Ordusuna vekâleten oruç tutan Başkumandan

A+A-
Muhiddin NALBANTOĞLU

Türk Cihan Devleti, dünyanın üçte ikisine karşı savaş veriyordu. İki milyon 900 bin kişiden oluşan 9 ordu ve 63 tümenimiz, savaş alanlarında idi. Ramazan gelmişti. Askerin oruç tutmaması için fetva çıkmıştı.
Başkumandan Enver Paşa, seferberlik durumundaki bu ordu mensuplarına vekâleten oruç tuttu.
Bugün artık bütün belgeleriyle anlaşılmıştır ki, Birinci Dünya Savaşı, Türk cihan devleti Osmanlı İmparatorluğu’nun bölüşülmesi için çıkarılmıştır.
Denilebir ki, dünyada hiçbir devlet, Osmanlı İmparatorluğu kadar kuruluşu bir destan, yıkılışı bir destan olarak tarihte yaşamamıştır.
Devletimizin yıkılışında bile her biri yükselme çağlarındaki zaferlerimize eş değerde zaferler kazandık. Bunların en ünlüleri, Çanakkale’de İngiliz gururunu yere serdiğimiz zaferdir ki, burada aynı zamanda Batı’nın da haçlı zihniyetini mağlup etmiştik.
Kut-ul Ammare zaferinde ise, tam teşkilatlı bir İngiliz ordusunu, Başkumandanları General Tawsend ile beraber esir etmiştik. Sonra Selman-ı Pak zaferi gelir. Bunların benzeri daha pek çok savaşlarda oluk gibi Mehmetçik kanı akmıştı. Bu orduların Başkumandanı, Türklerin hakanı Mehmed Reşad’tı.
Başkumandan vekili, fakat gerçekte fiilen Başkumandan Enver Paşa idi. O sıralarda 34 yaşında bir Paşa idi.
Ali Fuat Erden Paşa, onun hakkında hatıralarında şunları yazıyor:
“Enver Paşa dindardı. Berlin’de ataşemiliter iken, Alman İmparatorluğunun sofrasında, imparator ona şarap ikram ettiği vakit, kadehi dudaklarına kadar götürür, şarabın yalnız merasimini yapardı.
Savaş sırasında Enver Paşa, Suriye’ye bir teftiş gezisindeydi. Aylardan Temmuz’du. Çok sıcaktı. Ve Ramazan ayı idi. Enver Paşa, sabah çok erkenden öğleye kadar teftiş yapmıştı. Öğleyin, bir bahçede, şeftali ağaçlarının altına, yemek hazırlanmıştı. Buz gibi sular, limonatalar, rengarenk yemişler, rengarenk çiçeklerle süslenmiş olan sofranın üstüne, şeftali ağaçlarının iri pembe-kırmızı şeftalileri sarkıyordu.


Paşa oruçlu idi
Enver Paşa sofraya davet edildi. Hep beraber sofraya oturduk. Yemek dağıtılırken, Enver Paşa, oruçlu olduğunu söyledi.
Ordu, seferi durumunda olduğu için oruç tutulmamasına fetva çıkmıştı. Fakat Başkumandan, bütün orduya vekaleten oruç tutuyordu.
Bir saat yedik ve içtik. Enver Paşa neşeli neşeli konuşuyor; herkesin buzlu suları, limonataları bardak bardak nasıl içtiğini, şeftalileri ağaçtan koparıp şapur şupur nasıl yediğini sadece seyrediyor ve hiç imrenmiyordu. O kendi iradesini imtihan etmekte idi; şeftali yemekten ve buzlu su içmekten çok, oruçlu olduğu halde sofrada oturup, yemeyerek, içmeyerek, kendi iradesinin şiddetini tatmaktan büyük bir haz ve zevk duyuyor gibi idi. Enver Paşa’nın kendine hakimiyetine hayran kalmıştım...”

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları