Osmanlı torunu olduğunuzu hatırlayın!

Özcan YENİÇERİ

Cumhurbaşkanı Gül’ün Ankara’ya gelen Suudi Arabistan Kralı Abdullah’ı kaldığı otelde ziyaret etmesi büyük yankı yaratmıştı. Özellikle Suudi Kralı’nın resmi altında, bir yanına Türkiye’nin Başbakanını diğer yanına da Cumhurbaşkanını alarak verdiği resim eleştirilmişti. Konuyla ilgili olarak iktidar yanlıları, katı AB’ci ve ABD muhibbileri bu görüşmeyi makul karşılamıştı. Diplomasi onlara göre katı ve değişmez kurallar içermemekteymiş. Protokol kurallarında istisnalar pek alâ mümkünmüş! Köşkten yapılan açıklamada da buna benzer bir biçimde “protokol kurallarında tek tip uygulamadan söz etmenin yanlış” olduğuna vurgu yapılmıştı.
Elbette asıl olan sonuç almaktır. Çok katı ve sıkı kurallara ülke çıkarlarının kurban edilmesi doğru değildir. Ancak bu karşılıklılık esasına uygun bir biçimde olmalıdır. Bürokrasi, formalite ve protokolde bir esneme söz konusu ise, Suudi Arabistan’a giden Türkiye Cumhurbaşkanına karşı da benzer davranışlar sergilenmelidir. Çünkü bir ülkeyi temsil edenlerin, temsilcisi oldukları milletin saygınlığından taviz verme hakları yoktur. Dışişleri Bakanı Ali Babacan’a Danimarka Havaalanında yapılan saygısızlık, henüz hafızalardadır. Danimarka’ya uygun bir karşılık bugüne kadar verilmemiştir. Kapılarda bekletmek, üst araması yapmak ve randevu vermemenin ne anlama geldiğini kavramak için, herhalde diplomat olmaya gerek yoktur. Türkiye’yi yönetenlerin bazı kuralları, ya da muameleleri önemsiz görmeleri ya da göstermeleri doğru değildir.
Herhangi bir ülkenin büyüklüğünü o -ülkenin yöneticilerinin ne kadar Amerikancılığı değil- ülkeyi temsil eden insanların çapı tayin eder. Türkiye büyük, köklü ve tarihi bir ülkedir. Türkiye’nin diplomasi ve protokole feda edilmeyecek saygınlıkları vardır. Borç karşılığı siyaset yürüten, ya da Başkan Bush’un ifadesiyle “at pazarlığı” yapan bir ülke değildir.
Hatta bir zamanlar bu milletin atalarının, başkalarının belirlediği kurallarla değil, kendi koyduğu kurallarla diplomasi oyununu oynadığını da biliyoruz. Osmanlı torunu olduğunu söyleyenler, Osmanlı’nın bu yönünü kendilerine rehber edinmeliler. Osmanlı’nın çöküş zamanlarındaki davranışlarını değil, yükseliş zamanlarındaki uygulamalarını yetkililer kendilerine örnek almalılar. Böyle bir zamana ait diplomatik ilişkiyi Evliya Çelebi, Seyahatnamesinde anlatmaktadır. Biz de buraya aktaralım. Bir keresinde, Elçi Kara Mehmet Paşa Viyana İmparatoru’na elçi olarak gidecekti (1655). Mehmet Paşa’nın, kendisini sınır milinde karşılamaya gelen Viyanalı baş delegeye şunları dediği kaydolunur:
“Ben İmparator huzuruna çıktığım zaman, Kral tahtından inip bana divanhane kapısına kadar gelir, benim omzumu öper ve ben de onun göğsünü öperim. Kralınız, Mekke, Medine ve Osmanlı Padişahının mektubunu öpüp başına koyar ve padişah mektubu okunduğu sürece ayakta durur ve tüm isteklerimizi yasa gereğince verirse, mektupta yazılanların dışında bir şey istemezse, Kralınızın karşısına çıkarım. Aksi takdirde, durumu Padişahımıza bildiririm ki, bu da sizin için iyi bir sonuç vermez, üstelik de sizin elçileriniz İstanbul’da iyi karşılanmaz ve saygınlık görmezler.” 
Baş Delege, Osmanlı Elçisinin bu sözleri karşısında çok şaşırmış ve şöyle demiş: “Siz ne garip bir sevdaya tutulmuşsunuz. Hiçbir elçi, şimdiye dek yedi düvel sahibi Kralımıza böyle bir öneride bulunmadı”.
Ancak, Osmanlı Elçisi sözünden dönmeyince, durum Kral’a bildirilmiş ve Kral da bu istekleri kabul etmiştir. Bu arada Kral’ın da bir ricası Elçi Paşa’ya iletilmiştir. Kral, armağanları getiren Osmanlı ağalarının eteğini öpmelerini ve huzurunda el pençe divan durmalarını ve mehterhan çalınarak huzuruna gelmelerini istemektedir. Kral’ın bu önerisine Osmanlı Elçisi Kara Mehmet Paşa şu yanıtı vermiştir:
“Armağanları getirirken, mehterhan çalmak yasamız değildir. Armağanları getiren ağalar, benim hizmetimdedirler ve hiçbir ümmeti Muhammed, Kral’ın eteğini öpemez. Böyle bir davranış Ali Osman’a aykırıdır. Bize böyle şaşırtıcı önerilerde bulunmayın.”
Bütün olan biten ve daha fazlası Hüner Tuncer’in  “Eski ve Yeni Diplomasi”  adlı kitabında var...
Osmanlı torunu olduğunuzu hatırlayın! Diplomaside de birilerini örnek alacaksanız, Osmanlı’nın bu tavrını örnek alın, Amerikan mandacılarının önerilerini değil!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş