Oslo pazarlığına konu olan sır ne?

İsrafil K.KUMBASAR

Devletlunun papatya falı sürüyor:       
- “Dedim, demedim, dedim, demedim.” Deyip demediği konu PKK ile müzakere. Hadisenin miladı  “PKK ile görüştüğümüzü söyleyenler şerefsizdir”  cümlesi. Onu ilerleyen dönemde  “Evet görüşüldü, devlet görüştü”  itirafı izledi. Hemen ardından  “devlet”  olarak kendilerini tarif ettiler. Nihayet artık PKK ile müzakere edilmeyip, ’siyasi uzantılar’ ile masaya oturulacağı dillendirildi.
Final cümlesi Çin ziyareti sırasında geldi:
- “Hakan Fidan’ı Oslo’ya da, İmralı’ya da ben gönderdim. O benim sır küpüm, devletin sır küpü.”
Gerçekten de son bir yıl içerisinde yapılan açıklamaları alt alta dizdiğinizde ortada bir  “sır”  ve dahi  “esrarlı bir durum” olduğu anlaşılıyor.
Üstelik bu sır ‘devlet’ için bir takım çekişmelerin PKK üzerinden ‘güç gösterisinde’ bulunmanın da kaynağı gibi duruyor.
‘Fidan’ına dokundurmayan’ hükümetin başının yaptığı ile ‘MİT’in PKK içine sızması’ kendilerine fena halde dokunan bazı çevrelerin arasındaki kavganın arkasında neyin olduğunu belli ki hiçbir zaman bilemeyeceğiz.

***


Öyle de olsa bu çekişmeden çıkarılacak bir takım sonuçlar olduğu ortada.
Her şeyden önce netleşen bir durum var ki bölücülerle masaya oturulduğu artık inkar edilmiyor. Gerekçe olarak da “Ortada bir problem var, bunun çözümü için yapıldı” deniliyor. Hemen ardından ‘PKK’ya verilen sözler’inkar ediliyor.
Tam da bu noktada insanın aklına  “Acaba MİT’çiler bölücülerle İmralı’da ve Oslo’da çay içip tavla oynamak için mi buluştu”  sorusu geliyor.
Pazarlığı perdelemenin usturuplu ifadesi  “Hiçbir taahhütte bulunmadık”  cümlesi.
Beyler sırf ‘istihbarat’ edinmek, bölücü örgüt ‘neyin peşinde’ onu öğrenmek üzere irtibata geçmiş. Hadi vatandaş bunu yedi diyelim de PKK’lılar nasıl yedi. Yoksa yer gibi görünüp onlar mı ‘bir takım istihbaratlar’ edinip, ‘devletin neyin peşinde’ olduğunu çözmeye çalıştı.
İki kişi bir masada buluşuyorsa ve bunlardan biri ‘nedamet’ duyup da bir takım itiraflarda bulunmayı kabullenmemişse, size ‘ne tür bilgiler’ verebilir?
‘Kendini yakma’ pahasına örgütü deşifre edecek hangi malumatları size aktarır?
Kim inanır böylesi bir buluşmaya?

***


Hazretlerin ifadesiyle ortada ‘bir takım sırlar’ var. Üstelik herkesin ‘kendine özgü’ sırları var.
Aslında MİT Müsteşarı Hakan Fidan’a sahip çıkan hükümetin başı, bugüne kadar her taşın altında bir ‘istihbarat birimi’arayan çevrelerin bütün tezlerini de buruşturup çöpe attı.
Onların büyük bir bölümünün inancı, ‘PKK’nın devlet tarafından kurdurulmuş, iç siyaseti dizayn etmede kullanılan’ bir örgüt olduğu yönündeydi.
Büyük umutlar bağladıkları şahsiyet kalkıp istihbarat birimlerinin örgütle ‘görüşebileceğini’ hatta ‘görüştüğünü’ söyleyince, ağır bir darbe yediler.
Kabullenemediler. Belki de için için  “Yahu bu adam neyin peşinde”  sorusunu sordular kendilerine.
O şaşkınlık ve panik içinde bir takım MİT görevlilerini deşifre etmekten çekinmediler.
Hesapları şuydu herhalde:
“Eğer PKK’nın içinde bir takım istihbarat görevlileri olmasa, örgüt tüm militanları dağdan indirir, hatta bayramlıklarını giydirip ellerine çiçek verir.”
İşe bakın ki, bu ‘toz pembe hayal’ kimileri için kabusa dönüştü. Yaptıkları onca yayın, ‘Kandil’i temize çıkarma’ çabaları heba olup gitti.

***


Neticeten, Hakan Fidan’a bir kez daha net olarak sahip çıkılması ‘müzakere’ gafletini teyit etmekle birlikte, her şeyi ‘devlet içindeki birimlere’ havale etme densizliğindeki kimi uyanıklara da ağır bir şamar oldu.
Sonrası ne olur, onu da ortaya atılan  “Terörle mücadele, uzantılarla müzakere”  iddiasının uygulamalarına bakarak anlayacağız.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş