Olumsuzluklar listesi

A+A-
Rauf DENKTAŞ

Yabancı bir diplomatın söylediklerini Rum basınından aldığımız bilgilerle birleştirdiğimizde ortaya çıkan manzara şöyledir.
Hristofyas’a göre iki kesimlilik Türk tarafının öngördüğü gibi, Türk kesiminde nüfus ile toprağın çoğunlukla Türklere ait olması anlamına gelmemektedir. Böylelikle 1977-79 esas alınarak yapılan görüşmelerde kabul edilmiş olan bir ana ilkeyi Hristofyas ret etmektedir. Kanımca bu tutum ve kasıtlı değerlendirme Türk tarafına “O halde 1977-79 bundan böyle ortadan kalkmıştır. Tek devlet, tek egemenlik ilkeleri de iki halk, iki devlet, iki demokrasi ve garantilere devam başlangıç noktamızdır, bunlardan taviz yok” demek hakkını vermektedir.
Hristofyas’a göre “iki kurucu devlet” de yoktur. Ona göre 1960 anayasası tadil edilecek ve üniter Kıbrıs Devleti iki coğrafi birime dönüşecektir. İki kesimliliğin anlamı Kıbrıs Cumhuriyeti’nin iki federe birimi olacağıdır. (1960 Cumhuriyeti vardır-anayasası tadil edilecektir noktasında ısrarlıdırlar).
Bu birimin toprağının dokunulmaz (egemen) olacağı da kabul edilmiyor. Hristofyas  “toprak bütünlüğü veya dokunulmazlığı bağımsız, egemen devletler için söz konusudur, halbuki federe birimler egemen ve bağımsız devletler değildirler” diyormuş. Hristofyas, diplomat dosta göre, “Tek egemenlik, tek devlet esasında anlaşmaya varıldığına göre, kurucu devletlerden bahsedilemez konusunda” haklıymış. Bu böyle ise, Türk tarafına “biz bunda yokuz” demek hakkı verilmektedir. Sayın Talat bu konuyla ilgili açıklamalarında “iki kesimliliği ilke olarak kabul ettik. Bunun içeriğini ileride dolduracağız” diyordu. Hristofyas’ın bu görüşü paylaşmadığı aşikardır! “Birimlerin (Kurucu eyalet demekten de vazgeçmiş) egemenliği, bağımsızlığı, değişemeyecek hudutları olamaz” diye direten Hristofyas’ı, diplomat dost yine desteklemektedir.  “Tek halk, tek devlet, tek egemenlik esasına dayanan görüşmelerin mecrasını değiştiremezsiniz” diyor tatlı tatlı ve ekliyor “Türkiye de bu esaslar üzerinde başlayan görüşmeleri desteklemektedir”! Uluslararası hukuka göre “federe devlet” dense de, bunların ayrı bağımsızlığı ve egemenliği olamazmış. İsviçre’de, ABD’de, durum nasıl diyorum. “O başka, burada birimlerden bahsediliyor” diyor! Hristofyas’ın yabancı diplomatlara şikayeti, Sayın Talat’ın Kuzey’deki birimin toprak ve nüfus itibariyle Türklerin çoğunluğunda olması! Hristofyas, şöyle diyormuş: “Federe birimler arasındaki hudut idari hudutlardır ve zaman içinde bunları hükümet  değiştirebilir. Kuzey’deki Federe birime Rum mülk sahiplerinin dönüşü engellenemez. Güney’den Kuzey’e göç etmiş olan Türkler de, arzu ederlerse, eski yerlerine dönebilirler. Kıbrıs iki ayrı devlete dönüşecek değildir. Rumların eski yerlerine dönüş hakkını ret edemezsiniz”.
Başka nelere itiraz ediyorlar?
(1) Takvim istemiyorlar, (2) Hakemliğe razı değiller (buna ben de razı değilim. Zoraki evlenme olamaz. Taraflar ya anlaşırlar, ya da anlaşmazlar. Anlaşma olmazsa, iki devlet devam eder. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti tanınma yoluna çıkar. Türkiye AB üyesi olmadan AB’ye girmez, fakat Türkiye’ye paralel olarak AB’ye uyum yasalarını Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olarak müzakere eder; bu arada, başlangıçta şansı olmasa da BM’ye üyelik için her yıl müracaata başlar; Rum’a ve dünyaya, kalıcı bir anlaşma için bunların gerekli olduğunu cesaretle ve akıllıca anlatmaktan yorulmaz) (3) Garantilere gerek yok diyorlar (4) askersizleştirme istiyorlar (5) AB normları ve İnsan Hakları Kıbrıslıların ada sathında istedikleri yere yerleşmesine, toprak almasına amirdir diyorlar.
Hristofyas, 2002’den bu yana karşılıklı milyonlarca geçiş olduğuna işaret ederek  “hiçbir olay yok; dolayısı ile garantiye de gerek yok” diyormuş. Diplomat dosta  “Türk askeri varken, olay olmaz; bu nedenle askerin çekilmesini istiyorlar. Olayı ondan sonra seyredersiniz” diyorum.

Yazarın Diğer Yazıları