'One Minute' balonunun kafasına geçirilen çuval

İsrafil K.KUMBASAR

İsrail, Gazze’ye insani yardım götüren yardım filosuna, daha ‘kendi karasularına’ bile girmeden saldırıp, tam anlamıyla bir kıyım yaptı.
Akdeniz’in güney sahilleri ‘kan kızılı’ bir sabaha uyanırken, kuzey sahilinde ise bir başka acı ülkemizi bekliyordu.
İskenderun’daki askeri birliğimize düzenlenen roketatarlı saldırıda altı şehit verdik. Her iki olay da Türkiye’yi ayağa kaldırdı.
Asıl ayağa kalkması gerekenlerin ise ‘dilleri’ bir yerlerine dolandı. ‘Maroken’ koltuklarda ahkam kesmek ile ‘dış politika’ geliştirmenin ne denli farklı şeyler olduğu bir kere daha su yüzüne çıktı.
‘Bir demet zeytin dalını’ koltuğunun altına alıp sağa sola koşuşturmakla, ‘herkese mavi boncuk’ dağıtmakla bir yere varılamayacağı bir kez daha anlaşıldı.
Eğer sandalın ‘yönü’ ve ‘hedefi’ belli olsaydı, bugün Türk kamuoyu en azından şu soruların cevabını biliyor olacaktı:
1-) İskenderun’da son dönemde nasıl bir faaliyet vardı ki, karanlık güçler taşeronlar eliyle altı askerimizi şehit ederek bir mesaj verdi?
2-) İsrail’in yardım konvoyuna baskın düzenleyeceği hiç mi hesaba katılmadı? Yoksa İsrail’in arayıp da bulamadığı bir fırsat mı oluşturuldu?

* * *

Davos Fatihi, Dünya Lideri ve dahi ‘One minute’ kahramanı şöyle buyurdular:
- “Sessiz ve tepkisiz kalmayacağız.”
Yani? Yanisini devletlü dışarıda dostane ilişkiler geliştirmekle meşgul olduğu için, ona vekalet eden Bülent Arınç izah etti:
- “Hiç kimse bu olay sebebiyle İsrail’e savaş ilan etmemizi beklemesin. Böyle birşey olmaz. Mümkün de değil, doğru da değil.”
 ‘Sessiz’ kalmamak, ‘tepkisiz’ kalmamak nasıl bir şeydir? Vatandaşa yine ‘bekleyip, görmek’ kalıyor.
Aslında beklemeye falan da gerek yok. Arınç satır aralarında onun da cevabını veriyor. Allah için ‘diplomatik lisan’ bu olsa gerek, hazret diyor ki:
- “Gazze’ye insani yardım götürmek, bir hükümet projesi değildir.”
Ama dünya alem biliyor ki o gemide katledilenler Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları.
Bu noktada cevabı aranan soru şudur:
- “Bir gemide koyun gibi boğazlanan yurttaşlarınız için ne yapacaksınız?”
- “Savaşmayacağız.”
İyi, tamam da ‘yapmayacağınızı’ değil, ‘yapacağınız’ ne ise onu öğrenmek istiyoruz.
- “Kınıyoruz.”
Bize kalırsa ‘ıkınıyor’sunuz.

* * *

Bu ‘açık bir savaş’ ilanıdır ve öyle ‘hasıraltı’ edilecek bir yanı yoktur.
Şöyle eğilip bükülmeden; vatandaşın kafasında soru işareti bırakmadan makul bir izahat bekliyoruz.
Aman sakın kalkıp da ‘kahvehane’ ağzıyla, içeriyi karıştırmak istiyorlar gibi basit politik oyunlara girmeyin.
O palavraları zaten sizin adınıza yürütecek ‘paralı kalemşorlar’ mevcut.
Şu ‘yıldızı parlayan’ ülkenin karizması, ‘siyon yıldızı’ tarafından küstahça nasıl çiziliyor, bize onun izahını yapın.
Vatandaşın devletten, hükümet edenlerden beklediği budur.
Meşhur ‘oynak merkezli’ dış politikanızın gelip dayandığı yer, ‘başka mahfillerde hazırlanmış’ senaryolara kapı aralamak mı?
‘Suskunluk’, ‘yutkunma’, somut şeyler söyleyememe bu yüzden midir acaba?
Eğri oturup, doğru konuşmak gerekirse, Türkiye ‘yeni bir çuval hadisesinin’ tam göbeğine düşmüştür.
‘Oyun kurucunun işini kolaylaştıran’ hamlelerin sorumlusu ayağa kalkmalı ve millete işin doğrusunu anlatmalı.

* * *

Akdeniz’in iki yakası da kan revan.
Kimdir suları tutuşturan ve etrafımızdaki yangını alabildiğince körükleyen?
‘Leyleğin rekorunu’ kırmakla meşgul olanların artık ayakları ‘yere’ değmeli.
Bu kafayla devam ederlerse, ‘konacak baca’ bulmakta bile zorlanacaklar.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş