleriyle birçok çocuğumuz lise ve üniversiteye gidememektedir. Eğitimde fırsat eşitsizlikleri çocuklarımızın geleceğini karartmaktadır. Yurtdışındaki çocuklarımız görecekleri eğitim ve öğretim ile kazanacakları mesleklerle babalarının statülerinden daha yukarılara tırmanabilmelidirler. Evde mutlaka Türkçe konuşulmalı ve Türk kimliğine mensubiyet şuuru çocuklara verilmelidir. Bunu yaparken ev sahibi ülkeye kapalı olmak da mümkün değildir. Ev sahibi ülkede erimeden sosyal bütünleşme sağlanabilir. Yeter ki bütünleşme (entegrasyon) ile eritme (asimilasyon) arasındaki fark anlaşılabilsin. Bunu özellikle ülkeyi yönetenler fark edebilmelidir. Yurtdışındaki vatandaşlarımızın haklarının korunmasında karşılaştıkları ırkçı politikalar karşısında varlıklarını sürdürebilmeleri için konsoloslukların hukuki bakımdan daha çok destek olmalarına ihtiyaç vardır. Bunlar olurken bazı yanlışlarımızı da görebilmeli ve bunları düzeltebilmeliyiz. Yurtdışındaki Türkler artık birinci neslin işçi olarak gittiği ülkelerde yerleşik hale gelmiş ve o ülkelerin birer etnik unsuru olmuşlardır. Buna rağmen, göç alan ülkeler bu insanlarımızı ayrı bir etnik grup ve kimlik altında görmek istememişlerdir. Onlar için iyi bir Belçikalı Müslüman veya bir Alman Müslüman olmak gerekmekte, Müslüman Türk kimliği sorun olmaktadır. Türkçe öğrenim bütünleşmeyi engelleyeceği gerekçesi ile yasaklanmakta, kamusal alanda Türkçe yasağı getirilmektedir. Türkiye’de insan hakları ile ilgilenen bazı dernek ve vakıflar, dıştan kumandalı oldukları için vatandaşlarımıza karşı yapılan insan hakları ihlallerine gözlerini kapamışlardır.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları