Önümüze konan faturalar

A+A-
Ahmet GÜRSOY

                  Türkiye ekonomisi sıkıştı. Gittikçe de sıkışma derinleşiyor. İşte bu sebeple Avrupa ilişkileri önemli. Diğer taraftan son zamanlarda AB, Türkiye'ye karşı kötü niyetini saklamadan açıktan tavır alıyor.

Neden?

Çünkü Türkiye'deki mevcut yönetim, iç politikasını dünyaya laf çarpma üzerinden yürütüyor. Halkı yanında toplamak ve bunun göstergesi olarak da milliliği pekiştirmek adına saydırdıkça saydırıyor.

Sonuç?

"Gelin anlaşalım. Yeni bir sayfa açalım..."

Başka?

"Uçakları sizden alalım.."

Daha başka?

"İsterseniz Patriot da alabiliriz.."

                Ben merak ediyorum; "Madem yeni bir sayfa açacaktınız, şimdiye kadar neden Türkiye'nin dış politikasını seçim mitingleri üzerinden kalabalıklara haykırarak yaptınız" diye soracaklar mı bilemiyorum. Ancak Avrupa, Türkiye'nin köşeye sıkıştığını çok iyi biliyor. Almanya'nın uyguladığı gizli ambargonun beklenen sonuçları verdiğini de aklı başında olanlar bir yere not etmiş durumda. Dolayısı ile "gelin yeni sayfa açalım" diyen Türkiye'nin elinde onlara karşı kendini güçlü kılacak ne gibi kozlar var bilen yok.

                Daha düne kadar "birlikteyiz, sizden ayrılamayız" dediğiniz AB ülkelerine söylenmeyen söz kalmadı ki.. Avrupa ile olan bütün eski, yosun bağlamış taşlar yerinden oynatıldı. Ve bu saldırıların bir karşılığı olacaktı. Nitekim AB, açıkça Ege'de Yunan çıkarlarını desteklediğini açıkladı.

                Kıbrıs meselesinde yine Rum tarafına arka çıktı. Diyeceksiniz laf çarpmasak da öyle düşünüyorlardı.

                Doğrudur.

                Lakin Türkiye AB'ye girecek diye ilişkiler gerilim noktasında seyretmiyordu. Herkes ihtiyatlıydı. En azından bir denge politikası varmış görünüyordu.

                Şimdi?

                Şimdi elin oğlu Kıbrıs'ın güneyinde petrol arıyor. Ortakları Türkiye'nin hoşuna gitmeyecek olan İsrail ile Mısır. Ve sana karşı bir karşılıklı paydaşlık içine girmiş durumdalar.

                Niye?

Çünkü Türkiye'yi yönetenler kendilerine bu fırsatı verdi.

                Şimdi Varna'da neyi konuşuyoruz?

                İşte bunları...

"Kıbrıs Rumlarının yanına Türkleri de almalısınız" diye adeta yalvarıyoruz.

"Kredi musluklarını kesmeyin" diyoruz. "Türkiye sizin dostunuzdur" diyoruz.

                Biliyor musunuz?

                Atatürk'ten sonra şu Avrupalıların karşısına asla o günkü kadar güçlü ve dirayetli olarak çıkamadık, çıkmadık..

                Hep mağdur rolündeyiz.

                İşte yine ekonomisi muhtaç bırakılmış, ezik bir Türkiye ile adamların karşısındayız...

                Hollanda ile tartıştık.

                Ermeni tasarısını yasalaştırdılar. Bundan sonra "benim vatandaşım" dediğin Türkler ve onların çocukları Hollanda okullarında "Ermeniler soykırım yapmadı" diyemeyecek. Atalarını soykırımcı ilan edecekler. Öyle öğrenecekler.

                Neden?..

Referandumda evet çıkaracağım diyerek ağzına geleni sayıp söyledik de ondan.

                Eh, Almanya ile yaşadıklarımız ortada.

Şimdi Varna toplantılarında Türkiye'nin önüne konulan, faturalar var mı diye düşünüyoruz.. Acaba birçok millî meseleden taviz vermemiz isteniyor mu?. En başında da Kıbrıs'tan Ege Denizi'ndeki petrol aramalarından vs. gibi.

  • Yorumlar 1
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları