Ortadoğu'da savaş rüzgârları

A+A-
İrfan ÜLKÜ

Hizbullah ile Lübnan’daki Batı yanlısı hükümet ve Sünni güçler arasında giderek yayılma eğilimi gösteren mini iç savaşta Ortadoğu  “cephesinde yeni bir şey yok!”  Çünkü bu çatışmayı yöneten rejisörler artık sıradan bir okurun bile bildiği isimler: Tahran-Şam-Moskova üçgeni ve karşı tarafta Washington-Tel Aviv ve örtülü şekilde Riyad.

Ne var ki bu cephede yeni olan ve uzun süredir yabancı medyanın tartıştığı, İsrail’in Hizbullah dolayısıyla onun destekçisi Suriye’ye karşı uzun süredir hazırlandığı savaş tehdidi. Olmert hükümeti, hem Hizbullah’ın İsrail ordusunu iki yıl önce uğrattığı İsrail ordusu efsanesini derinden sarsan yenilginin intikamını almak hem de Suriye’ye yıkıcı bir darbe vurmak için hazırlık yapıyor. Global Research sitesi’nin analizcilerinden Mehdi Darius Nazemro, bu konudaki gelişmeleri değerlendirdiği yazısında şunları yazıyor:

“2007 yılında İsrail’de, Suriye ordusunda İran’ın yardımıyla füze teknolojisi de dahil olmak üzere önemli gelişmeler olduğu haberi yayılıyordu. Ortadoğu’da Suriye, Hizbullah, İran ve İsrail’in bir savaş hazırlığında oldukları, Şam’ın Tel-Aviv’e gizli mesajlar gönderdiği ve eğer İsrail Suriye’nin barış girişimlerini reddederse Golan Tepeleri’nde savaşın başlayacağı, İran ordusununda Suriye’nin yanında savaşacağı iddia ediliyordu.”

Burada bir parantez açalım. Geçtiğimiz haftanın başında Başbakan Erdoğan beklenmedik ani bir barış girişimini başlattı. Tel-Aviv ile Şam arasında bir tür telefon mekik diplomasisi olarak özetlenebilecek bir girişim Ankara’nın savaşın çok yakın olduğu konusunda somut sinyaller almasından kaynaklanıyor.

Nazemro, yazısında İsrail’in stratejisinin ABD, İngiltere, Fransa ve Almanya’yla birlikte Suriye’yi Tahran’la işbirliğinden koparmak olduğunu öne sürüyor:

“İstenen, Suriye’nin aynı Libya’nın 2003’de ABD ve İngiltere’yle yaptığı gibi barışcı bir teslimiyete zorlanarak İran’dan Filistin ve Lübnan’daki Arap direnişinden uzaklaşması...”

Bu durumda Nazemro’ya göre, eğer Suriye İran’ın etki alanından çıkarsa Filistin toprakları İsrail kontrolüne girebilir ve Hamas, Hizbullah gibi grupların gücü önemli ölçüde azalır. Bu gerçekleşirse Filistin toprakları Washington konsensüsüne ve Akdeniz Birliği projesine uygun olarak bu yöredeki Batı’nın ekonomik düzeninin bir parçası olabilir. İşte tam bu noktada İsrail, ABD, İngiltere, Fransız ve Alman çıkarları örtüşmektedir.

Nazemro analizlerinde daha da ileri giderek üç cepheli bir savaş olasılığından da söz ediyor:
 “Eğer Tel-Aviv ile müttefikleri Şam’ın Tahran’la yakınlığına diplomatik diyalogla son veremezlerse, önce ekonomik tehditler ve baskılar ardından da Suriye, Lübnan, Filistin’de girişilecek üç cepheli bir savaş gündeme gelebilir. Bu çatışma da İran’la süregiden düşmanlıkla bağlantılı olarak Ortadoğu ve Orta Asya’yı içine alabilecek geniş bir savaşa dönüşebilir.”
Türkiye böylesi, İran’a Suriye üzerinden darbe indirmeyi amaçlayan bir savaşın dışında kalabilir mi?

İyi düşünmek gerekiyor. İsrail Suriye savaşının tırmanması giderek büyük bir Ortadoğu savaşının hatta nükleer silahların bile işin içine karışması tehdidini taşıyor.

Yazarın Diğer Yazıları