Osmanlıca dersi...

A+A-
Ahmet SEVGİ

Türkler, İslâmiyet’i kabul ettikten sonra birçok müesseselerini olduğu gibi alfabelerini de değiştirdiler. Daha önce Göktürk ve Uygur alfabelerini kullanmıştık. Takriben bin yıl Arap alfabesini kullandıktan sonra Cumhuriyet’i müteakip 1928’de Latin harflerine geçtik.
Her alfabe değişikliğinin yeni bir hafıza kaybı olduğu dikkate alındığında tarihte defalarca hafızasını kaybetmiş bir millet olduğumuz söylenebilir. Arap alfabesini yaklaşık bin sene kullanmışız. Yani bin yıl bu alfabe ile düşünüp yazdık. Dolayısıyla, son harf inkılâbında diğer bir ifade ile son hafıza kaybımızda neleri kaybettiğimizi varın siz düşünün...
Bu söylediklerimin farklı bir mecraya çekilmesine fırsat vermemek için hemen belirtmeliyim ki bugün gelinen noktada tekrar bir alfabe değişikliği talep etmenin bizi 1928’deki harf inkılâbından çok daha büyük bir hafıza kaybına götüreceğinin idrakindeyim. Esasen böyle bir şeyin olmayacağı da aşikârdır. Ancak, 1928 harf inkılâbına dair şu tespiti yapmazsak sorumluluğumuzu yerine getirmemiş oluruz. Şöyle ki; biz Türkler sekizinci asırdan itibaren peyderpey İslâm dinine girmeye başladık. Onuncu yüzyıldan sonra Arap alfabesini benimsemiş olduğumuzu düşünelim. İslâmî Türk edebiyatının (elimize geçen) ilk eseri olan ve 1070 yılında Yusuf Has Hâcib tarafından yazılan Kutadgu Bilig’in üç yazma nüshasından biri olan Viyana nüshasının 1490’da Uygur harfleriyle yazılmış olduğunu görüyoruz. Demek ki Müslüman Türkler Arap alfabesini benimsedikten sonra bir anda Uygur alfabesini terk etmemişler. Aksine 4-5 yüzyıl Arap alfabesiyle Uygur alfabesini beraber kullanarak hafıza kaybını asgariye indirmeye çalışmışlardır. 1928 harf inkılâbında ise her şey bir gecede olup bitmiş ve bin yıllık kültürümüz bir anda adeta sıfırlanarak bir bakıma işe yeniden başlamış olduk. Kanaatimizce bugünkü fikrî kısırlığımızın temelinde yatan gerçek neden budur. Ve zaman zaman tartışmaya açılan okullarda Osmanlıcanın (Osmanlı Türkçesi) okutulması teklifi de böyle bir ihtiyaçtan kaynaklanmaktadır.
Doğrusunu söylemek gerekirse 4+4+4 sistemiyle okullarda başlatılan seçmeli ders döneminde Osmanlıcanın düşünülmemiş olması büyük bir eksikliktir. Gerçi okullarda haftada 2 saat -seçmeli veya mecburi- Osmanlıca dersi görmekle öğrenciler eski kültürlerini okuyup anlayacak seviyeye gelmeyeceklerdir. Lakin öncelikle Osmanlıca denilen şeyin ayrı bir dil olmadığını, Türkçenin farklı bir alfabe ile ifadesi olduğunu, isterlerse bu alanda uzmanlaşarak bin yıllık kültürlerini okuyup anlayabileceklerini göreceklerdir ki bence bu bile gençler için büyük bir kazançtır.
Bütün bu mütalaalar da gösteriyor ki gazetemiz yazarlarından MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin okullarda Osmanlı Türkçesinin mecbûri ders olarak okutulmasına dair verdiği kanun teklifi yerinde bir teşebbüstür ve desteklenmelidir. Allah sa’yini meşkûr eylesin...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları