Onur meselesi

A+A-
Rauf DENKTAŞ

Kıbrıslı Türkler (veya Kıbrıs Türkleri) “Kıbrıs Türkü” veya “Türkçe konuşan, Kıbrıslı” olmakla övünen kişi olduklarını söylemeğe başlarsa (bazı sendika ağaları gibi) milli benliklerini kaybetmiş olurlar. Milli kimliğini, asli benliğini inkar eden veya kaybeden kişi ise onurunu da kaybetmiş olur.
Bizi önce ailemiz, sonra da rahmetle andığımız ilkokul öğretmenlerimiz “Türk olmanın” gururu ile yetiştirdiler. Atatürk ilkelerini anlattılar, yurtta barış, acunda (dünyada) barış ilkesinin kutsallığını öğrettiler, egemenlik nedir, yurtseverlik nedir, kölelik nedir bunlar üzerinde durdular. Vatan sevgisini kendilerinin yaptıkları fedakarlıklarla fiilen kanıtlayarak öğrettiler. Tek bir ders saatini boşa geçirmeyelim diye, hastalıklara meydan okuyarak derslerine geldiler. Onları sevgi ile saygı ile rahmetle anıyoruz.
1700 kadar ilkokul öğretmenimizin sendikaları KTÖS’ün kongresine
1080 kişi katılmış ve bunların 700 kadarı “sendika onurumdur” diyen eski takıma “göreve devam” demiş. Bu
700 kişiden kaçı bu beylerin Türkiye
aleyhtarlığına, Rum yalakalığına, milliyetçiliğe tükürüp “Türkçe konuşan Kıbrıslı” olduklarına oy vermiştir, bilinemez. Ancak bilinmesi lazım. Anayasamızın giriş kısmına bakarak, sendikal faaliyet gösterisi altında yaptıkları akıl almaz terbiye ve ahlak dışı, insanlığa ve Türklüğe sığmayan davranışlarını yasal açıdan da incelemek gerekmektedir. Eğitim, milli eğitim olacaksa, “sendikal eylemdir” perdesi altında millete küfür etmeyi sanat haline getirmiş olanlara yasal tedbirlerle fırsat vermemek gerekir. Bunlar, sebepli sebepsiz düzenledikleri grevlerle çocuklarımızın eğitilmemesine sebep olmaktadırlar. Okul aile birlikleri ve bunlara oy vermeyen öğretmenler, bu mesnetsiz grevler karşısında ve bu ağaların Anavatan’a yönelttikleri kahpelikler karşısında ayaklandıkları gün, bizim tanıyıp, saygı duyduğumuz onurlu öğretmenler canlandı diye sevineceğiz.
KTÖS’ün kongresine Rum temsilciler de katılmış. Ağalara övgülerle dolu konuşmalar yapmışlar. “Sizinle gurur duyuyoruz, bize örnek oluyorsunuz” bile demişler.
En önemlisi 1080 öğretmenimizin gözlerinin içine bakarak ve “Kıbrıs’ta barış engellenemez” diyerek barışı tarif eden PEO’dan Tombazos’un şu sözleri:
“KTÖS, Kıbrıs Türk çalışanlarının en mücadeleci kesimidir. Ortak eylem içindeyiz. KTÖS’ün mücadelesinin dayandığı somut çerçeve bizim de çerçevemizdir. Kıbrıs sorunu BM kararlarında belirtildiği gibi siyasal eşitlik, iki bölgeli, iki toplumlu federal çözüm formülü ile halledilebilir”.
Tombazos, “tek halk, tek devlet, tek egemenlik, 1960 antlaşmalarını
çiğneyerek garantisiz ve Türkiyesiz AB üyeliği, AB normlarına göre ’Kıbrıslıların’ada sathında istedikleri yere yerleşmelerini” öngören Hristofyas’ın temsilcisidir! BM kararlarının yüzde seksen beşini Türk tarafının kabul etmediğini biliyor. Bu kararlar uygulansa Rum idaresini meşru hükümet olarak kabul ettik demektir.
Ve, tek bir kişi, bu kadarcığına olsun, itiraz etmiyor. Niye etsin ki? Sendika ağaları da BM kararları çerçevesinde uzlaşma için Hristofyas’ın eteğini öpmediler mi?
1955’ten bu güne, bu kahraman halkın verdiği mücadele, üç-beş tane kendini bilmezin oyuncağı mı oldu?..

Yazarın Diğer Yazıları