Oportünizm ve Ülkücülük

A+A-
Özcan YENİÇERİ

Başını dik tutmak her yiğidin harcı değildir. Bugünlerde mazisini satarak varlığını ispata kalkmak bazı insanların ideolojisi olmuştur. Geçmişinden başka elle tutulur, gözle görülür bir meziyeti olmayanların pazarlayacakları başka bir şeyleri de yoktur. Sözümüz mazisinin sırtına binerek siyaset, iş ve kariyer kazanma peşinde koşanlara değildir. Sözümüz mazisini ticari bir meta gibi pazarlayanlar, bir zamanlar uğrunda feda-yı can etmeye ant içtikleri değerleri haraç mezat pazara sürenleredir. 


Oportünizmin cazibesi!
Değer yargılarını zamana endeksleyenlerin, geçmişte kendisi olamamış bireylerin dün olduğu gibi bugün de samimi olmadıkları bilinmektedir. Hiçbir düşüncesinde ve hiçbir eyleminde “kendi kendisi” olamamış, sürekli olarak başkasının fiziki ve fikri yeteneğini kullanmış, başkalarının sırtında yükselmeyi davranış tarzı olarak seçmiş kişiliklere özgü bir tavırdır oportünizm. Dönem oportünistlerin dönemidir. Onlar da imanı, ahlakı ve ideallerini cıvıklaştırarak, sırtında yük olarak gördükleri kimlikten kendilerini kurtarırlar.
Oportünist tip, bireydir fakat şahsiyet değildir. Bu bireyi anlamak için hiç aynaya bakma ihtiyacı duymadan, çömezi olduğu tutkuların, içinde uyuştuğu telkin dünyasını ve onu ipnotize eden cazibeyi keşfetmek yeterlidir. Bu tür birey,  bir sürü, yığın ya da kitlenin adamıdır. Bu tür adamların yüzlercesi gerçekte şahsiyet sahibi bir kişiliğe eşit tutulamaz.
Haramın dayanılmaz cazibesi karşısında şeytanla yapılan sözleşmedir oportünizm.  “İçimi döküp rahatladım” ya da “söyledim kurtuldum” türünden zihinsel tatmindir. Kaldıramayacağı ideallerin ve inançların altına giren zayıf yapılar bir süre sonra fırsatını bulunca onlardan kurtulmaya çalışacaklardır. Başarıyı, doyumu ve hemen sonuç almayı arzulayanların istikbal ve iktidar karşısında çözülmeleri doğal bir süreçtir. Kendini idealleri uğruna feda eden yiğitler çağının değerler sistemini değiştirip, oportünizmi destani şereflerin yerine koyma hastalığı Türklerin kurduğu bütün devletlerin yıkılma sebeplerinden başlıcasını meydana getirir.


Ülkücü kimdir?
Geçmişini taşıyamayan bir kişi ülkücü olamaz. İsminin ön kısmına kariyer olarak kutsal bir kavramı koyup, sonra da ona “eskilik”  izafe etmek sağlıklı bir ruh yapısının ifadesi değildir. Bu “bir zamanlar ben de adamdım” demek gibi bir şeydir. Herkes mevcut haliyle kendisini tanımlamak zorundadır. Türklerde “örf”dür; ailenin isteği hilafına başkalarıyla nikâh kıyanlar kaderleriyle baş başa bırakılırlar. Bugün manevi vücudunun mimarı olan babasını terk edenler, yarın yeni efendilerini de terk edeceklerdir!
İman edilen bir dava için kafasını koltuğunun altına alan bir idealistten daha erdemli kişi yoktur. İdealist fiyatı olmayan kişidir. Bunu altın hırsı, zina teri, içki kokusu, boğucu lüks ve sefahat ile ciğerleri dolu olan eski kimlikli oportünistler anlayamazlar. Genç nesillere şunu hatırlatmak gerekir ki; ülkü için ıstırap çekmek zevktir; ülkü için kaybetmek kazanmaktır; ülkü için ölmek yaşamaktır.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları