Onurlu Generalin son emri

A+A-
Altemur KILIÇ

Orgeneral Başbuğ ile “Tarih ve Gelecek” kitabını yazan Ercan Çitioğlu’nun, Genelkurmay Başkanı’yla son görüşmesini okurken, ABD Generali Mac Arthur’un (*) Kore savaşının yönetimi hususunda, ayrı düştüğü Cumhurbaşkanı Truman tarafından emekli edildikten sonraki sözlerini hatırladım: “Eski askerler ölmezler. Sadece gözden kaybolurlar...”
Benzerlikler var... Erdoğan, istemiş olsa bile Başbuğ’u azletmeye gücü yetmezdi. İlker Paşa yaş haddinden ve TSK’nın gelenekleri gereği, 30 Ağustos’a “onuruyla” emekli olacak. 
Generalin söyleyecek, söylemek istediği, fakat sırtında üniforması varken söyleyemediği çok şeyler var... Ben, Başbuğ’un üniformasını çıkardıktan ve bir süre dinlendikten sonra bunları açıkça söylemesini veya itimat ettiği Çitioğlu’na yazdırmasını bekliyorum. Bunlar, ülkenin yüksek çıkarları için, “Dolmabahçe Mutabakatı” gibi, devlet sırrı olarak kalmamalı! Önce, “kişisel” yönleri yok. Başbuğ Paşa töhmet altında kalmamalıdır ve şimdi ona, mâlum köşe ve kanallardan, hatta Meclis kürsüsünden saldıranların ağızlarına persenk olmamalıdır!
Biliyorum; onu şimdi çok üzen ve kızdıran bir şey de bazı lanetlenesi yazarların  BDP/ PKK vekillerinin terbiyesizce, küstahça sataşmaları... Paşa görevde iken, onların düzeyine inip, onlarla ağız dalaşına giremezdi. “Burası kışla değil. Biz senin emir erin değiliz” diyen, hakkında suç duyurusu yapan, BDP’li Selahattin Demirtaş’a ağzının payını verir, kışlanın ne olduğunu hatırlatıp  “Senin kimin-kimlerin emir eri değil, uşağı olduğunu biliyoruz, yıkıl karşımdan” diyemezdi. “Atakürt” diye, aklınca Mustafa Kemal’le dalga geçen, “bir kadın memesine vatanını satmaya” hazır, Kandil Dağına koşarak, eşkıyalardan talimat alan Ahmet Altan’a; “Eğer ezkaza, askerlik yapmışsan ve de kanında biraz olsun Türk kanı varsa, milletimizin geleneklerine göre, bir üst rütbedeki subayın önünde, esas duruşa geçip, hizaya gel”  diyemezdi... Bu adamların hizası, Altan’ın sözleridir; ‘Toprak tek başına bir anlam ifade etmiyor. APO Türklere Allahın bir lütfudur. İnsanları öldürmek yerine Kürtlere istedikleri toprakları vermek gerekir.’
Genelkurmay Başkanını savunmak ve bu adamlara hadlerini bildirmek, asıl bugün hasbel kader, Türkiye’yi yönetenlere ve “şeklen” de olsa, Ordunun Başkomutanı mevkiinde olanlara düşerdi. Ama onlar ellerini bile kaldırmadılar. Belki de içlerinden, bu adamları tasvip ettiler!
Umuyorum ki Başbuğ, bundan sonra köşesine çekilmeyecek ve söyledikleriyle, bunları ve ötekileri  “hizaya” getirecektir!

Bir film
Ve 1938 yapımı bir filmi hatırladım: Akim Tamiroff ve Gary Copper’ın başrollerini oynadıkları, “Asi Generalin Son Emri” filmini! İngilizce adı “General Şafakta öldü”  olan filmin konusu ile bu olanları teşbih etmek hata...
Başbuğ Paşa, “asi” bir general “darbeci” olmadı... Bütün olan bitenlere, tahriklere rağmen, sonuna kadar bağrına taş bastı. Hukuka saygılı kaldı ve mevcut İktidara başkaldırmadı!
Ancak, o filmdeki onurlu Çinli general gibi “şafak vakti ölmeyecek”. Onurlu bir Türk Generali olarak, inşallah daha çok yaşayacak ve sonuna kadar görev bildiklerini yapacak.
Başbuğ’un, son konuşmaları, “son emirleri” bir nevi veda konuşması gibi idi, ama ben gene General MacArthur’ün, Japonların Filipinleri işgal etmesi üzerine oradan ayrılırken, “Geri Döneceğim” demesini hatırladım!
Son konuşmaları, Başbuğ’un iki yıllık görev süresinin muhakemesi gibiydi. Kırgınlığını belirten bir mesaj vardı o konuşmada... Öfke ve daha fazla kırgınlık!  “Bir senemi çaldılar” diyordu... Planladıklarının bir bölümünü dayatılan koşullar nedeniyle yapamadan ayrılmak, ister istemez burukluk yaratmıştı onda. Aslında o yıllar, Türk milletinden çalındı!
İstediklerini yapamamak... Başbuğ’un acısı bu. Buna karşılık, Erdoğan’ın ve İktidarının terör konusunda yaptıkları, “açılımları” ise yapar gibi yapıp,  yapmamak... İşte şimdi de hâlâ ABD’den, Barzani’den “icazet”, Avrupalılardan da, yardım bekliyorlar... Başbakan onlardan şikâyetçi ama hakkı yok. Onlardan medet ummakla ve TSK’ya engel olmakla asıl hatayı siz yaptınız. Derdinizi  “ummanlara”  dökebilirsiniz!
Evet; “eski askerler ölmezler”. Ben Başbuğ Paşanın kaybolacağını sanmıyorum... Asıl görevi bundan sonra başlayacak!
AMENTÜ: “Bu iktidar yıkılmalı, Cumhuriyet yaşamalı.”

(*) General Mac Arthur 1932 Eylül’ünde, ABD Kara Kuvvetleri Komutanı olarak Türkiye gelmiş ve Atatürk tarafından Dolmabahçe Sarayı’nda kabul edilmişti. Atatürk o zaman yakınlarına  “Bu adama dikkat edin. Geleceği parlak olacak” demiş.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları