Önemli bir halk hareketi

A+A-
Afet ILGAZ

Silivri’de aylar ve yıllardır sadece iddianamelerde yazılı, hüküm haline gelmemiş suçlamalardan dolayı yatan sivil, asker birçok insana “özgürlük”  talep eden binlerce kişi memleketin dört bir yanından yürüyüşe geçti.
Başı İP çekiyor. Böyle haklı bir harekette, başı kimin çektiği o kadar önemli değildir. Kim iyi teşkilatlanmışsa, kimin yüreği yetiyorsa, kim haklıyı ve haksızı vicdanında ayırt edebilmişse, er meydanına o çıkar.
Yazın sıcağını, oruç gününün uzunluğunu, haklılık mücadelesinin zorluğunu, içerde yatanlarla, yatarken unutulmuş her kim varsa onlarla paylaşır.

* * *

Çok ilginç bulduğum bir sahneyi anlatmak istiyorum. Biz Diyarbakır’ı toz duman içinde hatırlarız değil mi. Polisler çocuklara gaz sıkarlar, onlar da taş veya havai fişek atarlar, camlar çerçeveler indirilir, kepenkler kapanır, zaman zaman yaralananlar ölenler olur. Oysa bu yürüyüş sırasında çok medeni bir sahne vardı. Ziya Gökalp’lerin Cahit Sıtkı Tarancı’ların doğduğu memlekete yakışır bir sükunet ve medeni bir görüntü. Partinin Diyarbakır sorumlusu Bayram Yurtçiçek eline bir tomar bildiri almış onları dağıtıyordu. Başı poşulu bir Diyarbakırlı da aldığı bildiriyi merakla okuyordu. Evet, yürüyüşün bir kolu da Diyarbakır’dan çıktı Silivri’ye geliyorlar. (Pazartesi Silivri’ye geldiler.)

* * *

Bu hareketin siyasi bir tarafı yok. En azından, Başbakanın günlerdir kürsülerden haykırdığı ve ‘bunlar’ diye aşağıladığı memleketin öbür yarısına yöneltilmiş, hem de hakaretler dolu oyunlar, iftiralar, yanlışlar dolu bir propaganda niteliği de yok.
Üç yıl önce bu ekip Lozan’a gitti. Ermeni soykırımı yalandır demek için. Diyarbakır’da bir köyü cumhuriyet ve Atatürk sevdalısı yaptılar. Köy okulunu tamir edip oradaki Türkçe bilmeyen kadınlarla, ninelerle kucaklaştılar. Bu çalışkanlığı, fedakarlığı, yurtseverliği görmezseniz ayıp olur. Gazeteci olarak işinizi iyi yapmış olmazsınız.
Türkiye’nin en uzak köşelerinden ellerinde Türk bayraklarıyla Silivri cezaevine doğru yürüyüşe geçen bu yurtsever kalabalığı ilgiyle izliyorum.

* * *

Bu arada bir noktaya temas etmek istiyorum. Gerçi Ulusal Kanal’da iftar ve sahur programları yapılıyor ama meydan konuşmalarında bazen ‘tarikat’lafı da ediliyor, bunu, ‘cemaat’ yerine kullanıyorlar, biliyorum ama yanlış anlaşılabilir. ‘Tarikat’ bu ülkenin kültüründe var olan bir gerçektir. Bunu kullanırken dikkatli olmak lazım. Aslında hiç kullanmamak lazım.

* * *

Ben bu yazıyı pazartesi günü yazdım. Yürüyüş kolları Silivri’de buluşmuş miting yapıyorlardı, bu yüzden gecikmiş bir yazı olsa da yazımı işlevsel buluyorum.

Yazarın Diğer Yazıları