Otomobiller-Tramvaylar-Tünel

A+A-
Altemur KILIÇ

Herkesin hayatında bu araçların büyük rolü var... Tabii benim hayatımda da... İtiraf edeyim, varlıklı bir aileye mensup olduğum için  “ağzımda gümüş kaşıkla, altımda özel otomobille doğdum”  ve yaşadım... Hayata atıldıktan sonra da her zaman otomobillerim oldu; resmi ve özel!
İlk hatırladığım otomobil babamın Ankara’daki açık tenteli Benz otomobili... Sonra amcamın Türkiye’ye ilk defa ithal edilen Mercedes Benz’i idi... Bu otomobilleri ailemizin efradı olan emektar ve bizden ayrıldıktan sonra da ailede kalan rahmetli şoförleri İbrahim, Hakkı ve Emin efendilerdi...
Özel otolarımız vardı ama babam ve amcam bizi okullarımıza otomobille göndermezlerdi, gençliğimizde de bu arabaları kendimiz kullanamazdık...
Hayata atıldıktan sonra ilk kişisel otomobilim Washington’da Basın Ataşesi olarak bulunduğum sırada aldığım Şevrole (Chevrolet)oldu.. Sonra bir Ford aldım... Hiç kaza yapmadım.. Ta ki otomobilimin vitesi atladığında siyahi bir otel kapıcısına çarpana kadar.. Sigorta adama yüklü bir tazminat ödedi.. Adam da o parayla çiftlik almış hayatının sonuna kadar da herhalde bana duacı olmuştu... Sakat kalmamıştı!
Şimdi hayret ediyorum otomobille Amerika’yı ve İstanbul’dan Fransa’ya kadar Avrupa’yı baştan başa nasıl geçmiştim diye! “Şoförler”  deyince Basın Yayın Genel Müdürlüğündeki makam şoförlerimi rahmetle anarım.. İsmail beyi, Kenan efendiyi unutmam mümkün mü... İkisi de çok sadık, efendi insanlardı...  27 Mayıs’ta tutuklanmamdan sonra, herkes tanımazdan gelirken Ankara’da çaresiz kalan anneme, Özel Kalem Müdürüm Mehmet Özer ve sekreterim Aylin Gönensay sahip çıkmışlar!

Tramvaylar
İstanbul’da tramvay hayatımızın ekseni idi... Taksim-Harbiye-Şişli Tünel, evlerden Beyoğlu’na; Bebek-Eminönü, okuldan eve; Fatih Harbiye- Şişli- Sirkeci, gazetelerin merkezi Babıaliye ulaştığımız hatlarımızdı... Karşı yakada Kadıköy tarafında da ayrı bir yabancı şirket tarafından; Kadıköy-Üsküdar, Kadıköy-Bostancı tramvayları işlerdi. Kadıköy-Bostancı hattındaki tramvayların arabaları daha moderndi. Hele yazları; öndeki kapalı vagon yeşil, arkadaki ikinci vagon kırmızı renkte ve yanları açıktı. Bu vagonda seyahat etmenin keyfine doyum olmazdı. Bağdat Caddesinin her iki tarafına döşenen raylar gidiş gelişi sağlardı.

Vatman
Tramvaylarda aracı kullanan kişiye vatman denirdi, çünkü sürücü, tramvayın süratini önündeki kolla  “wat”  değiştirerek ayarlardı Ve vatman önündeki kolu çevirerek fren yapardı.. Fren yapılınca ve virajlarda iki demirin birbirine sürtmesinden doğan acayip bir gıcırtı sesi çıkardı. Ön sahanlıkta durmak yasaktı... Yaşlılara ve sakatlara ön sıralarda yer ayrılmıştı ve gençler de yerlerini onlara kendiliklerinden verirlerdi..
Tramvayların arkasına, tamponlarına çocuklar asılır ve bu yüzden feci kazalar olurdu... Sonraları, akıl ettiler tamponları saçla örttüler..
En önemli tramvay kazası Şişhane faciası denilen kaza. Şişhane’de freni boşalan tramvay köşedeki binaya çarpmış birçok kişi yaralanmıştı..
İstanbul’da çalışan tünelde de bir kaza olmuş, kayışı kopan vagon bariyere çarpmıştı..
Tünel ilk kurulduğunda her nasıl oluyorsa su terazisi sistemiyle işlemiş.. Gidiş-gelişi özel kayışlarla hareket eden tünel sonra elektrikle işletildi. Vagonların biri giderken öteki gelirdi. Tünel elektrikli olunca da vagonları çeken kayışlar kaldı! Şimdi nasıl işliyor bilmem!...
Harp yıllarının önemli bir sorusu, Avrupa’dan kayışların gelip gelmemesi idi.. Kayışlar miadını (kullanma süresini) doldurunca tünel seferleri dururdu.

Türkiye’de tramvay
İstanbul’da ilk tramvay işletme imtiyazı 1871’de 40 yıl süreyle Konstantin Krepano Efendi’nin kurduğu  “Dersaadet Tramvay Şirketi” isimli şirkete verildi.
İlk atlı tramvay 1871 yılında Azapkapı-Galata, Aksaray-Yedikule, Aksaray-Topkapı ve Eminönü-Aksaray olmak üzere 4 hatta çalışmaya başladı. İlk işletme yılında 430 at kullanılarak 4,5 milyon yolcu karşılığında 53000 TL. gelir elde edildi.
Daha sonraları Voyvoda’dan Kabristan sokağı-Tepebaşı-Taksim-Pangaltı-Şişli, Beyazıt-Şehzadebaşı, Fatih-Edirnekapı-Galatasaray-Tünel, Eminönü-Bahçekapı gibi hatlar açıldı.
Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde çalışmaya başlayan atlı tramvaylar daha sonra imparatorluğun büyük şehirlerinde de kurularak önce Selanik daha sonra da Şam, Bağdat, İzmir ve Konya’da işletmeye açıldı. Savunma Bakanlığı, tramvay atlarını 1912 yılında başlayan Balkan Savaşı sırasında, 30000 altın karşılığı aldı ve bu yüzden İstanbul bir yıldan fazla süreyle tramvaysız kaldı.
İstanbul’da ilk elektrikli tramvay 1914 yılında işletmeye açıldı..

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları