Onların hedefi Kürdistan olduktan sonra...

A+A-
Afet ILGAZ

Bu yazı çıktığında “harekât” için Meclis’ten izin alınmış olacak. Bu izine sevinemiyorum. Çünkü şimdiye kadar pek çok izin alındı. Sanırım altı veya yedi kere. Bizim en çok hatırladığımız, Büyükanıt zamanında alınan ve işlevi yarım bıraktırılan harekattı. Cumhurbaşkanı’nın böyle bir izin alındığı sırada söylediği şu sözler unutulmamalı:
“Harekât izni alındı ama bunu kullanmayı düşünmüyoruz.”
Peki alınan bu izinler neye yarıyor? Şimdiki neye yarayacak? Barzani, PKK ve Talabani’nin parti ve topluluklarının başında  “Kürdistan” kelimesi var, unutmayalım. PKK da Kürdistan İşçi Partisi demektir. Öyleyse birbiri arasında koordinasyon sağlamaya çalıştığımız bu üç topluluğun da amacı bu! Bu toplulukları besleyen, büyüten, ülke böldüren, sözde ülkeler kurduran güçler kimlerdir? ABD ve AB! Bu durumda sizin harekât izni çıkarmanız neye yarayacak?

***

PKK’nın geçici de olsa bir ateşkes yaptığı söyleniyor değil mi? Bunu İsrail de uygular. Yani yöntem onun. Başı sıkıştığı zaman ateşkes yapar. Bu, iyi niyetli, barışa dönük bir ateşkes değil, toparlanmak için yapılmış bir ateşkestir. PKK’nın 1992’de yaptığı büyük saldırıyı hatırlarsak, 20 günde yapılan üç büyük karakol baskını ve orada verdiğimiz çok sayıda şehidi hatırlarsak, bundan sonraki süreci daha iyi anlarız. Bu baskıların ardından Eşref Bitlis Paşa’yla Özal, o bölgeye gitmiş, durumun vahametini görmüşlerdi. Çekiç Güç’ün o bölgeye yerleştirilmesinin Türkiye’nin güvenliği için faydalı olacak zanneden Özal, yanıldığını anlamıştı. Çekiç Güç’ün yetiştirdiği 20.000 PKK’lının Türkiye’ye sızması durumunda, ülkenin nasıl bir kan ve ateş gölüne döneceğini anlamıştı. Eşref Paşa’nın inisiyatifiyle Irak’ın kuzeyine bir harekat yaparak bu tehlikenin Türkiye’ye girmesinin önlenebileceğini düşündüler.
Ne var ki 3 Ekim’de yapılması kararlaştırılan bu harekâtı engellemek ve Türkiye’ye bir uyarı çekmek anlamında 3 Ekim’de Muavenet zırhlımızı kaptan köşkünden vurdular. Üst rütbeli subaylarımızın da içinde olduğu altı personel şehit edildi.
Buna rağmen Bitlis Paşa harekâtı yaptı. Başarılı bir harekât oldu. PKK dağılmak üzereydi. Liderleri kaçmıştı. PKK’lılar da köylerine dönmek üzereydiler. ABD boş durur mu? Harekete geçti ve birliklerinin ilk kelimesi  “Kürdistan” olan bu üç kuvveti barıştırdı. Talabani, Barzani ve PKK. PKK işte o zaman da ateşkes yapmıştı. Bu ateşkesi de Bingöl’deki 33 askerin şehid edilmesi olayıyla bozdu. Bu olayın ardında asker arayan gafilleri düşünün şimdi.
Kürdistan kuruluyor, uyarısını ilk yapan Uğur Mumcu, sonra Eşref Bitlis öldürüldü. Özal’ın ölümü onları takip etti. Ahmet Özal istediği kadar masal anlatsın.

***


Dışarıdan yönlendirilen bir ülke düşünün. Bu ülke kendisini yok etmeye çalışan Batılı odakların izin verip vermemesiyle harekât yapmaya çalışıyor. Terörün kökü, Barzani bölümünde birikmiş ve peşmergenin içine girip çıkan PKK için, hiçbir şey yapamıyor. Barzani’nin “Kürdistan” adını taktığı siyasi hedefi yok etmek için Barzani’yi bertaraf edemiyor. Türkmenler için hiçbir güvenlik kaygısı taşımıyor. Barzani’ye bağlı kalabalıkların hiçbir şekilde Türkiye sınırını aşmayacağına dair bir teminat oluşturamayacak. Yani kısaca harekatı sınırlamayacak. Onların nasıl siyasi bir hedef olan Kürdistan hedefi var ise, ülkesini korumakla yükümlü Türkiye hükümetinin de bu türlü siyasi hedefleri olacağını kabul ettirecek.

***


1 Mart tezkeresinin Meclis’ten geçmesinden sonra, 20 Mart’ta yapılan ve pek dillendirilmeyen bir  “evet” i var hükümetin: ABD’nin Irak’a girmesinin desteklenmesine onay!
Yapılacak en tehlikeli şey de, şimdilerde daha sık konuşulmaya başlanan  “genel af”tır. PKK’nın elindeki son derece gelişmiş silahları düşünürseniz, bunların hangi yol ve yöntemle tamamının toplanacağını bilmemenin verdiği bir kuşku olmalı içinizde değil mi? Zapetero gibi! Hiç olmazsa, silah bırakacağını söyleyen ayrılıkçılara “Size güvenmiyorum”  dedi, İspanya Başbakanı.
Bir de Suriye’deki Kürt kökenlilerin, TC vatandaşı sayılması suretiyle Türkiye’ye yollanabileceğini düşünürseniz Türkiye’nin bir uçuruma sürüklendiğini anlamanız zor olmaz.
Boşuna mı yapıldı referandum? Boşuna mı yapılıyor Anayasa değişiklikleri yolundaki tartışmalar? Boşuna mı HSYK’nın istifasına sebep olacak bir kargaşayı başlattılar? Türkiye’yi hiçbir şekilde parçalayamayacaklarını anlayan Batıdaki Siyonist merkezler, onu yargı ve anayasa yoluyla dize getirmeye çalışıyorlar. İyi de, 40.000 şehidi ve ailelerini ve ailelerin de ailelerini ne yapacaksınız? Bu iş referandum oylamasındaki cami önlerinde söylenilen nutukları falan kaldıracak bir iş değildir.

Yazarın Diğer Yazıları