Ölümün ve karanlıkların prensleri

Yavuz Selim DEMİRAĞ

Türkiye'mizin başına bela olan terör olayları ile uluslararası bağlantıları olağanüstü üslubu ile haber belgesel haline getirip seyirci ile buluşturan sevgili Banu Avar'ı her zamankinden çok arıyoruz. BOP'un aslında CIA operasyonu olduğunu Türkiye ve dünyaya duyuran Avar, önce yıllarını verdiği TRT'den kovulmuştu. Sonra ART'de mücadelesini sürdürdü lakin o kanal da malum davalar yüzünden kapanıp gitti. Avar'ın hazırlayıp sunduğu programı bugün bile yayınlayabilme cesaretini gösterecek televizyon kanalının bulunmayışı ayrı bir dert. Aradan yıllar geçmesine rağmen internet ortamındaki arşivleri yüz binlerce tıklanıyor. Sosyal medyada bir milyonu aşkın takipçisi tarafından güncellenip gelişen olaylarla yorumlanıyor. Başta merkez ve havuz medyasının ambargo uyguladığı Banu Avar'ın "Karanlıklar prensi" adını verdiği Richard Perle'ü unutmadık. Orta Doğu'nun kan gölü haline gelmesi için basılan düğmeden hemen sonra ABD'nin Adana'daki savaş üssünün başına Başkonsolos sıfatı ile atanan John. L. Espinoza için de Avar "Ölüm ve Karanlıklar Prensi" tanımında bulunmuştu. Espinoza'nın maceralarını Yeniçağ okuyucuları bilir. Diyarbakır'ı su yolu yapıp PKK  ile yaptığı iş birlikleri ayrı yazı konusudur. Yine Banu Abla'nın Türk aydınının kafasına mıh gibi çaktığı isimlerden biri de ünlü CIA istasyon şefi Henry Barkey'dir. Barkey yine sahnede. Üstelik Türkiyeli(!) medyanın göz bebeği. Ufukları okyanusun ötesinden başka açı göremeyenler sıkıştıkça bir nevi talimat alabilme adına Barkey'in kapısını çalıyor. Barkey de pek pervasızdır. İstanbul'a, Ankara'ya sık gelir. Boğaz'da CIA'nın yerli kuryeleri ile gazeteci kimliği taşıyan malum zevat ve MİT'in geçmişteki yöneticileri ile kadeh kaldırır. 7 Haziran seçim sonuçlarını yorumlattılar Barkey'e. PKK'nın partisinin parlamentoya girmemesi halinde şehirlerde büyük patlamaların yaşanacağından dem vurdu. Tayyip Erdoğan'ın çözüm sürecini buzdolabına kaldırdığını açıklamasını fena eleştirdi. Dahası Ankara Garı önündeki katliamdan hemen önce "Türkiye'de büyük şehirlerde bombalı patlamalar yaşanabileceğini" açıklamıştı.

Washington'daki Woodrow Wilson Merkezi adlı düşünce kuruluşunun Orta Doğu Programı Direktörü, CIA'nın Türkiye uzmanlarından Henri Barkey, Ankara saldırısını Amerika'nın Sesi'nden Mehtap Çolak Yılmaz'a değerlendirdi. "IŞİD 'biz yaptık' demeyecek" diyen Barkey, "yarın öbür gün İstanbul'da İstiklal Caddesi'nde yapsalar ne olacak? Türkiye'nin turizme ihtiyacı var" ifadelerini kullandı. Amerika'dan Türkiye'nin nasıl göründüğüne ilişkin soruya ise bakın nasıl cevap veriyor; "Yapması gereken çok önemli bir şey var. IŞİD alt yapısını mümkün olduğu kadar temizlemek. Çünkü eninde sonunda bu alt yapı, Türkiye'nin içinde Türkiye'ye saplanmış bir hançer gibi. Düşünün Ankara gibi Türkiye'nin en iyi muhafaza edilmiş, en çok polisin var olduğu yerde ulu orta 100 kişinin canını alan bir katliam yaptılar. Bunu bu kadar kolaylıkla yapmışlarsa, bunu İstanbul'da da, başka yerde de yapabilirler. Türkiye'nin dikkatli davranması lazım. IŞİD'in daha fazla katliamlara sebep vermemesi lazım. Öte yandan yarın öbür gün İstanbul'da İstiklal Caddesi'nde yapsalar ne olacak? Türkiye'nin turizme ihtiyacı var. Türkiye, uluslararası camiayla yakın iktisadi ilişkileri olan bir ülke. Küresel oluşumun parçası. Bütün bunlar çok kötü bir şekilde zedelenebilir. Dolayısıyla IŞİD'i mümkün olduğu kadar çabuk altyapısını sindirip ortadan kaldırması lazım." Ve Erdoğan'ın 400 milletvekili sevdasından vaz geçmesi gerektiğinin altını çiziyor. 1 Kasım öncesi Türkiye'nin yeniden dizayn edilmesinin mühendislerinden olan Barkey'in, turizm ülkesi Türkiye'de yeni patlamaların turizm gelirlerini etkileyebileceği uyarısı altında, biraz da aba altından sopa göstermek yok mu? Yakında kokusu çıkar

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş