Ömer Çelik, Oktay Ekşi, Bülent Arınç...

A+A-
Afet ILGAZ

Başbakanın ve Cumhurbaşkanının son Taksim’in bombalanması olayından sonra yaptıkları konuşmaların karşılığı var mı? Şimdi böyle diyorlar  “karşılığı var, yok...” İkisi de birlik beraberlik, bütünlükten bahsettiler.
İyi güzel. Ama aynı gün Bülent Arınç CHP liderinin Kadıköy’deki Cumhuriyet yürüyüşüne tuhaf bir mizah anlayışıyla yorum yaptı. O, Kılıçdaroğlu’nu varoşlara gidecek sanmış oysa Kılıçdaroğlu Kadıköy’e gitmiş bayram kutlamak için. Neresinden tutsanız dökülen, mantık fukarası bir konuşma. Kadıköy’deki dindarları hadi bilmiyor diyelim, İstanbul halkını böyle iki yakaya bölmek bir hükümet adamına yakışır mı? Üstelik Başbakanın havuzlu villaları da o yakada.
Bu zihniyetle “birlik ve beraberliği” nasıl sağlayacaksınız?

* * *

Başbakan, Oktay Ekşi’nin istifası ve istifaya neden olan yazısı sebebiyle fikrini soranlara  “Mücadele yetmez, ben onunla savaşırım” diyor.
Bir Başbakanın böyle bir şey söylemesi dünya siyasi, (edebiyat diyecektim ama hadi literatür diyelim, edebiyat fazla kaçar)  literatüründe bir ilktir herhalde.
Böyle bir zihniyetle ortaya çıktıktan sonra Mardin’de birlik beraberlik çağrısı yapmışsın, kim dinler... Hissiyatını belli etmenin başka yolu yok muydu?

* * *


Gelelim Ömer Çelik’in konuşmasına. Gene ve hâlâ resepsiyon. Ne kadar meraklılar resepsiyonlara. İlle orada görünecekler. Ellerinde meyve sularıyla kalabalıkların arasında dolaşıp ispat-ı vücut eyleyecekler. Birisi de herhangi bir sebeple o toplantıda bulunmak istemiyorsa ona  “Niye gelmedin bu bir emirdir. Emre itaatsizlik ettin”  diyecekler. Ömer Çelik böyle söylüyordu. Bu emrin nerede, hangi kanun maddesinde yazılı olduğunu öğrenmek isterdim.
“Komuta kademesi Cumhurbaşkanının verdiği davete katılmak zorundadır.”
Nereden çıktı bu emir böyle?
Her türlü saltanat, çifte çifte makam arabaları, dış geziler, iç geziler, devletin uçağıyla düğüne gitmeler, köşkler, saraylar... Evet ama yetmez! İlla ki etek öpülecek.

* * *


Gelelim Emine Hanım meselesine. Başbakan:
“Cumhur burada. Onlar nerede?”
diyordu. İyi de asıl, Emine Hanım
nerede?
Dünürünü ağırlamak bahanesi pek uygun olmadı. Herkesin aklına başka şeyler geliyor. Cumhurbaşkanının daveti madem ki emirdir en azından ricadır, buna Başbakanlık seviyesinde de uyulmak gerekmez miydi?

* * *


Düzeltme: Cuma günkü yazımın sonundaki “... Zübeyde Hanım’ın başındaki örtüye, kim bir şey demiş...” cümlesindeki Zübeyde Hanım, Latife Hanım olacaktı...

Yazarın Diğer Yazıları