Ölümünün 250. yıl dönümünde Koca Ragıp Paşa

A+A-
Ahmet SEVGİ

2013 yılı Koca Râgıp Paşa’nın (1699-1763) ölümünün 250. yıl dönümü...  Klâsik Türk şiirinde hikemî tarzın Nâbî’den (1642-1712) sonra en büyük temsilcisi olarak bilinen Koca Râgıp Paşa’nın ölüm yıl dönümü sessiz sedasız geçip gitti diye hayıflandığımız bir anda Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nce “Ölümünün 250. Yılında Koca Râgıp Paşa’ya Armağan” adlı bir kitap hazırlanacağı mesajını almak bizi ziyadesiyle sevindirdi. Söz konusu kitaba  “Koca Râgıp Paşa’nın Hikmet Cephesi” isimli bir makale hazırlamak için  “Râgıp Paşa Divânı”nı (Bulak, 1252/1836) incelerken Râgıp Paşa’nın birbirinden güzel nice hikmetli beyitlerine rastladım ki bunlardan birkaçını sizlerle de paylaşmak istiyorum.
Bilindiği üzere Koca Râgıp Paşa büyük bir şair olmanın yanında önemli bir devlet adamıdır da... Râgıp Divânı’nı okurken; meselelerin arka plânına nüfûz etmeye çalışan, doğruluğu rehber edinmiş ilim-irfân sahibi bilge bir zatın huzurunda hissediyor insan kendini.
Râgıp Paşa’ya göre “doğruluk” gibi sağlam bir dayanak yoktur. İnsan kayıtsız şartsız başkalarına uyan (muktedî) değil; uyulan, örnek alınan (muktedâ) bir kişiliğe sahip olmalıdır:
“Olmaz elde istikâmet-veş asâ-yı âhenîn//Peyrev-i bî-dest ü pâ olma merd-i kâmil ol.”
Şair, mayasında irfan olmayan kişinin insan sûretinde yaratılmış olsa bile maymundan farkı olmayacağını şöyle ifade eder:
“Tıynetinde her kimin olmaz hamîr-i mârifet//Olsa da sûrette âdem farkı yok nesnâsdan.”
Râgıp Paşa bu beytinde ilim-irfanın önemini vurgularken bir başka beytinde de sahip olduğu ilim-irfandan şikâyet ederek ilim-irfan yüzünden çektiği sıkıntıların benzerini cümle âlem toplansa kendisine yaşatamayacağını söyler:
“Bir yere gelse cihân eylemez idi hergiz//Râgıbâ ilm ü hüner kim bana bir iş itti.”
Ömrünü, ilim-irfân tahsil ederek devlet ve millete hizmet etmeye adamış olmasına rağmen Koca Râgıp Paşa’nın: “Diğer isteklerimi kabul etmesen de üzülmem, tek zamane insanı benden memnun -kelimenin minnetle de ilgisi olduğunu belirtelim- olmasın yeter” diye Allah’a yalvarışı, üzerinde önemle durulması gereken bir meseledir:
“Ben fakîri itme tek memnûn-ı ebnâ-yı zamân//Hâsıl itmezsen degil gam matlabım yâ Rab bana.”
Menfaatsiz kimsenin kimseyi alkışlamayacağını keşke bütün yöneticilerimiz bilseydi..
Râgıp Paşa’nın en çok nefret ettiği şey şüphesiz minnettir. Öyle ki gün gelip başa kakılabileceği endişesiyle dostların selâmını almaktan bile çekinir:
“Nice memnûn-ı dest-âvîz-i lütf olsun tabîat kim//Hayâl-i itminân eyler ehibbâdan selâm almaz.”
Râgıp Paşa, Osmanlı devletinin duraklama döneminden çöküş dönemine geçtiği yıllarda vezîriâzamlık (Başbakan) yapmış bir devlet adamıdır. Böyle zor bir dönemde üstlendiği ağır sorumluluğun Paşa’yı zaman zaman çaresizliğe düşürüp evinden ve hizmet aşkından soğutarak dervişliğe yöneltmiş olduğu da görülüyor. İnsan iyice bunaldığı zaman kurtuluşu dervişliğe sığınmakta buluyor.
“Kalmadı râbıta-i hâne vü sâmân-ı vatan//Çille-i saht-ı vezâret beni dervîş itti.”
Yusuf Kâmil Paşa’nın “Vezîr olan hakîm olmak gerektir” mısraını şimdi daha iyi anlıyorum. Darısı günümüz vezirlerinin başına...
Vefâtının 250. yıl dönümünde Koca Râgıp Paşa’yı rahmetle anıyoruz...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları