“Ölüsü kandilli”

A+A-
Altemur KILIÇ

Türkçede argo bir tabir vardır; “Ölüsü kandilli” derler... Ülkemize girip askerlerimizi, insanlarımızı şehit eden, hatta kentlerde eylem yapan PKK eşkıyaları Kuzey Irak’taki “Kandil” dağlarında, dokunulmazlığın rahatlığı içinde konuşlanmışlar; bu “Ana karargâhtan-Merkez üssü” nden talimat, silah ve teçhizat alırlar, vurup gene oraya kaçarlar...
Yıllardır bu bilinir ama Kandil’e vurulamaz... Önce, ABD icazet vermedi... “İstihbarat paylaşıyoruz” diye oyaladı... Nasıl versin ki, gönlü yok!.. Öteden beri eşkıyaya “lojistik” yardım sağlayan da ABD kuruluşları değil miydi?!!

***


PKK terörüyle mücadeledeki gerçekleri hatırlayalım... Bizim iktidarların Apo’yu sağ bırakmaktan sonra muhatap almaya kadar varan gafletlerini bir yana bırakalım. Amerikalılar, Avrupalılar terörle mücadele yasasını “budattılar”, “OHAL”i kaldırttılar... (Erdoğan şimdi bu durumda “OHAL”i geri getirecek!)
İçimizdeki gafiller “Kürt sorununu” hep yanlış teşhis ettiler... Tarihi kökenlerini ve nihai amaçlarını görmezden geldiler; geliyorlar... Son zamanlarda, PKK ve BDP azarken de teşhisleri aynı: “Kürt bölücülerin hakları var, ama eylemlere devam etmenin sırası mı?..” Yani “bekleyin. Sabredin. Haklarınızı size barışçı yollardan verelim!.. ‘Yeni Anayasa’ ile verelim.” Ama öyle olmuyor işte... Eşkıya şimdi “iyi polis, kötü polis” oyununu oynamakta. Kimilerine göre PKK içinde bölünme varmış... Güvercinler, şahinler varmış... Teröre “şahinler” devam ediyormuş... Apo’nun sözünü dinlemiyorlarmış... vb. Bu mavallara inanmak ayrı gaflet... Terör, bölücülük Apo-Karayılan-BDP sarmalının tek değişmeyen amacı var: “Büyük Kürdistan!”

***


“Kürt sorununu” barışla çözmek hususundaki başlıca öneri Kürtlere haklarını vermek, hatta demokratik çizgide “federasyon” adı altında kabul etmek...
Diyelim ki, “Kürt-Türk Federasyonu” kuruldu... İki başkentli, Diyarbakır ve Ankara (belki de İstanbul), iki bayraklı Türk ve PKK bayraklı. Sonra?!.
Kimse görmez mi; bu ülkenin ortak sahipleri saydığımız binlerce Kürt vatandaşımız, hoşgörümüz sayesinde bugün ülkenin her yöresine dağılmış ve dağılmakta... Kimse onlara gelme demedi. İşlerine engel olmadı... Doğal olan da buydu. Atatürk’ün “Ne mutlu Türküm diyene” sözünün gereği de bu...
Ancak bu Kürt vatandaşlarımızın bazıları bu anda ihanet ediyorlar... PKK’ya alet oluyorlar... Şimdi, bizim “federasyoncu” fahri Kürtçüler “Büyük Kürdistan” bir tarafa, bir gün, her yöredeki binlerce Kürt’ün ayaklanmayacağı ve bütün Türkiye’ye sahip çıkmaya yeltenmeyecekleri hususunda garanti verirler mi?.. Musa Anter yıllarca önce söylemişti: “Antalya da bizim; Mersin de bizim” diye!

***


Kısacası, Kürt sorununun “barışla çözümü” ancak teslimiyet ve hudutların tespiti pazarlıkları ile olur... Buna razı mıyız?..
Kaldığımız ve maalesef ilerleyemediğimiz yer “Kandil”dir... Eşkıyayı orada bitirmektir...
Müjde; Ramazan Bayramı beklenmeyecek... Hava Kuvvetlerimiz, jetlerimiz Kandil’e bomba yağdırdılar... İnşallah Türk Ordusu sonunu hayra erdirir... Komutanların çoğu “içeride” olsalar da Ordumuz, Kandil’i bitirmeye kadirdir...
Tarhan Erdem, “Sözün bittiği yerde değiliz... Nerede kalmıştık” diye yazmış... Artık hem söz bitmiş, hem de Kürt sorununu bırakılan yerde yok etmekten başlamanın zamanıdır...
Tekrar edeyim; Türk Ordusu’nun, komutanları “içeride” olsa da bunun hakkından gelmeye gücü yeter...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları