Önder Sav ateşle oynuyor

A+A-
Afet ILGAZ

Önder Sav  “CHP’nin kimliğiyle oynandığını” söylemiş.
Eğer gerçek buysa, samimi iddianız buysa, Deniz Baykal’ı neden harcadınız?
Kimlikten kastınız Atatürk Milliyetçiliği ise, laiklik ise, halkçılık, devrimcilik ise, bunların Kılıçdaroğlu’nda daha çok bulunacağını düşündüyseniz, bunların onun elinde daha emin bir yerde olacağını hesapladıysanız şimdiki yakınmanız nedir?

* * *

Öyle anlaşılıyor ki mesele  “kimlik”  meselesi değil, koltuk meselesidir. Eskilerin tabiriyle  “hubb-u riyaset” tir. Biz AKP’de de bundan şikayet ediyoruz. Modern demokrasiler bir yana, İslam da bu zaafı şiddetle reddeder.
Evlerde boşanmalara kadar giden kavgalar olur, eş dost toplanır, işe çare bulunmaya çalışılır ve bunun sebebinin ne olduğu sorulunca kimse “şudur” diyemez ya, burada da öyle oldu. Bir hukuki mesele, seksen yıllık bir partinin neredeyse bölünmeye doğru gidişine sebep oluyor ama üstünde en az durulan şey de asıl sebep olan “tüzük” değişikliği olduğu gözlerden kaçıyor.
Bir ay kadar önce yazmıştım. CHP’nin bu tüzük ihmali sebebiyle seçimlere bile girememe tehlikesi doğmuştu. Meğer Yargıtay Başsavcılığı’ndan gelen ve bu tehlikeye işaret eden yazı sekiz gün “sümen altı” edilmiş.
Buna “ateşle oynanıyor” demezsiniz de ne dersiniz?
İki yıl önce alınan bir tüzük değiştirme kararı var. Bunun Baykal döneminde referandum ve buna benzer sebeplerle yürürlüğe konması ertelenmiş. Bu tüzükte, Baykal’ın çok başını ağrıtan “statüko” işinin hafifletilmesine yönelik “genel sekreterlik” yerine “genel başkan yardımcıları” tayinini öngören yeni bir durum var. Baykal’ın bu yüzden gittiğini iddia edenler de oldu ama bilmiyoruz tabii.
Şimdi önümüzde yeni seçimler varken Başsavcılıktan bir uyarı geliyor, yeni tüzüğünüzü yürürlüğe koyun diye. Son kurultayda da Önder Sav ve ekibi bu değişikliğin yürürlükten kalkması için  “kofti” den bir oylama yapıyor.  “İsteyenler, istemeyenler...”  AKP’nin yaptığı gibi. Oysa tüzük değişikliği kurultayda alınmış bir karardır, uygulanması lazımdır ve uygulanmayacaksa, yeni bir tüzük değişikliği kurultayı yapılması lazım gelir. Mesele bu. CHP de kanunlara saygılı olmaktan yan çizerse, bu ülkenin kime itimadı kalır?
O katta bir MYK, bu katta bir MYK... Kapıda kavga, dövüş...
Bir partide, bir ülkede yapı taşlarının oynatılması iyi olmuyor. Arafat’ın ölümünden sonra da aynı şeyleri yazmıştım. O, Filistinliler arasında birliği temin ediyordu. O, öldükten sonra Filistin’de kan gövdeyi götürdü. HAMAS’la FKÖ birbirine girdi.

* * *


Deniz Baykal iki sene öncesine kadar, bazı şüpheler duyulmasına sebep oluyordu. Erdoğan’ın başbakanlık yolunun açılmasında rol aldığı iddia ediliyordu. AB ile yakın ilişki içinde olduğu söyleniyordu. Ama ondan sonraki süreç içinde, CHP’yi birleştiren, ayakta tutan ve Bahçeli ile birlikte sıkı bir (milli) muhalefet yapan saygın bir parti konumundaydılar. Oyları da yüzde otuzlara yaklaşıyordu. Dindarların bile saygı duyduğu samimi bir inançlılık sergiliyordu, Baykal. Yani o,  “halka açılma”  denilen şeyi, mevcut CHP oylarını da kaybetmeden gerçekleştiriyordu. Haksızlıklara, hukuksuzluklara, yolsuzluklara, gayrimilli olan her şeye etkili bir muhalefet gerçekleştiriyordu. Rahat vermediler.
Bugün “kimlik kimlik”  diye bağıranların bir kısmının, o günlerde ne kadar sevinçli, neşeli, ferahlamış olduğunu hatırlıyorum da... Bugünkü feryatlarını hiç mi hiç anlamıyorum. Şimdi onlara sükunet tavsiye etmek lazım. Sussunlar ve otursunlar. Küstürdükleri insanlarla barışsınlar. Önemli olan, genel sekreterlik koltuğu değildir. CHP’nin tekrar bütünlüğene kavuşması ve seçimlere gönül rahatlığıyla hazırlanmasıdır. AKP’nin karşısındaki güçlerden birinin daha çökmemesidir.

* * *


Sınırlarımızda ordumuzun yerine İçişleri Bakanlığı’na bağlı genel müdürlük elemanlarının bulunacağı kanun değişmeleri yapılırken, füze kalkanı felaketiyle yüz yüze bulunuyorken, CHP’nin bu durumu uzatması çok yanlış olur. Grup toplantılarında Sayın Kılıçdaroğlu, bu meseleleri de gündeme getirmelidir. Hamaset yapmak yetmez.

Yazarın Diğer Yazıları