Organize kışkırtıcılık ya da BDP’li vekiller

A+A-
Özcan YENİÇERİ

Van’da BDP Van Milletvekili Özdal Üçer, kontrol noktasında tartıştığı bir polis memurunun başından bir kabadayı edasıyla şapkasını çekip alıyor. Üstelik bu eylemi bu milletvekili kalabalık bir gurup içinde yapıyor. O anda orada bulunanlar da milletvekilinin yaptığına benzer bir eylem içine girmiş olsalardı bugün sonucu tahmin dahi edilemeyen toplumsal olaylardan bahseder olacaktık. Polisin o anda bu davranışa vereceği bir tepki toplumsal bir olaya neden olabilir ve önceden dahi tahmin edilemeyecek sonuçları olabilirdi. Bu tavır, tipik bir kışkırtmadır ve provokatif davranıştır. Polis memurunun soğukkanlı ve sorumlu davranışı bu provokasyonu etkisiz kılmıştır.
Batman’da ise yolu kapatmak isteyen kalabalık bir grubun arasına Milletvekili Bengi Yıldız, elindeki taşla araçları durdururken görüntüleniyor. PKK militanlarının giydiği kıyafet içinde, emniyet güçlerine karşı elindeki taşla sağa sola salvo yapan bu milletvekilinin kışkırtıcı tavrı da polisin soğukkanlı tavrı sayesinde etkisiz kalıyor.
Bütün bu kışkırtma ve provokasyonlardan daha vahimi ise Silopi’de yaşanıyor. Silopi’de de BDP milletvekili Sebahat Tuncel bir başkomisere hakaret etmesine karşın bu başkomiser soğukkanlı bir biçimde alınan önlemin gerekçelerini milletvekiline anlatmaya çalışıyor. Ancak milletvekili Tuncel, “alçaklar” diyerek boşkomiserin üzerine yürüyor, hakaret ediyor ve tokat atıyor. Yasadışı davranışına izin verilmediği için bu milletvekili (!) öfke içinde emniyet görevlisine saldırırken bir yandan da “zulüm”den bahsediyor. Milletvekilinin sergilediği davranış öteden beri PKK ve hempalarının yürüttüğü ‘hem suçlu hem güçlü’, ‘hem kel hem fodul’ tavrıdır.
Üç ayrı yerde, özü itibarıyla birbirinin aynısı üç ayrı kışkırtma söz konusudur. Her üç olgunun da koordineli ve planlı olma ihtimali çok yüksektir. Her üç vekil de emniyet güçlerini kışkırtmak için böyle bir eylemde bulunmuşlardır. Olaylar münferit değil organizedir.
Her üç kışkırtıcı eylemin de kameralarla hiçbir tartışmaya yer bırakmayacak biçimde tespit edilmesi önemlidir. BDP’li vekiller, Nevruz dolaysıyla bölgede güvenlik güçlerini tahrik ve kışkırtmak suretiyle büyük toplumsal olayları başlatmak amacıyla bu ortak davranışları göstermişlerdir.
Halk da bu vekillerin ne yapmak istediklerini televizyon ekranlarından ayrıntılarıyla görme imkânına kavuşmuştur. Azcın idrak sahibi olanlar, Güneydoğu’da etnik fitneyi yönetenlerin nasıl bir zihniyete sahip olduklarını bu görüntüleri izleyerek anlayabilirler.
BDP, DTK ya da Molotof kokteylli milislerin görevi Nevruz’u PKK gösterisine daha da ilerisi bir isyana dönüştürmeye çalışmaktadırlar. Bu başarılamadığı zaman vekilinden militanına kadar bütün görevli bölücüler her türlü provokasyona baş vurmayı, kendileri için bir hak olarak görmektedirler.  
Seçim sürecine girildiği bir aşamada BDP’li vekillerinin provokasyon ve kışkırtmaları nedensiz değildir. Bu seçimde terörist grupların, TBMM’ye bölücü vekil sokmayı ne denli önemsediğini PKK’nın daha önceki tehditlerinden biliyoruz. PKK, bir süre önce “bir oy bir ölü, beş oy beş ölü” tehdidi ile seçim sürecinde uygulayacağı yöntemi ortaya koymuştu. BDP de İmralı ve Kandil ile koordineli olarak gerilim, göz yaşı, kan, kin ve nefret ürünü olan militer bir siyaset izlemektedir. Ortada hem vuran hem de “yandım anam” diyen, hem öldüren hem de “intikam” yemini eden bir yöntem var.
Devletin memurunu tokatlayan ya da aşağılayan bu kışkırtıcı tavrın “kınama, lanetleme ve densizlik” sözleriyle geçiştirilmesi kamu vicdanını yaralamaktadır. İktidara düşen ya yasaların gereği yapmak ya da “taş atan” çocuklardan sonra bir de taş atan milletvekilleri yasası çıkartmak olmalıdır.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları