Operasyonu iş işten geçmeden yapılmalı!

Özcan YENİÇERİ

20 Temmuz 2006 tarihinde hem de iktidar yanlısı bir gazetede  “Müdahale Kesinlikle Şart!” diyerek şunları yazmıştık. “Güvenlik ‘olsa da olmasa da olur’ türünden isteğe bağlı bir olgu değil, behemehal sağlanması gereken bir zorunluluktur. Devlet erkini elinde bulunduranların terör ve cinayeti seyretmek gibi bir lüksleri yoktur ve olamaz. Bu bakımdan Kandil’e üslenerek örgütlenmiş terörist katillere yönelik olarak yapılacak tek şey vardır: Müdahale.”

İktidarın bu durumun ciddiyetini anlaması için bu sözlerin ve olayların üzerinden bir buçuk yıla yakın bir zamanın geçmesi gerekti. Teröristler bu arada sabotaj, katliam ve cinayetlerine ara vermeden devam ettiler. Nihayet hükümet, Kandil’de üslenmiş olan PKK’lı teröristlere yönelik olarak operasyon yapmak için istemeye istemeye de olsa bir tezkere çıkarmak zorunda kaldı. Tezkere çıktıktan sonraki gelişmeler iktidarın tezkereyi uygulamaya sokmamak için elinden gelen her şeyi yaptığı yolunda yaygın bir kanaatin oluşmasına neden oldu.

Tezkerenin beklenen etkilerini, bizzat hükümet yetkililerinin “Bush’la görüşeceğiz” ve “inşallah kullanmak zorunda kalmayız” türünden söylemleri yok etmiştir. Bütün Türkiye, şehitlerinin ardından ayağa kalkmışken iktidar, operasyon için “arin et, narin et biraz da kalsın yarına ertelet” türünden bir anlayışı devreye sokmuştur. Diğer yandan hükümetin bazı yetkililerinin, durumun nazikliğini gösteren sözleri de yok değildir. Yetkililerin bu konuda kafalarının oldukça karışık olduğu gözlenmektedir. Örneğin bazı hükümet yetkilileri hem “Komisyonlarla veya tartışmalarla zaman kaybetmek istemiyoruz”, “Bıçak kemiğe dayandı”, “sözün bittiği yerdeyiz”, “beklemeye tahammülümüz yok” diyor;  hem de bekliyor, toplantı yapıyor ve yalnızca söz söylemeye devam ediyorlar.

Bu tutum, yapılması düşünülen operasyonun sürpriz etkisinin bütün avantajlarını yok etmiş olmaktadır. Tezkere çıktığı sırada PKK’lı militanların elinde sekiz Mehmetçik rehindi. Aklı başında olan herkes bu durumda Türkiye’nin derhal harekete geçmesini bekliyordu. Bu nedenledir ki ABD Dışişleri Bakanı Rice, Türkiye’den yetmiş iki saat izin istemişti. Rice bile ani bir müdahale bekliyordu ve bunu bir süre erteletmeye çalışmıştı. Sonuçta yetmiş iki saatin yanına onlarca yetmiş iki saatler eklendi ve bu arada 3 Kasım’da İstanbul’da “Genişletilmiş, Irak’a Komşu Ülkeler Dışişleri Bakanları Toplantısı” yapıldı. Ardından da Erdoğan’ın ABD’de Başkan Bush ile yapacağı 5 Kasım görüşmesi beklenmeye başlandı. Bütün bu beklentilerin daha önceki beklentiler gibi boş çıkacağını görmek için beklemeye gerek yoktu.

Beklemenin sonucunda şartlar, giderek Türkiye’nin aleyhine dönmektedir. Bölgede mevsim dönüştü. Kar dağları sardı. Nefesler buz kesmeye başladı. Birileri hâlâ operasyon için Başkan Bush’la olan görüşmeyi bekliyor. Yakın geçmişte Stalingrat’ı ya da Moskova’yı kuşatan orduları “General Kış” ın nasıl durdurduğunu acaba bir takım yetkililer bilmiyor mu?

Bölgede şartlar giderek Türkiye’nin aleyhine dönerken, tereddüt ve endeksli politikalar Türkiye’nin caydırıcılığını iyiden iyiye azaltmıştır. Onca iddialı söylemin ardından teröristlerin büyük ölçüde inlerini boşaltmadığını sanmak, saflık ötesi bir durumdur. Bu aşamadan sonra yapılacak bir operasyonun etkisi her zaman tartışmaya açık olacaktır.

Türkiye’nin sınır ötesi operasyonu bu kadar geciktirmesi; kararlılığı, bağımsız hareket etme yeteneği ve ciddiyetinin sorgulatılmasına neden olmuştur. Bu durumu hükümet yetkilileri “diplomasiye fırsat tanımak” anlamına gelen sözlerle telafi etmeye çalışıyorlar. Sanki ABD/Türkiye ve Irak arasında dört yıldır PKK konusunda hiç bir diplomatik girişim yapılmamış ve hiç bir söz söylenmemiş de bütün bunlar yeni yapılıyormuş gibi bir hava veriliyor. Maliki ve diğer Irak heyetlerinin Türkiye’ye kaç kez gelip gittiği, koordinatörlerin yaptıkları onlarca toplantıyı ve el altından Barzani ve Talabani ile yapılan görüşmeleri birileri diplomasiden saymıyor.

Hükümet tezkereyi çıkarmakta da, operasyonu yapmakta da gecikmiştir. Terörizmi etkili bir biçimde müdahale etme zamanını Türkiye çoktan geçirmiştir. Doğru zaman ve zeminde yapılabilen operasyonlardan ancak doğru sonuçlar alınabilir. Onun için mecburen yapılmak zorunda kalınan operasyon, daha fazla iş işten geçmeden yapılmalıdır. Demir tavındadır, tavındayken de dövülmelidir.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş