Orams davası ve KKTC

A+A-
Rauf DENKTAŞ

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin, Orams davasında almış olduğu karar Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde geçersizdir. Maalesef, AB’nin Kıbrıs meselesinde aldığı, kendi ilkelerine ve adalete ters düşen bir kararla, eli kanlı, soykırımı suçlusu Rum idaresini “meşru Kıbrıs Hükümeti” olarak üye yapmasından kaynaklanan dengesizlik, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ni de etkilemiştir.
Bu davaya KKTC olarak biz ve Türkiye müdahil olsaydık, sonuç, herhalde bu kadar trajik ve komik olmazdı.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne göre Kıbrıs’ta tek devlet, tek egemenlik, tek halk, tek hükümet vardır. Rumların seçtiği ve Rumlardan oluşan bir idare, 1960 Antlaşmalarına ve 1960 Anayasasına rağmen Kıbrıs’ın meşru hükümetidir. Bu sözde hükümet 1960’da Uluslararası Antlaşmaların oluşturduğu bir ortaklık devletini yerle bir ederek, kendi kendilerini  “meşru hükümet”, Türk ortağı da  “isyankâr bir azınlık” ilan ederek, yapmadığı hainlik, işlemediği cinayet, söylemediği yalan bırakmamış! Kimin umurunda!
Kendini bu felâketten 20 yıllık bir direnişle zor kurtaran Kıbrıs Türkleri kendi kaderini tayin hakkını kullanarak kendi devletini ilan etmiş. Bu ilan Evrensel İnsan Hakları Beyannamesine uygun! Bakan inceleyen yok! Türk askerlerinin gölgesinde ilan edilmiş. Peki “Kıbrıs Hükümeti”  dedikleri eli kanlı, soykırım suçlusu Rum ortak, kendi kendini “Kıbrıs Hükümeti”  ilan ederken,  “Anayasa ölmüştür, gömülmüştür”  derken, Türk ortağının tüm anayasal haklarını gasp ederken Kıbrıs’a gizlice getirdiği 20 bin Yunan askerinin gölgesinde değil miydi? Bu askerler Kıbrıs’a gizlice ve BM kararlarına rağmen getirilmişti; halbuki Türk askeri uluslararası antlaşmalara dayanarak, Rum-Yunan ikilisinin cinayetlerine son vermek, bu anlaşmaların yasakladığı Enosis’i önlemek için meşru bir şekilde Kıbrıs’ta bulunmaktaydı.
Bunlar, Orams Davasında sonuna kadar savunulmalı,  “Kıbrıs adalet mekanizması”  denilen Rum adliyesinin 1960 Antlaşmalarına göre Kıbrıs’ın tümüne şamil, Kıbrıs Türklerini yapılayabilecek yetkiye sahip olmadığı savunulmalıydı.
Olan olmuştur. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne göre Rum Mahkemesinin kararı KKTC topraklarında infaz edilebilirmiş!
Rum avukat, şimdi Oramsları, mahkeme kararına uyarak malûm villayı yıkmadıkları için yeniden dava edecekmiş! KKTC makamları şimdiden, Orams’ların bu villayı yıkmak yetkileri olmadığını, buna teşebbüsün suç olacağını, Rum mahkemesinin bu yöndeki kararının KKTC’de uygulanamayacağını açıklamalıdır.
Bu konuda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde gündeme getirilmemiş bir husus daha vardır. Malûm arsa, Evkaf’tan gasp edilmiş bir arsadır. Evkaf idaresi, şimdiden, mal sahibi olduğunu iddia eden Rum’un aleyhine Girne Kaza Mahkemesinde dava açıp, bunca yıllık kira ve tazminat talebinde bulunmalıdır.
Hukuk Dairemiz de, bu yeni bilgi ışığında, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin malûm kararını değiştirmek için yeni bir müracaat yapılıp yapılamayacağını, bu konuda uzman kişilerle (burada ve Türkiye’de) ele alırsa çok iyi olacaktır. Unutmayalım: Hak varsa, adalet işletilmelidir. Aranmayan, takip edilmeyen hak, kolaylıkla gasp edilir, elden gider!

Yazarın Diğer Yazıları