Otoriteye iltica etme geleneği

A+A-
Özcan YENİÇERİ

               Kurtuluşu ailede babadan, işyerinde patrondan, tarikatta şeyhten, okulda öğretmenden, ekonomik hayatta ise devletten beklemek Türkiye'de gelenektir.

                "Kurtar bizi baba" türü sloganlar siyasi hayatın son elli yılına bu yüzden damgasını vurmuştur.

                Gelinen aşamada "kurtar bizi baba" sloganlarının yerini 'kurtar bizi anayasa' kavramı almıştır.

                Anayasa değişecek ve bütün iktidar Cumhurbaşkanına geçecek o da Türkiye'yi kurtaracak!

                Kurtuluşu dün "baba"lardan bugünlerde de siyasi partili cumhurbaşkanlığı sisteminden bekleyenlerden geçilmez olmuştur.

Bireyin kendi kararı ile milletin azmi!

Sıradan vatandaşlar, milyar dolarlık ihaleleri kapmış iş adamları ve muhannete muhtaç garibanlar kurtuluşlarını siyasi partili cumhurbaşkanlığını öngören anayasaya bağlamışlardır.

Halbuki Atatürk, kurtuluş için gerekli gücün, bireyin kendisinde dahası "damarlarındaki asil kanda" olduğunu söylemişti.

                O, bir insanı kendisinden başka kurtaracak bir güç olmadığını söylemişti. O, daha işin başında Amasya'da da milletin kurtuluşunun İngiliz ya da ABD mandasında değil "milletin azim ve kararında" saklı olduğunu söylemişti! 

Ekonomik yönden devlete, manevi yönden ise kendisi gibi olan bir başka Allah kulunun otoritesine iltica edenleri kurtaracak hiçbir sihirli formül yoktur.

Tarikat ve toprak ağılığı karışımı tahakküm!

Bu ülkede kurtuluşu kendi çabalarında değil darbecilerin silahlarında arayanlar darbe üstüne darbe yapılmasına sebep olmuşlardır.

Evren'in darbe Anayasasına %90'ın üzerinde oy verilmiştir.

Kurtuluşu, kerameti kendinden menkul bir yerde aramak yüzyıllar süren çarpık maddi ve manevi süreçlerin ürünüdür.

Sonuçta FETÖ gibiler gökten inmedi, bu toplumun içinden çıktı.

Yüzyıllar boyunca devletin profan (seküler), tarikat ve cemaatlerin ise (ruhani) manevi yönden tahakkümü mümin kişiyi otorite karşısında güçsüz, anlamsız, zayıf ve yabancı kılmıştır.

Sabri Ülgener bu durumun şekillenme sürecini şöyle açıklar: "Dünya beylerinin yanında, hatta üstünde bir din ve mana aristokrasisini yoğurup şekillendiren -İslam'ın şiddetle reddettiği- ruhbanlık kurumu yüzyıllar içerisinde başka isim ve kılık altında kul ile tanrı arasına konulunca, kitleler üzerinde yeni bir güç ve iktidar merkezi vücut bulmuştur...

 Alışılmış hanedan tertibi dışında, fakat manevi nüfuz ve sultası hepsinin üstünde çoğunlukla tarikat ve toprak ağalığı karışımı bir tahakküm odağı teşekkül etmiştir".

İktidar olanların güç odağı haline gelmeleri!

 Süreç Bursalı İsmail Hakkı'ya göre şöyle şekillenmiştir

 Kendileri de bir zamanlar tabandan yetişme, fakat tabana basıp üste tırmandıkça dünya meşguliyeti ile uğraşmaktan nefislerini sıyırmayı bilmiş; Hak yolunu basamak basamak sürdürüp Tanrı varlığında beka bulduktan sonra ise artık "eli Hakk'ın eli; kuvvet ve kudreti vücudu mutlak kudreti.. Öylesine hizmet; Hakk'a hizmet demek"tir.

Dikkat edilirse günümüzün FETÖ'süne hizmet etmeye de benzer anlamlar yüklenmektedir.

Bu durum pısırık, pasif, uyuşuk ve acınacak kadar uysal bir tabiler kitlesini üretmiştir.

Bu tür bir terbiyeden geçenler maddi ya da mana üzerinde iktidarı olan otoritelere kayıtsız, itirazsız bağlanmış hatta iltica etmişlerdir.

Maddi iktidarlar insanın fiziki yapısı üzerinde kurduğu tahakküm; manevi iktidarların duygu, ruh ve iman üzerinde kurduğu tahakküm yanında anlamsız denecek kadar etkisizdir.

Manevi iktidar sahiplerinin eğitiminden geçenler, Ankaravi'nin tabiriyle "Ehl-i cihandan hizmetkârlık ve riayeti edep" kabul etmişlerdir.

Bu tutumların amacı kerameti kendinden menkul şeyhlere tam teslim olmayı gerçekleştirmek ve onların elinde bir cenaze gibi olunmasını sağlamaktır. Böylece şeyhler de halis muhlis uşaklara kavuşmuş ve egosu tatmin olmuş olur.

Türkiye'de maddi ve manevi otoriteye iltica gelenektir.

Referandumla iltica, tek otorite haline gelecek olan Cumhurbaşkanlığına yapılacaktır.

Garp cephesinde değişen yeni bir şey olmayacaktır!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları