Ölümüne mücadelede çocuklar gibi şendiler

A+A-
Afet ILGAZ

Yahya Kemal’in “Akıncılar” şiiri böyle başlar:
“Bin atlı akınlarda çocuklar gibi  şendik
Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu  yendik”
Bugünün Türkiye koşullarındaki mücadeleye nasıl da denk geliyor. Dev gibi ordu çağın kötülüğü emperyalizm ve onun uzantısı, ayni amaçlara yönelik yeni liberal vahşettir.
Yahya Kemal’in “bin atlısı” da, yani Avrupa içlerine akınlar yapan Türk kuvvetleri de, işçi ve emekçilerin şaşılası mücadelesi. Allah yollarını açık etsin. Hak ve haklılık üzerine hareket ediyorlar.
Gene çok heyecanlandım. Yazıyı erken yazmaya başladım. Ben yazarken Türkiye’nin dört bir yanından otobüslerle ve aileleriyle işçiler, çoluk çocuk, Ankara’ya akıyorlardı. Hatta Trabzon’dan gelen kafileyle telefon bağlantısı yapıldığında (Ulusal Kanal) “nene”lerin bile yanlarında olduğunu söylediler. Türk İş’e bağlı Belediye-İş de mitinge katıldılar.
Bir yandan da Kamu-Sen’e bağlı memurlar bordro yakıyor, zamları protesto eylemi yapıyorlar ve yedi sekiz parti, her hafta Kocaeli’de TEKEL işçilerinin yanında haftalık mitingler yapılacağını ilan ediyorlar.
Sevinçli haykırışlar
Banu Avar, Arslan Bulut, Can Ataklı, Halil Nebiler, Rıza Zelyut, Cevizli’deki dayanışma mitinginde konuşmalar yaptılar. İşçilerin coşkusu, sevinci, saygısı görülecek şeydi. Bayraklar, pankartlar, sevinçli haykırışlar, elele verip tempoyla oturup kalkışlar... Bir çocuk sevinciydi ve bunun ardındaki gerçek ne kadar zor, acı, yıpratıcı da olsa, aldıkları karar en sonunda ölüm orucu da olsa, hayatla, hayatın ta kendisiyle doluydu.
Görülmemiş bir eylemdi bu ve göreceksiniz, inşallah, görülmemiş sonuçları olacak.
Okuyucularım sevinmişler, işçi kadınlara ve onların yarısından çoğunu teşkil eden başörtülü işçi kadınlara dikkat çekişimden çok etkilenmişler. Tekrar dikkat çekiyorum. İşçiler bu milli tavırları ve hareketleriyle başörtüsü sorununu çözmüş bulunuyorlar. Daha doğrusu onlar için başörtüsü bir sorun teşkil etmiyor. Türkiye’nin bütün meseleleri gitgide büyüyecek olan bu milli hareketle, halk hareketiyle çözülecek. Şimdi onlar Türkiye’nin öncüleridir.  “Elit”  “Seçkin” falan diyecektim vazgeçtim.  “Öncülük” onlara daha çok yakışıyor.
Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik
Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik.

 

İstanbul’un Kültür Başkenti olması
Türkiye, işçi eylemleriyle bir zihni dönüşümü başarmaktadır. Sağlıkta özelleştirmeye itiraz eden doktorlar TEKEL işçilerini örnek aldıklarını
söylüyorlar. Ordu, yargı, sendikalar, eczacılar, sağlık sektörü... İktidarın karşısına almadığı kurum kalmadı.
TEKEL işçilerinin o kutlu eylemi olurken Türkiye’nin her bir tarafından Ankara’ya, tabureleri, battaniyeleri ve yiyecek sepetleriyle akan işçi aileleri önce ekmek sonra haklılık mücadesi verirken, “vur patlasın, çal oynasın”  kanallarının  “saadeti” insanı irkiltiyor. İstanbul kültür başkenti olacakmış. Belki on yıldır yazıyorum. Yunan İstihbaratına yakın bir gazetenin açıkladığı İstanbul’un önce finans merkezi olarak, sonra da bu kültür başkenti vaveylasıyla Hong Kong gibi bir özerk bölge yapılması projesidir bu. Onun için böyle alayiş yapılmaktadır. Ve başından beri anlattığım, AB’nin diğer projeleri gibi. Türkiye’yi güçsüzleştirme projesidir.

Yazarın Diğer Yazıları