Operasyon Valkyre (3)

A+A-
Yavuz Selim DEMİRAĞ

Ahmet anlatmaya devam ediyor...

Saat 04.30 sıralarında tuvalete giden bir personel, döndüğünde "Başbakan'ın televizyonda ordu içindeki FETÖ'cü bir grubun kalkışma yaptığını söylediğini" söyledi. Ben "kalkışmayı" o anda "isyan" olarak algıladım, darbe olarak değil ve diğer bölük komutanlarıyla tabur komutanının yanına gidip durumu anlattık. O da bize "bu FETÖ'cülere karşı buranın emniyetini almaya geldiğimizi ve tanklara binmemizi" emretti. Saat 05.30 sıralarında kışlada kalan bölük astsubayım aradı ve "yeni tugay ile kolordu komutanlarının atandığını, yeni tugay komutanının derhal kışlaya dönmemizi yazılı olarak emrettiğini" söyledi. Bu durumu da tabur komutanına söyledim. Tabur komutanı "bu yeni atananların sahte olduğunu, Genelkurmay Başkanı'nın emri olmadan buradan gidemeyeceğimizi" söyledi ve bizi tekrar tankların yanına gönderdi. Tankların yanına gelince Genelkurmay Başkanı'nın kurtarıldığını öğrendim ve tabur komutanının yanına tekrar gittim. Diğer bölük komutanları ile bu durumu da kendisine söyledik. O da "Evet arkadaşlar, bilgim var, yarım saat içinde komutanımız buraya gelecek, basın açıklaması yapacak, o gitmemiz için emir verirse kışlaya döneriz. Komutanın helikopteri şu bölgeye inecek, oradaki tankları ileriye çekin, personeliniz de yerde dolaşmasın, herkes tankına binsin!" şeklinde söyledi ve emir verdi. Ben gidip tankıma bindim ve tabur komutanının söylediklerini mürettebatıma aktardım. O esnada 1'inci Bölük Komutanı Yzb. Adil BAYKAL'ın bir Albay ve bir Binbaşı ile kavga ettiklerini gördüm ve tabur komutanı bunları araladı. Durumu öğrenmek için bunların yanına giderken Albay ve Binbaşı oradan ayrıldılar. Adil Yüzbaşı Tabur Komutanına "Komutanım burada ters/yanlış şeyler oluyor, bizi doğru bilgilendirin, biz ne taraftayız, doğru yerde miyiz" diye sorunca Tabur Komutanı sinirlenerek "bizim doğru tarafta ve yerde olduğumuzu" söyledi ve "bekleyin beni burada, karargaha kadar gidip geliyorum" dedi ve yanımızdan ayrıldı.

 Tabur Komutanı gider gitmez yanımıza sivil kıyafetli 3 kişi ile polis ceketli 1 kişi geldi ve içlerinden birisi "kendisinin Genelkurmay Başkanı'nın yakın koruması olduğunu, çok büyük bir oyun oynandığını ve kandırılarak bizim bu oyunun içinde kullanıldığımızı" söyledi ve "kendisiyle yanda bulunan binaya girmemizi" istedi. Biz, kendisine nasıl güveneceğimizi sorunca, bizi istediğimiz kişiyle görüştürebileceğini söyledi. Biz de Cumhurbaşkanı ve Başbakan ile görüştürmesi istedik. Bunları cep telefonundan aradı ama telefonları meşgule düştü, sonra Ankara Emniyet Müdürü ve Özel Kuvvetler komutanı Zekai AKSAKALLI ile görüştürdü. Zekai AKSAKALLI, "Bizim kandırıldığımızı, tankları boşaltıp ortalık sakinleşinceye kadar sığınıkta beklememizi" emretti. Biz de hemen tankları boşaltıp sığınağa girdik. Bizim tankları boşaltıp sığınağa girdiğimizi Genelkurmayda darbeyi yöneten hainler öğrenince teslim olmak zorunda kaldılar. Sığınakta 4-5 saat bekledik, sonra polisler geldi, bizi aldı ve hiç hak etmediğimiz muamelelere maruz kaldık ve hâlâ da kalıyoruz.

***

Benim görev yaptığım Tank Taburuna bakan yönüyle filmde gösterilen Almanya'daki darbe girişimi ile Türkiye'deki 15 Temmuz darbe girişimi arasındaki benzerlikler:

1- Her iki darbe girişiminde de Silahlı Kuvvetlerdeki bir grup darbeci asker kendi ast birlikleri üzerinde Silahlı Kuvvetler emir-komuta zincirini kullanmış ve ast birlik komutanlarını kandırmışlardır. Filmdeki tabur komutanı Binbaşı'nın amirleri ve benim de amirim olan Tabur Komutanım tarafından emir-komuta zinciri içerisinde kandırıldığım gibi.

2- Her iki darbe girişiminde de darbeciler, yasal olarak hazırlanmış VALKYRE ve KOKTOD Planlarını devreye sokup ast kademedeki birlikleri "kurumların emniyeti alınacak" adı altında kandırarak kışladan dışarı çıkartmışlar ve devlet kurumlarına göndermişlerdir. Filmdeki tabur komutanı Binbaşının Propaganda Bakanlığı'nın emniyetini alması için ve benim de Genelkurmay Başkanlığı'nın emniyetini almam için gönderildiğim gibi.

Bakın itirafçı olan ve darbe toplantılarına katılan Kurmay Yarbay Murat YANIK ifadesinde ne diyor: "Darbe faaliyetinin ifşa olmaması için, ast birliklerin görev alanlarına sevki ve yönlendirilmesi için 15 Temmuz günü 'gece eğitimi mi yapılsın, yoksa personel, terör eylemleri veya tugayın sınır hattına taşınması ile ilgili olarak acilen mesaiye mi çağrılsın' seçenekleri tartışıldı. Sonra kolluk kuvvetlerinin toplumsal olayları destekleme (KOKTOD) kapsamında terör eylemi şüphesiyle birlik personelinin mesaiye çağrılmasına karar verildi" diyor.

3- Her iki darbe girişiminde de darbeden habersiz askeri personel alarm mesajı/haberi ile toplanmıştır. Filmdeki tabur komutanı Binbaşı'ya alarm mesaj emrinin gelmesi ve bana da önce telefonla alarm emrinin sonra 4'üncü Kolordu tarafından telefonlara alarm mesajı atması gibi.

4- Filmdeki tabur Komutanı Binbaşı ve astı olan bölük komutanları VALKYRE Planı'na göre hareket ettiklerini düşünerek devlet kurumu olan Propaganda Bakanlığı'nın emniyetini almaya gidiyorlar. Ben ve diğer bölük komutanları aynı şekilde KOKTOD Planı'na göre hareket ettiğimizi düşünerek devlet kurumu olan ve aynı zamanda kendi üst komutanlığımız olan Genelkurmay Başkanlığı'nın emniyetini almaya gidiyoruz.

5- Filmdeki darbenin adı VALKYRE OPERASYONU ve darbeyi planlayanlar arasında parola olarak özel bir kart kullanılıyor.

Türkiye'deki darbenin adı Yurtta Sulh Konseyi ve darbeyi planlayanlar arasında parola olarak "Yurtta Sulh" sözü kullanılmış.

Filmdeki darbeden habersiz tabur komutanı Binbaşı'da bu parola kartı bulunmadığı gibi ben de darbeden habersiz olduğumdan Yurtta Sulh parolasını bilmiyordum.

Yarın devam edeceğiz...

  • Yorumlar 3
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları