Orta Asya'da IŞİD tehlikesi...

A+A-
Yavuz Selim DEMİRAĞ

Sevgili Arslan Bulut 10.05.2004 tarihli Yeniçağ Gazetesi'nde: "Bilgi düzeyi ve feraset itibariyle yetersiz olanlar işin kolayına kaçar, 'Bu adam bu kadar bilgiyi nereden alıyor?' der. Bilmezler ki, o aydınlar, herkes uyurken sabahlara kadar çalışmıştır" diye yazmıştı. Birlikte çalışmanın keyfini yaşarken, uzun yıllara dayanan dostluğumuzda Bulut'tan çok şey öğrendiğimin de altını çizmeliyim. Bulut gibi Cumhuriyet tarihine geçmiş olan "Sivil Örümceğin Ağında" adlı dev eserin sahibi Mustafa Yıldırım da yukarıdaki tarihi tespiti kitabının arka sayfasında yayınlayarak, gerçek aydınlar ile servis yapılan'lar arasındaki nüansı kayıtlara geçirmişti.

***

Gerçek aydınlar herkes uyurken sabahlara kadar çalıştığı gibi yaşadıkları ülkenin olumsuz koşullarında araştırdıklarını yazmak gibi bir cesaret sergilerler ki bu devirde her babayiğidin harcı değildir bu. Sıradan bir fedakarlık değildir. İşten atılmak, çoluk-çocuğunun nafakasından olmak. Yargısız itibar infazlarına uğramak dahası faili meçhul cinayetler ile canından olmayı göze almak... Bu memlekette bunların hepsi yaşandı ve yaşanmaya devam ediyor. Şu "araştırmacı-gazeteci" deyimini hiç sevmedim. Daha önce defalarca yazdığım gibi gazeteci zaten işini yapmak için araştırır. Fakat son yıllarda teknolojinin ilerlemesi ile devreye giren arama motorlarından "kes-kopyala-yapıştır" metodu revaçta. Ne de olsa yenmese de gargara oluyor. Bir de "servis" var ki son yılların modası. Bir dönemin "sarı zarf"larının yerini, flaş bellekler, özel yazılımlı programlar aldı. Elbette "özel yetkili" emniyet görevlileri ile savcıların toplumu manipüle etmeye yönelik ifade tutanakları yerini aldı. Halen geçerliliğini koruyan akşam yemekleri, kısa çay sohbetlerinde önce "of the record" diye tahrik edilen güncel istihbari bilgiler de servisçilerin yemi olarak oltaya takılıyor. Oysa işini ehli ile yapmak isteyen gazeteciye, yazara, genç araştırmacılara, akademisyenlere o kadar çok malzeme var ki memlekette. Biraz duyarlı olup okumak, yayınlanan eserleri takip etmek yeter de artar bile. Bu metoda en fazla istihbaratçıların, stratejik analiz kuruluşlarında görev yapanların, polislerin, askerlerin ve de hakim ve savcıların ihtiyacı var. Sosyal medyanın kirli, algı yönetimine dair analizden yoksun bilgileri yerine; her biri akademik titizlikle hazırlanmış, dip notlar ile belgelendirilmiş binlerce sayfalık gerçekler baskı adedi az, tanıtımı zayıf dergi ve benzeri yayınlar da var.

***

Geçtiğimiz haftalarda "Türk Dünyası Yazarları ve Sanatçıları Vakfı"nın "Hizmet Ödülleri" toplantısına Vakıf Başkanı Yahya Akengin tarafından davet edildim. Bana da tevdi edilen ödül ile onore oldum. Kendi kitabımı imzalayıp takdim ederken, Sayın Akengin de "diş kirası" niteliğinde vakfın yayınladığı "Türk Dünyası 25.Yıllığı"nı hediye etti. Tahliller, değerlendirmeler, öngörüler, özeleştirilerin yer aldığı yıllığı Prof. Dr. Mehmet Seyfettin Erol ve Yavuz Gürler hazırlamış. Turani düşüncenin hamasiyet yüklü söylevleri yerine başta "güvenlik sorunları" olmak üzere ile ilgili 20 den fazla bilimsel inceleme okudum bu yıllıkta. Beni vuran ve bu memleketi yönetenlerin ısrarla göremediği, bir dönem "öfkeli gençler" dediği IŞİD konusundaki kaynaklardan o her şeyi bildiğini zannettiğimiz "Milli Güvenlik Kurulu"nun da haberinin olmadığı gerçekleri okudum.

Dr. Elşan İzzetgil, Uluslararası Strateji ve Güvenlik Araştırmaları Merkezi (USAM) Uzmanı. "Orta Asya ve Kafkasya'da Köktenci Hareketler ve IŞİD Tehdidi" adlı makalesi suratlara tokat gibi çarpıyor. Reina katliamındaki Özbek teröristin 39 kişiyi öldürmesinin neredeyse televolesi anlatılıyor. Yakalanması, ifadesinin magazin boyutu ile meşgul insanımız. Oysa Türk Cumhuriyetlerinden IŞİD'e son yıllarda ciddi katılım var. Sebep ve sonuçlarını irdeleyerek tehlikeye dikkat çeken Elşan Hoca'yı televizyonlarda göremezsiniz. Ülke ülke yazmış. 2014 Ekim ayına kadar Kazakistan'da 100-150, Kırgızistan'da 100, Özbekistan'da 200-400. Tacikistan'da 190-200, Türkmenistan'da 300 sayıları 2015 Ağustos ayında Kazak'ta 300'e, Kırgız'da 400-500, Özbek'te 300-500, Tacik'de 300'e, Türkmenistan'da 360'a kadar çıkmış. Bugünkü rakamı varın siz düşünün...

Bu tarihi tespitleri yarın da paylaşacağım.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları