Ondokuz Mayıs 1919-2009 ve Saylan

Altemur KILIÇ

19 Mayıs konusunda yazı yazmak, doğrusu içimden gelmedi... Her yıl 19 Mayıs’ta, 23 Nisan’da, 30 Ağustos’ta ve 29 Ekim’de, aynı yazıları yazarız... Önceki yıllar coşkuyla, umutlarla ve Mustafa Kemal’in 10.Yıl Nutkunda, inanç ve heyecanla söylediği gibi, “Ebediyete akıp giden her on senede, bu büyük bayramı, daha büyük şereflerle, saadetlerle huzur ve refah içinde” kutlayacağımız umudunu, coşkuyla yazardık ve içtenlikle, gene Mustafa Kemal’in imanıyla, “Ne mutlu Türküm diyene” diye haykırırdık.
Bugüne, 19 Mayıs 2009’a geldiğimizde, bu umutlara coşkuya ne oldu? Gerçi Cumhuriyet mitinglerinde binlerce insanımız, laik T.C. ulus devletini korumaya Atatürk’ün huzurunda ant içiyorlar... Ve muhakkak Profesör Dr. Türkan Saylan’ın ebediyete yolculuğunda... Bu 19 Mayıs’ta da öyle oldu. Ancak reel dünyada “umumi vaziyet”aynen Mustafa Kemal’in Samsun’a çıktığı zamandaki gibi... Umutsuzluklar içindeyiz! Sorarım; Mustafa Kemal’in ve arkadaşlarının mücadeleleri, Çanakkale zaferi, Kurtuluş savaşı, boşuna mıydı? Bu kadar kan boşuna mı döküldü, yüz binlerce şehit boşuna mı verildi?
Bugün rahat koltuk ve köşelerinden öyle diyenler, Mustafa Kemal’e ve eserlerine, zaferlerine kulp takanlar, “O” nu  “resmi tarihi” inkâr edenler var... Ben, bizim kuşak bu olaylara adeta tanık olduk. Ama bizler de gidince, meydan bu adamlara mı kalacak?


Bugün “vaziyet”
 Mustafa Kemal’in 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıktığındaki genel duruma yolaçan “oyun”  değişik aktörlerle, bugün aynen sahnede. Ve Büyük Nutuk’un sonunda O’nun gençliğe “İstikbalde dâhi” diye ifade ettiği tehlike ve tehditler aynen vaki ve cari!
Daha acısı ve fecisi, Mustafa Kemal’in kurduğu Türkiye Cumhuriyetinin birlik ve bütünlüğünün temel taşlarından en önemlisi, “Ne mutlu Türküm diyene” sözü, yeni Kürt açılımına göre, ülkenin dağlarından silinecek! Ve bu koca devlet, Hasan Cemal’in eşkıya ininden taşıdığı “Karayılan Formülüne” göre yeniden yapılandırılacak... Düşünün, gönlünün nerede olduğu besbelli bir adam, “Kürt Sorununun” çözümü için, eşkıya ininden ve eşkıya başlarından, “umut” mesajları ve önerileri getiriyor ve şimdi de bu Cumhuriyetin Cumhurbaşkanı, Başbakanı buna itibar ediyorlar ve Karayılan’ı muhatap kabul ediyorlar! Sri Lanka’da Tamil eşkıyası silahları bıraktı ya, biz de neden olmasın! Ama unutmayalım, eşkıyayı orada ordu dize getirdi!
Gül bu konuda “Devlet kurumları arasında tam uyum var ” diyor!
Haydi, Ordunun siyaset üzerindeki “Vesayeti” kaldırılsın TSK, bu hayati konuda, “Karayılan Formülüne” razı ve alet olabilir mi?
Ayrıca Anayasanın  “Değiştirilemez maddeleri, tek dil, tek bayrak ve tek vatan”  anlayışı da Sivil Anayasa adına değiştirilecek.
Evet, 19 Mayıs 2009’a gelindiğinde, “genel vaziyet”  böyle!
Bu  “genel vaziyete”, Prof. Dr. Türkan Saylan’ın vefatı, tabir caizse “denk düştü” ... Sevgili Saylan, candan bağlı olduğu Mustafa Kemal’in en önemli “başlangıç” tarihinden bir gün önce hayatını kaybetti... Bu acı ölüm, ölümün arkasındaki ve önündeki manzaralar, yeni bir “başlangıcın” başı olabilir... Saylan’ın, son sözleri ve işaretleri unutulmayacak... Ve yetmiş yaşını aşmış, bütün hayatını gençlere tıbba vakfetmiş bir kadının ağır hasta halinde nasıl taciz edildiği ve evinin hoyratça didik didik ediliş kareleri, asla unutulmayacak.
Başbakan Erdoğan, “Ergenekon’un savcısıyım, temiz eller operasyonunu ben başlattım” dedi ve Baykal’ın dediği gibi, hâlâ bu davanın önünde, içinde ve arkasında!
Şimdi Türkan Saylan’ın acı son sahneleri ve vefatı karşısında, onun ve diğerlerinin vicdanları, acaba biraz olsun sızladı mı? Hiç timsah gözyaşları dökmeye kalkışmasınlar!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş