Osmanlı Devleti yıkılırken verilen fedakar mücadele

Osmanlı Devleti yıkılırken verilen fedakar mücadele
Araştırmacı Mehmet Bilgin, "Teşkilat-ı Mahsusa'nın Kafkasya Misyonu ve Operasyonları" adlı kapsamlı çalışmasında Osmanlı'nın yıkılış döneminde İttihat ve Terakkî'nin Teşkilât-ı Mahsusa ile askerî sahada neler yaptığına odaklanıyor.

Siyasî, iktisadî ve bilhassa askerî bakımdan bir hayli zayıflamış olan Osmanlı Devleti, 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren daha önce eşi benzeri görülmemiş felaketlerle karşı karşıya kaldı. Yüzlerce yıllık vatan topraklarının işgali bir yana, insan kaynakları bakımından da tarifi zor kayıplar yaşadı. Mehmet Bilgin, yaşanan bu zor günlerin genel bir muhasebesini yaptıktan sonra, Osmanlı Devleti'nin her bakımdan yeniden teşkilâtlanması için büyük çaba sarf eden İttihat ve Terakkî'nin eldeki kıt imkânlarla bilhassa askerî sahada neler yaptığına odaklanıyor. Bugün bile hakkında en fazla tartışılan konulardan biri olan Teşkilât-ı Mahsusa işte böyle netameli bir dönemde ortaya çıkmış ve 20. yüzyıl Türk tarihine damgasını vurmuş yapılardan biri olmuştur. I. Dünya Savaşı'nda Kafkas Cephesi'nde yaşananların üzerinden 100 yıl geçmesine rağmen, ülkemizde olayın objektif olarak  değerlendirilemediğini söyleyebiliriz. Bunun en önemli sebeplerinden biri, çöken imparatorluğun ardından devam eden tartışmalar ve bu tartışmaların oluşturduğu algılardır. Fakat Mehmet Bilgin, diğer tarihçilerden farklı olarak derin coğrafya bilgisi ile belgelere geçmiş olayları karşılıklı bir okumaya tabi tutarak Teşkilât-ı Mahsusa'nın Kafkasya Misyonu'nu ve burada yürüttükleri operasyonları inceliyor. Kitap her ne kadar Teşkilât-ı Mahsusa birliklerinin Kafkasya Cephesi'ndeki sınırlı mücadelelerine odaklansa da, dönemin genel bir değerlendirmesini sunması bakımından da oldukça büyük önem taşıyor. Bilhassa "İttihat ve Terakkî bünyesinde kararlar nasıl alınıyordu? Teşkilât-ı Mahsusa nasıl ve kimler tarafından kuruldu? Teşkilât-ı Mahsusa'ya nasıl giriliyordu? Teşkilât-ı Mahsusa'nın Sarıkamış Harekatı'ndaki rolü neydi? Teşkilât-ı Mahsusa kimler tarafından yönetiliyordu?" gibi merak edilen pek çok sorunun cevabını kitapta bulabileceksiniz. Kitaptaki önemli konu başlıklarından bazıları şöyle:

*Kafkas Cephesi'nde Teşkilât-ı Mahsusa'nın Operasyon Alanı ve Ortam *Kafkas Cephesi'nin Sol Kanadındaki Bölgenin Coğrafî Durumu *Kafkas Cephesi'nin Sol Kanadındaki Bölgede İdarî Durum *Savaş Öncesi Osmanlı-Rus Sınırı *Savaş Öncesi Osmanlı İdaresindeki Bölge *Savaş Öncesinde Rusya İdaresindeki Bölge *Kafkas Cephesi Sol Kanadındaki Bölgede Askerî Durum *Osmanlı Devleti'nin Askerî Durumu *Osmanlı Devleti'nin Seferberlik İlan Etmesi *Kafkas Cephesi'nin Sol Kanadındaki Hudut Bölgeleri *Hudut Muhafazasının Jandarmaya Devredilmesi ve Yurt Savunmasında Seyyar Jandarma Alayları *Yurt Savunmasında Seyyar Jandarma Alayları *Rusya'nın Kafkas Cephesi'nde Savaşa Hazırlanması *Seferberlik Öncesi Osmanlı-Rus İlişkileri *Rus Ordusu'nun Koordinasyonu ile Ermenilerin Kafkas Cephesi'ndeki Faaliyetleri *Teşkilât-ı Mahsusa ve Kafkasya Misyonu *Osmanlı Devleti'nin Savaşa Girmesi ve Kafkas Cephesi'nde Savaşın Başlaması *Yusuf Rıza Bey Müfrezesinin Batum Üzerine Harekâtı *Teşkilât-ı Mahsusa Gönüllülerinin Artvin Üzerine Harekâtı *Kafkas Cephesi'nde Sol Kanat'ın Ortaya Çıkması ve

Teşkilât-ı Mahsusa'nın Yüklendiği Görev * Yakup Cemil Müfrezesi'nin Teşkili ve Bölgeye Gönderilmesi * Ardahan Harekâtı Esnasında Yusuf Rıza Bey Müfrezesinin Durumu  *Borçka'nın Ruslar Tarafından İşgali *Kafkas Cephesi'nde Sol Kanat'ın Çöküşü *Türk Kuvvetlerinin Çekilmesinden Sonra Rus ve Ermenilerin Çoruh Havzasında Yaptığı Katliamlar

Ötüken Neşriyat Tel:(0212) 251 03 50

 

 

***

 

Kahraman Türk anası

Sara Gürbüz Özeren, " 93 Harbi ve Nene Hatun" romanıyla tarihimizin acı ve kahramanlıkla dolu bir sayfasını aralıyor: 1877-1878 Osmanlı İmparatorluğu üzerinde yabancı emellerin hayata geçirildiği yıllardır. İngiltere, Anadolu'yu eline geçirmek için çareler aramakta; Rusya, Osmanlı'yı ve Müslümanlığı Balkanlar'dan söküp atarak sıcak denizlere açılan su yollarını ele geçirmek için çabalamaktadır. Rus ordusu Gazi Osman Paşa'nın şanlı savunmasına rağmen batıda Yeşilköy'e, doğuda ise Gazi Ahmed Muhtar Paşa'nın direnişine karşın Erzurum'a kadar dayanır. Düşman her şeyi hesaba katmış, ama Dadaş doğuran anaları hesaba katmamıştır. Dadaş dağlara baş eğmez de onu doğuran analar eğer mi? Nene Hatun, iki çocuk annesi genç bir kadındır. 8 Kasım'ı 9 Kasım'a bağlayan gece yaralı kardeşi Hasan kucağında can verir. Aynı anda şehrin bütün minarelerinden verilen salalar karanlığı yırtar. Ezanlar, Nene Hatun'u gazaya davet etmektedir...

Mihrabad Yayınları Tel:(0212) 514 28 28

 

 

***

 

Ebelerin dünyası

Gökçen Beyinli'nin, "Elleri Tılsımlı / Modern Türkiye'de Ebelik" başlıklı araştırmasında, Türkiye'nin modernleşme sürecinde doğumun nasıl tıbbileştirildiğini, böylece kadınların doğumun asli özneleri olmaktan nasıl çıkarıldıklarını ortaya koyuyor. Yola çıkarken, aklında sadece ebeler hakkında bir çalışma olduğuna işaret eden Gökçen Beyinli kitabının yol haritasını şöyle açıklıyor:

Evlerinin kapılarını bana açan, bilgeliklerini ve deneyimlerini paylaşan ebeler olmasaydı, bu kitap yazılamazdı. Bu kitabı onlara hediye etmem okuma yazma bilmedikleri için çok anlamlı olmayabilir, fakat onların en kıymet verdiği şekilde teşekkür etmek borcumdur: Allah hepsinden razı olsun. Yazılı kaynaklar sözlü tarih görüşmeleri ile birleşince kitap Türk modernleşmesinde kadın tarihinin bugüne dek gözden kaçırılan, hatta görmezden gelinen konularına temas eden bir çalışmaya dönüştü. Son yıllarda sezaryen ve kürtaj etrafında yaşanan yoğun tartışmalara da değinen bu çalışma aslında  kişisel bir yolculuk olarak, hamile kaldığımda başladı. Bu yüzden, anneliğin ömür boyu kendini sorgulamak, geliştirmek ve değişebilmek olduğunu, daha dünyaya gelmeden bu kitabı yazdıran soruları doğurarak gösteren kızıma teşekkür ve onun için şükrediyorum. Şimdi hamileliğimin neden bir "hastalık" olarak görüldüğünü biliyorum. Birçok kez doktor değiştirdim, çünkü hepsi için hamileliğim kontrol edilmesi, gözlem altında tutulması, tedavi edilmesi gereken bir hastalıktı, bense kurallara uyması gereken bir "hasta". Böyle bir sistemde, çevremdeki kadınların tavsiyesiyle tanıdığım, deneyimli bir eğitimli ebenin, "evde doğum yapmak istiyorum" teklifimi, bağlı olduğu doktorlarından çekindiği için kabul etmemesi artık beni şaşırtmıyor. Doğum zamanı geldiğinde, hastanede 6 saatten fazla normal doğum sancısı çektim, çok meşgul olan doktorum, sonradan çok yaygın olduğunu öğrendiğim "bebeğin tehlikeye girebilir" argümanıyla beni sezaryene ikna etti, kendimi aldatılmış hissettim.

Ayizi Yayıncılık Tel:(0312) 467 16 18

 

***

 

Öyle bir savaş ki

Yıldırım Bayezid'in esir düştüğü Ankara Savaşı, yerleşiklik ile göçebeliğin; merkeziyetçilik ile beylik/eyalet sisteminin; ticaretteki/zanaattaki atılımlar ile engellemelerin; insan/din davranışlardaki hoşgörü ile bağnazlığın; kısaca, yeni ile eskinin savaşıydı. Yıldırım Bayezid ve Timur, savaşın öncesi sonrası ile dünyanın şekillendirilmesini tartıştılar. Namık Doymuş'un kaleme aldığı, "Zafer Vaat Etmeyen Topraklar"  Ankara Savaşı'nın arka planını gün ışığına çıkartan Fetret Savaşçıları dörtlemesinin ilk kitabı.

Eksik Parça Yayınları Tel:(0212) 272 45 46

 

 

***

 

Hoca'nın hatıraları

Çukurova Üniversitesi'nin kurucularından ve ülkede pek çok ilkin altında imzası bulunan Prof. Dr. Kemal Gökçe'nin hatıraları "Kalbimin Yarısı" adıyla kitaplaştırıldı. Ahmet Rıza Gökçe tarafından kaleme alınan ve Gürer Yayınları'ndan çıkan kitapta, dünyanın ve Anadolu'nun çok hızlı bir değişim süreci yaşadığı son seksen yılda şahit olunan anılar okurla paylaşılıyor. Gökçe'nin hatıralarını okurken işgal yıllarından Kurtuluş Savaşı yıllarına, oradan büyük Erzincan depremine uzanan pek çok olayın bilinmeyen ayrıntılarını bulacaksınız.

Gürer Yayınları Tel:(0212) 224 16 33

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş